6- İMAM HASAN'IN (A) YAPTIĞI BARIŞIN ŞEKİLLENMESİNDE ETKİLİ PSİKOLOJİK OPERASYON TAKTİKLERİ

04 December 2025 48 dk okuma 14 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 14

4. El-Hamra: Bu grup, Taberî'nin tarihindeki ifadesiyle, Kufe'de yirmibin silahlı adamdı. Kufe bölündüğü sırada müttefikleri Beni Abdulkays taifesinin bulunduğu kısma yerleştiler. Bu grup aslında ne Kaysoğullarındandı, ne de hatta Araptı. Irkları karışıktı, köle ve azatlıların çocuklarıydı. Çoğunluğu Hicrî 12-17 yıllarında Aynu't-Tamr ve Celevlâ'da esir edilmiş Farisî cariyelerin çocuklarıydı. Bunların hem 41 yılında hem de 61 yılında, yani İmam Hasan (a) ve İmam Hüseyin'le (a) ilgili iki krizde silahı ve savaşçısı vardı. Bu grup Ziyad b. Ebih'in korumalarıydılar. Hicrî 51 yılında da Şia'ya karşı malum faciaları icra ettiler. Hulasa bunlar, ücreti karşılığında here cinayeti işleyebilecek insanlardı. Genellikle de güç sahibi insanların etrafında toplanır ve muktedir zorbaların elinde muzaffer kılıç olurlardı. Bu grup, Hicrî birinci yüzyılda Kufe'nin muhtelif hadise ve fitnelerine katılmaları neticesinde tedricen güçleri artıp mevkileri yükseldi. O kadar popüler oldular ki Kufe şehri artık onlara nispet ediliyor ve “el-Hamra'nın Kufesi” deniyordu. (İmam Hamenei, 1363, s. 105).

5. İmam Hasan'ın (a) Şiîleri: Bu muhalif unsurların karşısında ise sayıları bakımından Ali'nin (a) hükümet merkezinde diğer gruplardan daha fazla olan İmam Hasan'ın (a) Şiîleri yeralmaktadır. Bu kesim içinde Ali'yi (a) izleyerek Kufe'yi mesken seçmiş bir grup Muhacir ve Ensar da vardı. Allah Rasülü'nün (s) sahabesi olmaları halk arasında onlara seçkin bir mevki kazandırıyordu. Bu grup, ister Hasan b. Ali'nin (a) hilafetinin başlangıcında olsun, ister Hazret'in biatın ardından cihad talimatı vermesinden sonra olsun, ister daha sonra meydana gelen diğer aşamalarda olsun Ehl-i Beyt'le ilgili vazifesinin önemli bir kısmını var gücüyle yerine getirdi. Eğer bu Şiîler gerekli basirete sahip olabilseydi ve hemşerilerinin diğer hilelerinden masun kalabilseydi, o dönemdeki ihlaslarıyla, Şam'dan Kufe'ye yönelen tehlikelere karşı koymak için yeterli sayıda idiler ve bunu yapacak liyakatleri vardı. Bu kitlenin son derece hazırlıklı, heyecanlı ve moralli olduğunu kimse inkâr edemez. O kadar ki, onlar için her müşkül üstesinden gelinebilir meseleydi. Ama eldeki karine ve şahitlere göre sorunları ele alma yeterliliği bahşeden marifet ve basiretleri azdı. İşin zor kısmı, Kays b. Sa'd b. Ubade, Hucr b. Adıyy, Amr b. el-Hamık Huzaî, Said b. Kays Hemedanî, Habib Mezahir Esedî, Adıyy b. Hatim, Müseyyeb b. Necibe, Ziyad b. Sa'sa'a ve başka isimler hakkında nasıl düşünüleceğidir. O sırada radikal ve muhalif cereyanlar ile satılmış ve hain eller de müsait zeminleri değişime uğratmak ve kaderi değiştirmek için sürekli faaliyet halindeydi. Bu akımların faaliyetine zemin hazırlayan da işte bu basiretsizliklerdi.

Sonuç

Tarihçilerin muhtelif rivayetlerinde İmam Hasan'ın (a) asker sayısı seferberlik, celp, teşkilatlanma ve techiz sırasında 70 bin ile 12 bin arasında zikredilmiştir. Ama Ravendî'nin el-Harayic ve'l-Cerayih'ine göre İmam Hasan'ın (a) ordusu, Hazret-i Ali'nin (a) şehadetinden önce Şamlılarla savaş için silah altına aldığı 40 bin askerden toplanmış 12 bin kişiden oluşuyordu. (Ravendî, s. 228). Hazret-i Ali'nin (a), İslam'ın siyasî nizamında silahlı kuvvetlerin yeri, bunun yanısıra Basra, Kufe, Medain ve Medine halklarının psikolojik, sosyal ve siyasî durumu (halkın geneli, elitler ve gruplar) hakkında Malik Eşter'e gönderdiği mektubundan anlaşıldığı kadarıyla insanlar psikolojik bakımdan karamsar, korkmuş, ölümden korku içinde, biatını bozmuş, dünyaya düşkün ve tamahkardı. Medine dışından bir kurtarıcıya umut bağlamıştı ve Şamlılardan gelecek her harekete olumlu cevap veriyordu. Diğer bir ifadeyle bu adam bozuntuları çirkin yollarla fitne, kavga ve tefrika peşindeydiler. Bu durumda böylesine zayıf yetenekli ve uygunsuz davranışlar içindeki bir ordudan düşman biat etmekten başka bir şey beklenmezdi. Çünkü bu bölgenin insanları bir taraftan en berbat halet-i ruhiye içindeyken, öte yandan Şamlıların psikolojik harekât taktiklerinin icrasında en iyi kapasiteye sahipti. Dolayısıyla Muaviye bu vaziyetten en iyi şekilde yararlandı ve hak cephesinin psikolojisini tahrip etmek amacıyla o bölgelerdeki halkların Muaviye ile her türlü işbirliğine hazır olduklarına ilişkin Şamlılara yazdığı mektupları sürekli İmam Mücteba'ya (a) gönderiyordu.

İkinci soru: Ümeyyeoğulları (Muaviye) ne şekilde ve hangi psikolojik harekât taktiklerinden yararlanarak böyle bir barışı dayatmayı başardı?

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar