İmam Sâdık (a.s) ve Ca’ferî Mezhebinin Şekillenmesi
Halil Hakîkî
Özet
Şia imamlarının varlığı ve rolü sadece siyasî ve toplumsal olaylar üzerinde müessir olmakla kalmamış, bu şahsiyetlerin ilmî ve kültürel rolleri genel olarak İslâmî kültürün, özel olarak da Şiilik kültürünün şekillenmesinde ve yapılanmasında inkâr edilemez etkiler bırakmıştır. İmam Sâdık (a.s) bilgin bir şahsiyet unvanıyla, eğitimde yeni bir yöntem ortaya koyarak köklü Şia kültürünün temellerini atmış ve düşüncelerini ıslah etmiş; bir şekilde kendi zamanının, hatta sonraki asırların İslâmî kültür ve medeniyetinde ciddi bir değişime sebep olmuştur. Şüphesiz Şiilik kültürü günümüz dünyasında ve hatta gelecek dönemlerde yaşaması ve varlığını sürdürmesini, o bilgin İmam ve merciin mücadelesine ve zahmetlerine borçludur. Bizim tek iftiharımız, Ca’ferî veya İmamiye Şiiliği kültürü ve medeniyeti diye adlandırılma liyakatine sahip, onların paha biçilemez mirası olan bir kültüre ait olmamızdır.
Anahtar Kelimeler: İmamiye Şiiliği, ilim, kültür, kelâm, İmam Sâdık’ın (a.s) hadisleri.
Giriş
Günümüzde İslâm diniyle alakalı tarihî araştırmaların çoğunda genel olarak onun siyasî ve toplumsal konuları mihveri etrafına odaklanılmış ve Müslümanların beşerî kültür ve medeniyeti ileriye taşımadaki rolü ve hizmetlerine daha az teveccüh gösterilmiştir. Elbette Şia imametinin fikrî ve siyasî hayat boyunca süren tarihsel rolünü ve İslâm’a hizmetlerini siyasî garezlerle gölgede bırakma çabaları olmuştur. Her ne kadar geçtiğimiz on dört asırda İslâm dininin iki büyük mezhebinin defalarca şiddetli siyasî ve askerî çarpışmaları acı ve hoş olmayan olayların gerçekleşmesine sebep olmuşsa da şunu hatırlatmak gerekir ki bazı görünüşte sünnet mezhebi iddiasında olanlar ve diğerleri sayıca üstünlüklerine rağmen Şia imametinin tarihî rolünü tahrif ve tahrip edemediler. Şia mezhebi veya daha meşhur tabire göre Ca’ferî (İmamiye) mezhebi yaşamını sürdürmesini genel olarak imamlarının, özelde altıncı imamlarının mücadelelerine ve kahramanlıklarına borçludur. Bu makalede o büyük şahsiyetin ilmî ve kültürel konumuna ve rolüne, siyasî çehresinden daha fazla teveccüh gösterilmeye çalışılmıştır.
Emevîlerin Çöküşü ve Abbasîlerin Güce Ulaşması