6- İMAM HASAN'IN (A) YAPTIĞI BARIŞIN ŞEKİLLENMESİNDE ETKİLİ PSİKOLOJİK OPERASYON TAKTİKLERİ

04 December 2025 48 dk okuma 14 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 12 / 14

2.6. İtham: Muaviye'nin Üçüncü Halife öldürüldükten sonra kullandığı taktiklerden biri de Osman'ın kanının intikamını almaktı. Muaviye, bu girişimden Haşimoğullarını suçlayarak Hazret-i Ali'nin (a) imameti döneminde İslam toplumunda şiddetli ihtilaf çıkarmayı başardı. İmam Hasan'ın (a) hilafet ve imameti döneminde bu hileden hep yararlandı. Buna ilaveten Muaviye Haşimoğullarını defalarca halifelere biatı bozmakla itham etmişti. Bu iki etken İmam'ın ordusunda çözülme meydana gelmesinde temel bir rol oynadı. Muaviye, İmam'a yazdığı mektubunda Ebubekir, Ömer ve Ebu Ubeyde'den bahsedip Ehl-i Beyt'in Ebubekir'e biat etmeye karşı çıktığını İmam'ın önüne koymuştu. (İmam Hameneî, 1363, s. 120).

2.7. Cesaretlendirme: Bu taktikte psikolojik harekât uzmanları muhataplarda heyecan, coşku ve gayret şevki meydana getirerek onları hedeflenen tarafa sevketmek üzere harekete geçirr, duygu ve davranışlarını güçlendirir. (Şirazî, 1383, s. 43). Muaviye'nin o dönemde planlayıp uygulamaya koyduğu psikolojik harekât taktiklerinden biri de cesaretlendirme taktiğiydi. Bu taktik öylesine detaylı ve incelikli planlanıp uygulandı ki velayet ve imametin harimini korumak ve cihat için kampta toplanmış insanlar kısa sürede İmam Hasan'ın en çetin düşmanlarına dönüşebildi. Tarihçiler bu konuda şöyle yazıyor: “İmam, Medain'in Sâbât mevkiine girdiğinde İmam'a bir darbe vurdular ve orayı İmam için güvensiz yer haline getirdiler. Öyle ki Şiîlerinden ve yakınlarından bir grup onu ortalarına aldı ve kimsenin ona ulaşmasına izin vermedi.” (İmam Hameneî, 1365, s. 320). Başka bir yerde de şöyle geçmektedir: “Etrafında toplanmışlardı ve insanları ondan uzaklaştırıyorlardı.” Çünkü İmam (a) kendi komuta karargahında daha kendi canını koruyamıyordu. Sözde cihat ve onu savunmak için Kufe'den ayrılan halk kısa süre sonra onun kanlı düşmanları olarak ortaya çıkmıştı. (A.g.e., s. 321). Hazret'in askerlerinden böyle bir durumun zuhur etmesi, bu çerçevede havas ve avamın aynı şekilde davranması çok önemli cesaretlendirme taktiğinin etkisinden başka şekilde mümkün olamazdı.

2.8. Tahrik: Tahrikten maksat, muhatapların hal ve davranışları üzerinde etkili olan teşebbüsleri gerçekleştirmektir. (Şirazî, 1383, s. 54). Bu yöntemde psikolojik harekât uzmanları bilgilendirici mesaj ve istihbarat aktararak muhatapların duygularını tahrik eder. İmam Hasan'ın (a) yaptığı barışın ortaya çıkmasında Muaviye kurnazlığıyla ve Amr b. As, Şu'be gibi danışmanlarıyla bu taktiği karmaşık biçimde kullandı. Taberî Tarihi'nde geçtiğine göre İmam Hasan (a) Medain'deyken bir çığırtkan Kays İbn Sa'd'ın öldürüldüğünü bağırdı ve kaçmalarını istedi. İnsanlar bu söz üzerine kaçmaya başladı ve İmam'ı çadırını yağmaladı. Bu taktik o kadar etkiliydi ki halk çok kısa bir zaman içinde İmam'ın varlık âlemindeki yerini hatırlamayıp kendi hareketlerinin çirkinliğini görmeksizin İmam'ın çadırını yağmaladı.

2.9. Tehdit: Psikolojik harekâtın yöntem ve taktiklerinden biri de karşı ordunun safları arasında korku ve dehşet uyandırmaktır. Bu da karşı tarafı fiziksel eylemlerden korkutmak ve saldıran tarafın isteklerine teslim olunmazsa başa gelecekler konusunda dehşete düşürmekle olur. (Taib, 1388, s. 9). Başka bir yerde de şöyle tanımlanır: Tehdit, psikolojik harekâtın uygulayıcılarının istekleri karşısında ihtiyatlı olunmaması durumunda doğacak fiilî girişimden korkutmaktır. (Mütefekkir, 1381, s. 242). Yine bir yerde Muaviye'nin, İmam Hasan'ın (a) motivasyonunu bozmak ve kendi hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla, diğer bir ifadeyle İmam'a kendi hilafetini kabul ettirmek üzere bir mektubunda İmam Hasan'a (a) şöyle yazmıştı: “Ölümünün pespaye ve aşağılık insanlar eliyle olmasından sakın ve bizde çözülme meydana getirebileceğinden umudunu kes.” (Şerhu Nehci'l-Belağa, c. 4, s. 13).

2.10. Tasdik: Psikolojik harekât taktiklerinden biri de tasdiktir. Şu anlamda: İnsanların saygı ve güvenini kazanmış bir şahıs veya kişilerin bir plan veya kişiyi onaylaması ya da iyi olduğunu söylemesi. Muaviye kamuoyunu aldatmak için bu taktikten şeytanî biçimde faydalandı. Şerhu Nehci'l-Belağa'da şöyle geçer: “Muaviye bir gün İslamî hilafet konusunda birileriyle tartışıyordu. Daha kıdemli olması nedeniyle hükümete daha layık olduğunu söyledi. Bunun üzerine Amr b. As, Muğire b. Şu'be, Ebu Hureyre Devsî gibi etrafındaki büyükler ve yaşlılar onun görüşlerini teyit etti.” (Şerhu Nehci'l-Belağa, c. 4, s. 13). Muaviye bu taktiğin işlevini Beni Saide Sakifesindeki utanç verici hadiseden beri tecrübe etmişti.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar