3- Mehdi’yi Bekleme Felsefesi ve Bekleyişin En Faziletli Amel Oluşu

04 December 2025 24 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 6

Gerçek bekleyenlerin özelliklerinden biri, onların velayete bağlılık konusunda sebat göstermesidir. Gerçek bekleyenler, gaybet döneminde itikadi ve ameli açıdan rivayetlerde mümtaz sıfatlarla nitelendirilmiştir. Öyle ki onlar inancın zirve noktasına yerleştirilmiştir ve onların velayete ve Ehlibeyte bağlılık konusunda gösterdikleri sebat ise örnek verilecek türdendir. Bir rivayette Hz. Peygamber, (s) Hz. Ali’ye (as) gerçek bekleyenlerin inançlarıyla ilgili olarak şöyle buyuruyor:

‘’Ey Ali’ Bil ki yakîn açısından insanların en yüceleri, Ahir zamanda gelirler. Onlar, Peygamberi görmemişlerdir ve hüccet onlardan gaiptir. Onlar, beyazın üstündeki siyahlıklara (Kur’an’ın ve hadislerin yazdıklarına) iman ederler.’’

Bu hadis-i Şerif’te gaybet dönemindeki bekleyenler, yakinin zirvesindeki kişiler olarak diğer tüm insanlarla mukayese ediliyor. Onlar Peygamber’i görmemişlerdir ve İmamları da gaybet perdesinin arkasındadır. Onların elinde olan sayede ilahi hüccetlerden kalan hadislerdir. Onlar, itikadi açıdan peygamberi gören ve onun mucizelerine yakından tanıklık eden kişilerden daha ileridedirler. Bu durum onların kavrayış ve marifetin zirvesinde olduklarını ifade eder. Onlar, itikadi açıdan işte böylesine yüksek düzeyde bir yakine sahiptir.

1-2- İmanda Üstünlük

Gerçek bekleyenlerin ikinci özelliği onların iman açısından üstünlüğüdür. Hz. Peygamber, (s) nakledilen diğer bir hadiste gaybet dönemindeki bekleyenleri kendi kardeşi olarak nitelemekte ve onları görmeyi arzuladığını ifade etmektedir. Bu çok önemli olan unvan, Peygamber’in sahabesinin gıpta etmesine ve ‘’Ey Allah’ın Resulü, bizler senin kardeşin değil miyiz?’’ demelerine neden oldu. Hz. Peygamber (s) ise ‘’Sizler benim ashabımsınız; ama kardeşlerim ahir zamanda beni görmedikleri halde bana inanan kimselerdir’’ diye buyurdu. (Meclisi, 1403, c.52, 124; Saffar, 1404, c.1, s.84)

Hz. Peygamber’in (s) bu buyruğunda bekleyenlerin iman bakımından sahabesine olan üstünlüğü açık bir şekilde gözükmektedir.

1-3- Bekleyenlerin Hidayet Etme Rolü

Diğer bir konu da bekleyenlerin inançlarına, özellikle de gaybet zamanında Ehlibeyt’in velayetine bağlılıkta sebat göstermesidir. Bu, öylesine zordur ki karanlıkta dikenlerle dolu bir ağacın üstüne çıkmaya ya da ateşi eliyle tutmaya benzetilmiştir.

“Her biri, zifiri bir gecede dikenler üzerinde yürümek ve avucunda ateş koru tutmaktan daha zor olmasına rağmen dinlerini korurlar. Onlar, kapkaranlık gecelerin kandilleridirler ve Allah onları her türlü bulanık ve karanlık fitneden kurtarır.” (Meclisi, 1403, c 52:124)

Bu hadis-i şerifte bekleyenlerin bir diğer özelliğine işaret edilmiştir. Onlar, karanlıkta yön gösteren lambalardır. Diğer bir ifadeyle onlar, gaybet zamanında başkalarının hidayetine vesile olan bilgelik meşaleleridir. Bazı rivayetlerde gaybet döneminde imamı bekleyenler, muttakilerin misdakı olarak tanıtılmıştır.

‘’Muttakiler için yol göstericidir. Onlar gaybe inanırlar’’ (Bakara:2-3) ayetinin tefsiriyle ilgili olarak İmam Sadık’tan rivayet edilen bir hadiste şöyle deniyor: “Onlar, Kaim’in kıyamının hak olduğuna ikrar edenlerdir.’’ (İbn Babuye, 1395, c.2, 340)

Bu rivayette İmam Sadık (as) muttakileri -ki onlar Kur’an’ın özel hidayetinden yararlanırlar ve onların birinci özelliği gayba iman etmeleridir- İmam-ı Zaman’ın (as) kıyamını ve hakkaniyetini ikrar edenler olarak görmüştür.

1-4-Akıl, Anlayış ve Marifet Sahibi Olmak

İmam-ı Zaman’ı (as) bekleyenlerin en önemli özelliklerinden biri de Allah’ın onlara verdiği özel akıl, anlayış ve marifettir. Bu özellik sebebiyle İmam Seccad (as) onları tüm zamanların en üstün insanları olarak adlandırır.

“Allah Resulü'nün vasileri ve kendisinden sonraki imamlardan olan on ikinci Allah velisinin gaybeti uzun sürecektir ey Eba Halid! Onun gaybet döneminde yaşayıp, imametine inanan ve zuhurunu bekleyenler bütün zamanların en faziletlileridir. Zira Allah Teala onlara öyle bir akıl, şuur ve marifet bahşetmiştir ki gaybet, onlar için doğrudan görmek mesabesindedir. Allah, onları Allah Resulünün (saa) hizmetinde kılıçlarıyla savaşan mücahitler düzeyine yükseltmiştir. İşte onlar, gerçek anlamıyla ihlas sahipleri, en doğru anlamıyla Şialarımız ve Allah’ın dininin gizli-açık davetçileridirler’’. (Meclisi, 1403, c.52, 122)

Bu hadiste İmam-ı Zaman’ı (as) bekleyenler, kendine özgü özelliklerle nitelendirilmiştir ve onlar sırasıyla şu şekilde adlandırılır: Onlar tüm zamanların en faziletli insanlarıdır. Allah’ın kendilerine özel olarak verdiği akıl, anlayış ve marifete sahiptirler. Öyle ki gaybet onlar için tıpkı müşahede gibidir. Onlar, Peygamber’in (s) yanı başında kılıçla cihat eden mücahitler gibidir. Onlar gerçek birer ihlas ehli, sadık Şii ve Allah’ın dinine açık ve gizli davet edicidir. Bu özellikler sayesindedir ki bekleyiş gerçek anlamını bulmaktadır. Nitekim İmam-ı Zaman’ın (as) ferecini bekleyenlerin safında yer almak da büyük bir lütuf ve büyük bir kurtuluştur. Bu yüzden hadisin sonunda İmam Seccad (as) şöyle buyurdu:

“Fereci beklemek, en büyük fereclerdendir.’’

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar