Daha basit bir ifadeyle, eğer bilimsel tefsir, Kur’an’ın zâhirinin bilimsel bilgiye uygun olduğu anlamındaysa sorun yoktur. Çünkü bu durumda reyle tefsir ve dayatma işini içinde değildir.
Üçüncü yaklaşıma göre eğer Kur’an’ın zâhiri kesin deneysel bilimlere muvafıksa Kur’an’ın tefsirinde o bilimsel bilgiden yararlanılabilir. Fakat zanna dayalı bilgiler, bilimsel teoriler gibiyse Kur’an tefsirinde onlardan yararlanmak mümkün değildir. Çünkü bu teoriler zamanla değişim ve dönüşüme maruz kalmaktadır ve Kur’an’ın onlarla özdeşleştirilmesi, bilimlerde değişiklik meydana geldiğinde insanların Kur’an’ın doğruluğu ve hüccet oluşundan kuşku duymasına sebep olacaktır.
Seyyid Kutub, Fi Zilali’l-Kur’an isimli tefsir kitabında bilimsel teorilerin Kur’an’a dayatılmasını reddederken, Kur’an’ı daha iyi anlamak için bilimlerden yararlanmayı onaylayarak şöyle demiştir: “Bilimsel bilgiler değişikliğe uğradığından ve mutlak olmadığından, onları, mutlak ve nihai hakikatlere sahip Kur’an’a nispet ve izafe etmek ya da dayatmak mümkün değildir. Ancak insanın varlığı ve hayatıyla ilgili olarak bilimsel hakikatler ve teorilerde keşfedilmiş bilgilerden Kur’an’ı anlamak için istifade edilebilir ve bu yolla Kur’an’ın delaletleri geliştirilebilir.
Üçüncü yaklaşım esas alınarak aşağıdaki sonuçlar çıkartılabilir:
1. Kur’an’ı anlamada bilimlerden ve beşerî bilginin kesin sonuçlarından yararlanılmasının, Kur’an’daki lafızların manasını geliştirmeye ve ayetlerin, bilimsel hakikatlere işaret edilmiş hariçteki gerçek örneklerini bulmaya etkin biçimde yardımcı olmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bilimsel tefsire bu tür bir yaklaşım, Kur’an’a ilişkin anlayışımızı derinleştirecek ve Kur’an ayetlerinin delaletlerini zenginleştirecektir.
Misal vermek gerekirse, “وَمَنْ يُرِدْ اَنْ يُضِلَّهُ يَجْعَلْ صَدْرَهُ ضَيِّقاً حَرَجاً كَاَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي السَّمَٓاءِ” ayetinde irtifanın artışıyla nefes almanın güçleştiği meselesine değinilmiştir.
“Bu ayette sapkınların hayatındaki güçlük ve zorluktan bahsedilmekte ve onlar, atmosferin yüksek katmanlarına yükselen, yükseldikçe nefes darlığına ve göğüste büyük sıkışmaya maruz kalan kişiye benzetilmektedir. Eski müfessirler yukarıdaki ayette geçen bu benzetmeyi izah ederken görüş ayrılığına düşmüştür. Bazıları, kastedilenin, uçmak için boşuna çabalayan ve kuşlar gibi göğe uçmaya uğraşan kişiye benzetme olduğuna inanmıştır. Çünkü buna gücü yetmez, rahatsız olur ve rahatsızlığın şiddetinden nefes alması güçleşir. Fakat günümüzde yeryüzünde hava basıncı fenomeni ve onun bedendeki kan basıncına uygun olduğunun (böylece iç ve dış basıncın dengelendiğinin) anlaşılmasıyla ayetteki benzetmenin izahı daha iyi anlaşılmakta ve eski tefsirlerin belirsizliklerini büyük ölçüde azaltmaktadır.”
2. Üçüncü yaklaşımla bilimsel tefsir Kur’an’ın bilimsel mucizesini ispatlamayı sağlamaktadır. Çünkü Müslüman âlimler Kur’an’ın mucize boyutlarından birinin bilimsel işaretler olduğunu düşünmektedir. Bilimsel işaretlerden bir kısmı eski zamanlarda, bir kısmı son yıllarda bilimin araçlarıyla ortaya çıkmıştır. Belki de diğer birçoğu da zaman içinde bilinir hale gelecektir.
Bilimsel mucizeden kasıt, tabiatın bazı sırlarıyla ilgili ve Kur’an’ın ifade katmanlarından -bazen- sızıntı biçiminde gözlemlenen geçici işaretlerdir. Zaman geçtikçe, bilimin gelişmesi ve bazı bilimsel teorilerin kesinlik kazanmasıyla bu işaretlerin üzerindeki perde kalkar ve bilginler, özellikle bu hakikatlere vakıf olarak Kur’an’ı mucize açısından övgüye konu edip makbul bulurlar.
Dolayısıyla Kur’an ayetlerini daha iyi anlayabilmek için bilimlerin kesin sonuçlarından yararlanmak, Kur’an’ın bilimsel işaretlerinin doğruluğunu ispatlamaya yardımcı olmaktadır.
Kur’an’ın bilimsel işaretleri, gerçekte bu sözlerin ilahî ilim ve hikmetle dolup taşan bir kaynaktan geldiğini ifade etmekte ve sonsuz ilim kaynağını anlatmaktadır.
Bundan dolayı bilim adamları büyük gayret ve çabayla varlığın gizem ve sırlarından birini açtığında ve bu keşif kesin bilgiye dönüştüğünde, güvenilir bilim adamlarından nakledilen bazı kati bilimsel teorilerden yararlanarak bilimsel işaretler içeren bazı Kur’an ayetleri tefsir edilebilir.
Seyyid Ebulkasım Hoî, el-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an kitabında incelikli bir noktaya değinmektedir:
Kur’an-ı Mecid, çok sayıda ayette yaratılışın kanunları, tabiat âlemi, semavi küreler ve benzerleriyle ilgili meselelerden bahsetmektedir. Kur’an, vahiy ve gaybî haberler dışında bu bilgilere ulaşmanın hiçbir yolu bulunmadığı ve hiçkimsenin bu hakikatleri kavrayamadığı dönemlerde bu hakikatlerin ve sırların üzerindeki perdeyi kaldırmıştır.
Daha sonra şöyle devam eder: