4- Üstad Mutahharî’nin Düşüncesinde Mehdeviyet ve İntizâr

04 December 2025 36 dk okuma 8 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 1 / 8

Üstad Mutahharî’nin Düşüncesinde Mehdeviyet ve İntizâr

Hüseyin Sûzençî

Özet

Hz. Mehdi’nin kıyamı ve evrensel vaadin intizârı şuna benzer çeşitli polemiklerle karşı karşıyadır: Kâmil adalet ahirette tahakkuk edecekse dünyada adil ve evrensel bir hükümetin kurulmasına ne gerek var? Fereci beklemek neden amellerin en üstünü sayılmıştır? Oysa “bekleyiş” kategorisi, “amel etme” kategorisine dâhil bile değildir, buna rağmen nasıl en üstün amel olabilir? Hz. Mehdi’nin (a.f) tek evrensel hükümeti hususundaki görüşlerimiz dikkate alınarak günümüzdeki evrensel olma meselesine dair bir görüşe ulaşmak mümkün müdür?

Zuhurun şartı dünyanın zulümle dolması ise bizim ıslah çalışmalarımız zuhuru geciktirmez mi? Eğer bizim ıslah çalışmalarımız insanın tekâmül seyrini şekillendiriyorsa o zaman vaat edilmiş Mehdi’ye (a.f) ne gerek vardır?.. vb. Bu makalede bu tür soruları Üstad Murtazâ Mutahharî’nin düşüncesine bakarak cevaplamaya çalıştık.

Anahtar kelimeler: Mutahharî, Mehdi, Mehdeviyet, intizâr, bireyin asaleti, toplumun asaleti, hak ve batıl, gaybî yardım, evrensel olma, evrensel vaadin gerçekleşmesi.

Giriş

Vaat edilen Mehdi’nin (a.f) zuhuru ve intizâr konusu çeşitli boyutlarıyla polemik konusu olmuştur. Bunlardan bazıları:

1. Mehdi’nin kıyamının gerçekleşmesi hususunda zikredilen en önemli felsefe, kapsamlı ve geniş çaplı bir adaletin tahakkukudur. Meadın gerekliliğinin sebeplerinden birinin de bu olduğunu ve dünyanın yalnızca geçici bir ev, nihâî amacın ahiret olduğunu dikkate alırsak bu durumda dünyada kapsamlı bir adaletin gerçekleşmesine ne gerek vardır ve neden bu dünyada adalet bekleyişi içinde olalım?

2. Ayetlerde ve hadislerde bazı amellerin özel bir yeri vardır: Namaz dinin direği olarak bilinmiştir, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma diğer hükümlerin sağlamlaşmasını sağlar vb. Bu arada fereci bekleyiş ise amellerin en üstünü sayılmıştır. İntizârın neden böyle bir konumu vardır? Dikkat edilirse diğer konularda fiil, icâbîdir (müspet) ve girişim gerektirir. Oysa intizâr, selbî (menfî) bir fiildir, girişimde bulunmamak ve beklemektir. Nasıl oluyor da “bir şey yapmamak”, “en önemli ve en üstün iş” olarak bilinebiliyor?

3. Bugünlerde ciddi olarak işlenen konulardan biri evrenselleşmedir. Mehdi (a.f) hükümetinin de evrensel bir hükümet olduğunu biliyoruz. Onun kıyamının evrensel bir felsefesi vardır. İslâmî evrenselleşme modelinin işte bu Mehdi (a.f) hükümeti olduğu söylenebilir. Bu açıdan bakılacak olunursa evrenselleşme başka bir renge ve kokuya bürünmeyecek midir? Bu durumda günümüzde evrenselleşme adıyla dile getirilen bu olguya karşı bizim vazifemiz nedir?

Mehdeviyet ve intizâr esasına dair bu tür sorulardan öte, intizâr kavramının kendisi kendi içinde de ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Onlardan en önemlisi belki de şudur: Hadislere göre zuhur, dünya zulümle dolduğu zaman gerçekleşecektir. Bunu dikkate alırsak acaba her türlü ıslah çalışması, bilfiil zuhuru geciktirmekte midir? Eğer zuhuru bekleyeceksek, bu durumda her türlü ıslah girişiminden geri durmalıyız. Bu da dinde insanın omuzlarına yüklenen (iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma gibi) toplumsal vazifelerin reddi anlamına gelmektedir. Eğer bu vazifeleri yerine getireceksek bu durumda nasıl bekleyiş içerisinde olacağız? Diğer bir deyişle eğer beşerin seyri bizim bu ıslahatlarımızla tekâmül doğrultusunda olacak ve bu seyir bu şekilde ilerleyecekse o zaman Mehdi’nin zuhuruna ne gerek kalacaktır?

Bu ve bunun gibi sorular, İslâm’da Mehdeviyet meselesine ikinci ve derin bir şekilde bakmayı gerektiriyor. Bütün meseleyi şu cümleyle özetlemek mümkündür: “Mehdi’nin (a.f) zuhurunu ve kıyamını beklemeliyiz.” Bizim meselemiz bunun neden ve nasıl olacağıdır.

Bu makalede Şehid Murtazâ Mutahharî’nin düşüncelerinden istifade ederek bu sorunun cevabını bulmayı amaçlıyoruz.

Nedensellik sorusuna iki türlü cevap verilebilir: Bir defa neden sorusu, bir şeyin sebebine dair sorudur ve burada Mehdeviyet felsefesini açıklamak gerekir. Yani “Neden beklemek gerekir?” sorusu, “Mehdi’nin kıyamı neden gereklidir ki onu beklemek de gerekli olsun?” sorusuna dönmektedir. Diğer cevap, neticeler yoluyla cevap vermektir. Yani beklemek gerekir, zira beklemek, bizim için beraberinde bu etkileri taşır. Nitelik konusuna gelirsek, bu, iki nedensellik üslubunun arasında yer alır. Bu konu bir taraftan Mehdeviyet felsefesinin ayrıntılarındandır; zira intizârın niteliğinin anlaşılabilmesi için öncelikle onunla ilintili olan hususların anlaşılması gerekir.

Açıktır ki düşman saldırısını beklemek, misafirin gelişini beklemekten farklı bir niteliği gerektirir. Burada, vaat edilen evrensel kıyamın felsefesini ve zaruretini anladıktan sonra, bu kıyamın beşer toplumu ve tarihi üzerinde nasıl bir değişime sebep olacağının ve bizden nasıl bir intizâr beklendiğinin üzerinde durulabilir. Diğer taraftan ancak bu intizârın niteliği anlaşıldıktan sonra etkileri ve neticelerine dair bir söz söylenebilir. Bu durumda böyle bir intizârın şöyle neticeleri olacaktır, dememiz mümkün olabilir.

Önceki Sayfa 1 2 3 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar