5- İMAM HASAN MÜCTEBA'NIN (A) BARIŞTAN SONRAKİ SİYASÎ TUTUMU

04 December 2025 47 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 2 / 11

Şimdi o kısa sürede Allah Rasülü'nün (s) sıbt-ı ekberi İmam Mücteba (a) tarafından Muaviye ve Ümeyyeoğullarının çeşitli psikolojik savaşlarını dikkate alan perspektiften örnekleri siyasî davranış bahsinde zikredelim. Araştırmacılardan birinin ifadesiyle İmam Hasan'ın (a) hikmetli tutumu şuydu ki, “Ömrünün son 10 yılında saltanat ve imameti (yani zâhiri hilafet ve ilahî mutlak velayeti) birleştirdi ve saltanat-hükümet insanlarının kalbine takdim etti. Dinî saltanat ile imamet ve rehberliği, dünyevî ve siyasî hükümetin nüfuz ve kudretiyle biraya getirdi. Tüm kesimleri (kendi sınırları içinde) razı ve hoşnut etmeyi başarabildi.”

İmam Hasan (a) zamanının siyasî durumları

Tarihsel olayları kendi zamanının siyasî şartları ve durumlarına bakarak incelemek gerekir. Bu nedenle İmam'ın (a) siyasî davranışını incelemeden önce İmam Hasan (a) zamanının şartları ve durumlarına göz atmak iyi olacaktır. Böylelikle İmam'ın (a) tutumu daha iyi anlaşılmış olacaktır.

İmam Hasan'ın (a) barışı ve İmam Hüseyin'in (a) kıyamı, kendi döneminin siyasî ve sosyal şartlarının sonucu olan iki tarihsel olaydır. Bu iki vakayı kendi zamanının durum ve hallerini gözönünde bulundurarak incelemek gerekir. İmam Hasan (a) hilafete geldiğinde Muaviye'nin muhalefeti ve asker sevkiyatıyla yüzyüze kaldı. Bu bakımdan savunma yapabilmek ve karşılık verebilmek için ordu teçhiz etti. Ama gelişmelerin devamında öyle şartlar oluştu ki İmam İslam'ı başka bir şekilde savunmaya mecbur oldu. Öte yandan Muaviye barış tesis edilmesi ve iktidarı ele geçirmesi nedeniyle her türlü imtiyazı vermeye hazırdı. Bu amaçla İmam'a imzalanmış beyaz bir sayfa gönderdi ve sayfaya ne yazarsa kabul etmeye hazır olduğunu söyledi. İmam onun bu herşeye hazır olmasından azami seviyede istifade etti ve birinci derecede ehemmiyeti olan ve Hazret'in büyük idealleri arasında sayılan önemli ve hassas mevzuları barış anlaşmasının içine koydu. Muaviye'den de anlaşmanın muhtevasını uygulama taahhüdü aldı.

İmam, toplumun içinde bulunduğu şartları ve durumu dikkate alıp İslam dünyasının meselelerini her yönüyle inceleyerek, hükümetinin Muaviye karşısındaki askerî gücünü ve yeterliliğini gözönünde bulundurarak ve şartlarda savaşın devam etmesinin maslahata uygun olmadığını tespit ederek Muaviye ile barış yapmaya razı oldu ve çatışmayı sürdürmekten kaçındı. Tarih şahittir ki, 1) İmam Hasan (a), yeterince taraftarı ve samimi komutanları bulunmaması nedeniyle Muaviye ve yandaşlarına karşı askerî zafer kazanma kapasitesine sahip değildi. 2) Bu şartlarda Muaviye ile çatışma ve savaşın sonucu İslam dünyasının yararına olmayacaktı. 3) İmam Hasan'ın (a) Muaviye ile çatışması ve Hazret'in Muaviye tarafından öldürülmesi Müslümanların hilafet merkezinin çökmesi demekti.

Tarihte kesin olan şudur ki Muaviye usta ve hilekâr bir politikacıydı. Genel ortamlarda İslam'ın zâhirine riayet ediyor ama kendi dünyasında İslam'a düşmanlık besliyordu ve İslam'ın hiçbir kutsalına bağlılık göstermiyordu. Bu nedenle İmam Hüseyin (a), Muaviye hayattayken Iraklılardan Muaviye'ye karşı kıyam etmeye çağıran mektuplar aldığında bu işe hiç girmedi “Bugün kıyam günü değildir.” dedi. Haricîlerin yeniden kuvvetlenmesi, fedakâr komutanlar ve samimi taraftarların bulunmaması, içerideki zayıflık, insanların Muaviye ile savaşmaya isteksizliği İmam Hasan'ın (a) şartlarının aynısıydı. Zaten bu şartlar nedeniyle İmam Hasan'ın (a) askerî gücü ve kapasitesi zaaf içindeydi ve o şartlar barışı kaçınılmaz hale getirmişti.

Bu yüzden İmam Hasan-ı Mücteba (a), kendi hayatı ve imameti sırasında Muaviye ile savaş yapmak için halkın desteğinden umudunu kestiği ve ordusunun komutanlığı Muaviye tarafından rüşvet veya tehditle savaştan çekilmeye zorlandığında İslam'ı ve Müslüman toplumu korumak, geriye kalmış sevenlerinin canını muhafaza, halka ve Muaviye'ye karşı imtihan ve hücceti tamamlamak için istemeyerek de olsa barış yapmayı kabul etti. Bu sebeple İmam Hasan (a), kendi zamanında İslam toplumuna hâkim olan şartları dikkate alarak ve İmam hilafet makamındayken Muaviye ile barış yaptı. Çünkü İmam Hasan'ın (a) zamanındaki şartlar barışı gerektiriyordu.

Tabii ki bununla birlikte Muaviye de aslında Hasaneyn (a) ile kanlı bir karşılaşmadan kaçıyordu. Bu iki büyük şahsiyetin kanını dökmenin sonuçlarından korkuyor ve hükümetini koruyabilmek için mecburen ikisinin varlığına tahammül gösteriyordu. Başkalarını da açık bir karşılaşmadan men ediyor ve böyle bir durumun yol açacağı sonuçlar konusunda uyarıyordu. Dolayısıyla kendisinden sonraki halife olarak Yezid için biat alırken bile İmam Hüseyin (a) konusunda güç kullanmaya ve kılıca başvurmadı ve Yezid'e de bu işten kaçınmayı tavsiye etti.

İmam'ın siyasî tutumu

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar