“Bu süre zarfında açlığa tahammül edilmesi uzak bir ihtimal değildir. Zira insan, Allah’a ya da başka bir şeye olan aşkından dolayı bedenini aşkla öylesine meşgul eder ki açlık hissi duymaz. Tıpkı halsiz bir insanın bir süre hiçbir şey yemeden yaşayabilmesi ve bedeninin bu durumdan çok fazla etkilenmemesi gibi. Ayrıca tabiat olaylarının bazı sâlikler için durdurulması konusu yeni bir şey değildir ve bu, Hz. Peygamber’in(s.a.a) sözünü ettiği olaydır."
Diğerleri de İnsan Suresi’ndeki ayetlerin, Hz. Hasan (a.s) ve Hz. Hüseyin’in (a.s) iyileşmeleri için adakta bulunan ve üç akşam yemeklerini miskin, yetim ve esire vererek kendileri yalnızca su ile iftar eden Hz. Ali (a.s) ve Fatıma (s.a) hakkında nazil olduğunu söyler.
Rivayetin İncelenmesi ve Reddi
Bikâî, Îcî ve diğerleri tarafından zikredilen rivayetler de senetsizdir ve metnin içeriği daha önce reddedilmişti.
Tabersî, Cevamiu'l-Cami kitabında her iki rivayeti de (Ali b. İbrahim ve Şeyh Saduk’un rivayetleri) nakletmiştir.
Yedinci Nakil:
Fahri Râzî şöyle der:
Ebu Bekr Esam İbn Ali Cubai, Ebu'l Kasım Kâ'bi, Ebu Müslim İsfahanî ve Kadı Abdulcabbar b. Ahmed gibi Mutezile’nin önde gelen isimleri, tefsir kitaplarında bu ayetlerin Hz. Ali (a.s) hakkında nazil olduğunu zikretmemişlerdir. Ancak, ashabımızdan biri olan Vahidî,“Et-Tefsirü'l-Basit” kitabında Hz. Ali (a.s) hakkında nazil olduğunu söylemiştir ve Zemahşerî’nin olayı İbn Abbas’tan nakletmiştir.
Fahri Râzî sözlerine şöyle devam eder:
“Diğerleri; Ebrar kelimesinin çoğul olduğunu, şükreden ve iyilikte bulunan herkesi kapsadığını bu nedenle tek bir kişiye atfedilemeyeceğini söyler. Her ne kadar Ali (a.s) ayetin işaret ettiği infakta bulunan topluluğun içerisinde yer alsa da takva sahibi diğer sahabe ve tâbiin da buna dâhildir vemısdakı bir kişiye indirgemeye gerek yoktur. Gerçi bu sure onların özel infakı sonrasında nazil olmuştur fakat İslam hukukunda “Sebebin özel, lafzın ise genel olduğu yerde ölçü; lafızdır, sebep değil.” ilkesi sabittir.
Fahri Râzî’nin Sözlerinin Reddi
Ebrar kelimesinin çoğul olduğu ve kıyamete kadar tüm müminleri kapsadığı doğrudur. Ancak Ehlibeyt, bunun en belirgin mısdaklarındandır ve hem Şiî hem de Ehlisünnet kaynaklı rivayetler ve nakiller bu ayetin Ehlibeyt’in yaptığı infak sonrası inzal olduğunu teyit etmektedir.
Hz. Ali (a.s), Hz. Fatıma (s.a) ve Fizze, “Ebrar” kelimesinin işaret ettiği “Çoğul” kabul edilebilir.
Fahri Râzî’nin, “Sure, onların özel infakı sonrasında nazil olsa dahi mısdakı bir kişiye indirgemeye gerek yoktur.” sözüne gelince; Evet, mezkûr ayetler Ehlibeyt’in yaptığı infakından sonra nazil olmuştur ve her ne kadar hadisenin kemiyet ve keyfiyetinde bazı farklılıklar olsa da hem Şiî hem de Ehlisünnet rivayetleri hadisenin genelini teyit etmektedir.
Sekizinci Nakil:
Kurtubî, mezkûr ayete yapılan tefsirleri eleştirerek der ki;
“Müfessirler, bu ayetin Hz. Ali (a.s) ve Hz. Fatıma (s.a) hakkında nazil olduğunu söyler. Ancak doğru söz; ayetin tüm iyileri kapsadığı ve genel olduğudur. Nakkaş, Sa'lebî, Kuşeyrî ve Kesîr'in, Hz. Ali (a.s), Hz. Fatıma (s.a) ve Fizze'nin infakı meselesinde söylediği sözler sahih ve sabit değildir.
Kurtubî, söz konusu infak olayı hakkında şöyle der;
Allah, ev halkının ve çocukların nafakasını zorunlu kılmıştır. Akil bir insan, Hz. Ali’nin (a.s) bu emirden bihaber olduğunu ve henüz 4 ve 5 yaşında olan oğullarını üç gün-üç gece aç bıraktığını tasavvur etmez. Hem de bedenleri titreyecek, gözleri çukurlaşacak ve Hz. Peygamber’i (s.a.a) ağlatacak derecede.
Kim, bu şiirleri Hz. Ali (as) ve Hz. Fatıma’dan (s.a) duymuş ve muhafaza etmiştir ki, ravilere kadar ulaşmıştır?
Kurtibî’nin Sözlerinin Reddi
Kurtubî’nin sözlerinin tamamını kabul etmekle birlikte okuyucuların dikkatini aşağıdaki konulara çekmek istiyoruz:
Çoğunluğun, Ehlibeyt’in üç gün üst üste herhangi bir şey yemediğini aktardığı nakiller mantıklı görünmüyor; bu nedenle Kurtubî’nin bu alandaki sözleri doğrudur. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, hadisenin aslı Ali b. İbrahim’in tefsirinde birkaç satırda ifade ettiği gibidir; Ehlibeyt fakir, yetim ve esire Hz. Fatıma’nın (s.a) pişirdiği helvayı ve büyük ihtimalle de tek bir gecede infak etmiştir. Başka bir ifadeyle; Ehlibeyt, en güzel yemeklerini infak etmiş kendileri ise (söylendiği gibi) sadece su ile değil başka yiyeceklerle iftar etmişlerdir.
Dolayısıyla infak hadisesi, ifade edildiği şekliyle ve Ali b. İbrahim’in senetli ve sahih bir kanalla naklettiği gibidir ve her hangi bir istibat söz konusu değildir. Asıl istibat hadise ne kadar çok acayipleştirilirse Ehlibeyt’in fazileti o kadar çok belirgin olur düşüncesine kapılan masalcıların, lisanı-ı halcilerin ve ravilerin eklediği şeylerdir. Ancak bu acayipleştirmeler hadisenin gerçeklik boyutunun zayıflamasına yol açmaktadır.
Ayrıca Hz. Ali’nin (a.s), 4 veya 5 yaşındaki (beş ya da altı değil) çocuklarını üç gün aç bırakmasını biz de kabul etmiyoruz.