“أَما بَعدُ، فَقَد بَلَغَنِی اءَن رِجَالا مِمن قِبَلَکَ يَتَسَللُونَ إِلَى مُعَاوِيَةَ، فَلا َ تَأسَف َعلى مَا يَفُوتُکَ مِن عَدَدِهِم، وَ يَذهَبُ عَنکَ مِن مَدَدِهِم، فَکَفَى لَهُم غَیّا وَ لَکَ مِنهُم شَافِیا فِرَارهُم مِنَ الهُدَى وَالحَق ، وَ إِيضَاعُهُم إِلَى العَمیوَالجَهلِ، وَإِنمَا هُم اءَهلُ دُنیَا مُقبِلُونَ عَلَیهَا، وَ مُهطِعُونَ إِلَیهَا، وَ قَد عَرَفُوا العَدلَ وَ رَاءَوهُ وَ سَمِعُوهُ وَ وَعَوهُ وَ عَلِمُوا اءَن الناسَ عِندَنَا فی الحَق أُسوَة، فَهَرَبُوا إِلَى الاءَثَرَةِ، فَبُعدا لَهُم وَ سُحقا”, “İdaren altındaki halktan kimi adamlarının, gizlice Muaviye'ye katıldığını öğrendim. Onların gitmeleriyle sana uyanların sayısının azalması sonucu onların yardımlarından mahrum kaldığını düşünerek üzülme. Hidayetten ve haktan kaçarak körlüğe ve cehalete sığınarak gitmeleri onlara ceza olarak yeter. Sen de onların derdinden kurtulmuş olursun. Onlar hak ve hidayetten kaçıp körlüğe ve cehalete düşmüş oldular. Çünkü onlar dünya ehlidir; ona meyledip, ona koşarlar. Adaleti tanıdılar, gördüler, işittiler ve iyice öğrendiler; insanların hak konusunda bizim katımızda eşit olduğunu bildiler ve bundan çekinerek bir fayda elde etmeye koştular. Allah onları rahmetinden uzak kalsın! Vallahi onlar bu zulümden kaçmadılar, adalete de kavuşmadılar; biz, Allah'ın bu işin zorluklarını yenmede, sıkıntısını hafifletmede bize yardım etmesini umutla beklemekteyiz inşallah. Selam olsun sana.” (Mektup 70: paragraf 1).
c) Basra'nın durumu: Bu şehrin durumu da Medine ve Kufe gibiydi. Hatta hatta daha kötü olduğu da söylenebilir. Hazret-i Ali (a), bu şehir halkının imamlarına gösterdiği çirkin ve utanç verici tepkilere bakarak çeşitli münasebetlerle verdiği hutbelerde bu diyarın halkını şöyle tanıtıyordu: “أَخلاقکُم دِقَاق، وَ عَهدُکُم شِقَاق، وَ دِينُکُم نِفَاق، وَ مَاؤُکُم زعَاق، وَ المُقِیمُ بَینَ أَظهُرِکُم مُرتَهَن بِذَنبِهِ، وَ الشاخِصُ عَنکُم مُتَدَارَک بِرَحمَةٍ مِن رَبه”, “Ahlakınız bayağı, taahhütleriniz pamuk ipliğiyle bağlı, dininiz nifak, suyunuz tuzlu. Aranızda yaşayan kimse günahınızın cezasına maruz kalır. Aranızdan çekip gidense Rabbinin rahmetine kavuşmuş demektir.” Bu hutbenin başka kısımlarında da şöyle buyurur: “فِی رِوَايَةٍ وَ ايمُ اللهِ لَتَغرَقَن بَلدَتُکُم حَتى کَأَنی اءَنظُرُ إِلَى مَسجِدِها کَجُؤجُؤِ سَفِینَةٍ اءَو نَعَامَةٍ جَاثِمَةٍ، وَفِیرِوَايَةٍ کَجُؤجُؤِ طَیرٍِ فیلُجةِ بَحر”, “Şehriniz Allah'ın beldeleri içinde toprağı en pis kokanı, suya en yakını, göğe en uzağıdır. Şerrin onda dokuzu burdadır, içinizde olan günaha duçardır. Sizden ayrılan Allah'ın affına kavuşur.” (Hutbe 14).
d) Medain'in durumu: Medain'in durumu, kaynaklara göre İmam Mücteba'nın (a) yönettiği diğer bölgelerden çok daha berbattı. Şeyh Âl-i Yasin bu bölgeyi şöyle tanımlıyor: “Hazret'in Medain'de kampını oluşturduğu güçler, halet-i ruhiye ve inanç bakımından askerlerinin tamamından daha zayıf, dağınıklık, tefrika ve ikiye bölünmüşlük açısından ne güvenilmez olandı.” (İmam Hameneî, 1365, s. 301).
e) İmam Hasan'ın (a) hükümetinde havassın ve toplum kesimlerinin durumu: İmam Hasan'a (a) barış dayatma senaryosu için uygulamaya konan Ümeyyeoğullarının psikolojik harekâtında hedef gruplar birkaç tanedir. Ama bu gruplar içinde birkaçı önem taşımaktadır. Çünkü kaynaklara göre bu gruplar Ümeyyeoğullarının psikolojik harekâtından etkilenerek o dönemin olayları karşısında şu dört tepkiyi verdi: Bir grup kenara çekildi. Bir grup Şamlılara katıldı. Bir grup bulandırılmış suda balık avlama peşine düştü. Azınlıktaki grup ise İmam'ın (a) yanında kaldı. Hadisenin meydana gelmesi karşısında içi yanan bu hedef grubun rolüne bakıldığında bu grupların bazılarının durumunu ve özelliklerini incelemek zaruret arzetmektedir. Olayın meydana gelmesini sağlamada Ümeyyeoğullarının yürüttüğü psikolojik harekâtın rolünü anlayıp tasvir edebilmek için özet biçimde bu gruplar ele alınacaktır.