Allame Tabâtabâî’nin Bakışından İslam Medeniyetinin Özelliklerinin Tahlili

04 December 2025 44 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 10 / 11

“Varlık âlemi ve onun tüm parçaları, yürürlükte olan bir düzenle salih gayelere ve neticelere doğru ilerlemektedir. Ama aynı zamanda âlemin her bir parçasının da diğer parçaların izlediği yoldan ayrı başka bir yolu vardır. O parçanın kendine mahsus amelleriyle katettiği bir yoldur bu. Yolun ortasında sağa sola sapmaksızın veya ifrat ve tefrit nedeniyle ondan tamamen sapmaksızın. Çünkü eğer (sapma veya yoldan çıkma) olursa tasarlanmış sistemde bozulma meydana gelir ve o parçanın peşinde olduğu gaye ve tüm âlemin gayesi yıkıma uğrar. Allame şuna inanmaktadır ki, bir parçanın ona tayin edilmiş hedeften çıkması ve onun için ve onun dışındakilere gerekli olan sistemin yıkıma uğraması, diğer parçaların onunla ahenk içinde hareket edememesine, bunun yerine çatışmasına sebep olur. Eğer yapılabiliyorsa onu doğru yola döndürmeli, orta yola ve itidal sınırına çekmeli ve ahlakî faziletler çerçevesine oturtmalıdır. Aksi takdirde yok olacaktır. Öyleyse iyiliğine olan durumu korumalı, varlık âlemini kıvamında tutmalı, yok olma ve yıkımdan muhafaza etmelidir. Varlık âleminin parçalarından bir parça olan insanlar da bu tümel hükümden istisna değildir. Eğer fıtratlarının yönlendirdiği şeye göre (fesat davranışından uzak durarak) hareket ederlerse onlar için takdir edilmiş mutluluğa ulaşacaklardır. Eğer fıtrat sınırlarının dışına çıkarlarsa, yani yeryüzünde fesada yeltenirlerse noksansız Allah onları kıtlık ve sıkıntıya, çeşit çeşit azap ve belalara maruz bırakacaktır. Belki bu sayede ıslah ve doğruluk yolunu tutarlar. (Tabâtabâî, a.g.e., c. 15, s. 430-431).

Sonuç

İslam medeniyetinden kastedilen, Hz. Peygamber’in (s.a.a) asrından başlayarak İslam’ın egemenlik alanının genişlemesiyle Çin’in Batı sınırlarından Endülüs’e kadarki alanı kapsayacak şekilde Müslümanların iktisat, kültür, din, toplum, ahlak, maddi, manevi, sanat, buluşlar, keşifler gibi muhtelif boyutlardaki tüm birikimidir. Dolayısıyla medeniyet konseptinin tanımını toparlarken, Müslüman düşünürlerin görüşüne göre medeniyetin özelliklerinin, fikri prensipler ve çevre şartları dikkate alınarak farklılaşacağı söylenebilir. Yani medeniyetin belli sayıda özellikleri her çağda çevre şartlarına göre değişkenlik gösterebilir ve yoğunlaşıp zayıflayabilir.

Önem taşıyan nokta, İslam medeniyetinin Kur’an ayetleri ve Nebevî siret temeline oturması, tüm mekanlarda ve çağlarda insanın maddi ve manevi tüm boyutlarını kapsaması gerektiğidir. İslam medeniyeti bahsinde diğer bir önemli nokta, İslam dünyasının büyük düşünürlerinin görüşüne göre özelliklerinin incelenmesidir.

Nitekim Allame Tabâtabâî’nin Kur’an ayetlerinin tefsirindeki sosyal yaklaşımına dikkat edildiğinde gayet net biçimde, akıl ve vahyin irtibatı, adaletperverlik, bilgi birikimi, dinamik bir dünya görüşüne sahip olma, yanlış toplumsal geleneklerle mücadele, sosyal birlik, ahlakın eksen olması gibi birtakım özellikler çıkartılabilecektir. Allame, medeniyet ve uygarlık asrı olan şu anki çağda eğer toplumlarının endamında mükemmellik bakımından aynı damar ve kökten gelme durumu görülüyorsa bunun, İslam’ın gelişmiş eserlerinden ve bu gelişmişliğin dünyanın her tarafına sirayet edip akmasından olduğuna inanmaktadır. Bu anlamın çözümlemesi ve tahlili, en küçük bir tereddüde yer bırakmaksızın kanıtlanabilir. Bu nedenle bariz ve etkili özelliklere dikkat edilmesi ve onların Müslüman toplumlarda hayata geçirilmesiyle İslam medeniyetinin gelişmesi, parlaması, sürekliliği ve istikrarı temin edilmiş olacaktır.

Kaynakça

Kur’an-ı Kerim

Bâbâyî, Habibullah (1390), Temeddun ve Tecerrud, Kum: Pejuheşgah-i Ulum-i Ferheng-i İslamî.

Belazuri, Ahmed b. Yahya (1376), Fütuhu’l-Buldan, Tercüme: Muhammed Tevekkul, Tehran: Nokre.

Ca’ferî, Muhammedtaki (1373), Ferheng-i Pişro, Ferheng-i Pesro, Tehran: İntişarat-i İlmî ve Ferhengî.

Can Ahmedî, Fatıma (1390), Tarih-i Ferheng ve Temeddun-i İslamî, Kum: İntişarat-i Mearif.

Cevad, Ali (1367), Tarih-i Mufassal-i Arab Kabl ez İslam, Tercüme: Muhammed Hüseyin Ruhanî, Meşhed: Neşr-i Meşhed.

Cevadî Âmulî, Abdullah (1378), Tefsir-i Mevzuî-yi Kur’an, Kum: İsra.

Dehhoda, Ali Ekber (1380), Lugatname, Tehran: İntişarat-i Danişgah-i Tehran.

Durant, Will (1365), Tarih-i Temeddun, Tercüme: Ahmed Aram, Tehran: İntişarat-i İlmî ve Ferhengî.

Ekberî, Murtaza, “Vakavi-yi Şahisehâ-yi Temeddun-i Novin-i İslamî der Endişe-i Makam-i Muazzam-i Rehberî”, Mutalaat-i Elgu-yi Pişreft İslamî ve İranî, Üçüncü Yıl, Kış 1393, Sayı 5, Sayfalar 85-108.

Fadlullah, Muhammed Hüseyin (1419), Min Vahyi’l-Kur’an, Beyrut: Daru’l-Melak.

Fahru Razi, Muhammed b. Ömer (1420), E’t-Tefsiru’l-Kebir, Beyrut: Daru İhyai’t-Turasi’l-Arabi.

Huntington, Samuel (1370), Saman-i Siyasî der Cevami-i Desthuş-i Tağyir, Tercüme: Muhsin Telaşî, Tehran: İlm.

Hutti, Philip Halil (1366), Tarih-i Arab, Tercüme: Ebulkasım Payende, Tehran: Agah.

İbn Aşur, Muhammed Taha (1420), Tefsiru’t-Tahrir ve’t-Tenvir, Beyrut: Müessesetu’t-Tarihi’l-Arabî.

İbn Cevzî, Abdurrahman b.Ali (tarihsiz), Zadu’l-Mesir fi İlm’t-Tefsir, Beyrut: Daru’l-Kitabi’l-Arabî.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar