7- İslam ve Modern Psikolojiye Göre İnsan-ı Kamil

04 December 2025 48 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 10 / 11

Ayet ve rivayetlerde müminler için dillendirilen emir ve yasaklar bu ilkeye binaen –yani insanın irade ve özgürlüğü kabulünde- insanın “olması” için bilinç boyutuna vurguda bulunur.

“Ey o bütün iman edenler Allah’tan korkun ve sağlam söz söyleyin”

“Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın.”

Genel bir şekilde insanın kazanımları iradesine bağlıdır.

“Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz.”

Bu bölümde önceden zikrettiğimiz psikologların görüşlerinin İslam’ın görüşleriyle takriben ortak olduğunu söyleyebiliriz.

Bir taraftan da bilinçaltı boyutunun insanın şahsiyetinin oluşmasında ve varlıksal sınırlarının belirlenmesindeki etkisini ayet ve rivayetlerde mülahaza etmekteyiz. Her ne kadar İslami metinlerdeki tabirler Freud’un bilinçaltı düşüncesinin boyutları ile bir ilgisi yoksa da Yong’un “Bilinçaltı öznesi” düşüncesi ile yakınlığı vardır. Zira Yong’a göre bilinçaltı öznesinin muhtevası Allah, ruh ve gaybi güçleri kapsar. “Bu kavram; ruh, nefis, Allah, sağlık ve… kavramlarıyla ve aynı şekilde heyecanla başlayan nefsani haletlerle eşittir.” Kur’an ayetlerinde bu gibi bilinçaltı çağrıları veya bilinçaltı etkilerden örnekler görürüz.

“O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir.”

Ayetteki artırmadan kasıt yaratma, icat, sebat ve itminandır. Peygamberlerin getirdikleri vahiy de bu insan üzerindeki bu bilinçaltı etkiyi dillendirmektedir. Tabii bu peygamberlere has bir şey değildir ve müminler için ilhamlar ve yol göstericilikler de olabilir.

“Musa'nın annesine: Onu emzir, diye bildirdik.”

Kısaca İslam insanın gelişiminde etkili olan amilleri sadece bilinçli irade ve çevresel… etkilerle sınırlı bilmemektedir. Bilakis bilinçaltı ve tabiat ötesi amiller de bu zeminde rol ifa edebilirler. Buradaki ifadelerimiz bizim Yong’un Allah Teâla’nın ve tabiat ötesi varlıklar için öne sürdüğü psikolojik yorumlarını kabul ettiğimiz anlamında olmadığını hatırlatmamız gerekir.

3- Geçmiş, Şimdiki ve Gelecek Zamana Vurgu:

Asıl vurgulanan şimdiki zamandır. “Ey insanlar ilahi dergâha çıkıp pişman olmadan ve nefsinize durmadan eyvah demeden önce içinde bulunduğunuz zamanı değerlendirin” “Üzülmeden önce fırsatları değerlendirin” Bu yüzden yeteneklerin gelişimi için asıl vurgu şimdiki zaman hakkındadır ki fırsatlar elden verilmeden, geçmiş ile meşgul olmadan ve bunlar için üzülmeden önce veya gelecek hakkındaki istek ve arzular içinde boğulmadan önce insan çabalamalıdır. Bu yönüyle mezkûr psikologların özellikle zaman ve mekâna vurguda bulunan “Prils”in görüşleri İslam’ın görüşleri ile yakın olduğunu söyleyebiliriz. Ama aynı zamanda ayet ve rivayetlerde matlup şahsiyeti yaratmada geçmişin etkisi ve geleceğin rolü müşahede edilmektedir. Geçmişin etkisine gelince:

a) Anne ve babadan çocuklara geçen genetik özellikler açısından:

“Evlendiğin kişiye dikkat et ki ırkı (genetik özellikleri) çocuklarına geçer”

Hatta bazı rivayetlere göre insanın suret ve şeklindeki bu tesir geçmiş bütün nesillerin etkisine eşit olduğu rivayet edilmiştir.

b) Çocukluk döneminde içinde büyüdüğü çevrenin etkisi: Tesir açısından yetenek ve istidatların gelişimi, davranışlara yön ve şekil verme, eğitim ve örnek sunma, ahlaki değerlerin intikali ve sosyal kanunlar ve gelenek ve göreneklerin aktarılması İslami kaynaklarda da dillendirilmiş etkilerdir. Ferdin geçmiş hayatının fert üzerindeki etkisi İslam tarafından inkar edilmemiştir. Ancak buradaki önemli mesele (Freud’un görüşleri ile olan farklılık açısından) şudur:

“Genetik boyutlar ve çevresel etkiler arasındaki mevcut karşılıklı etkileşim olmasına rağmen bu ilişki her zaman belirleyici değildir. Bilakis insanın iradi davranışlarının sınırları içinde genler ve çevresel amiller ancak zemin hazırlayıcı rol ifa ederler. Belirleyici olan amil ise şahsın seçim ve iradesidir…”

Yani İslam’da mümin insan hiçbir zaman geçmişinin esiri ve mecburu değildir. İrade ve bilinçli seçimi ile kemal ve terakki yolunu seçer.

“Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap, demişti.”

Bazı açılardan da geleceğin rolünü müşahede etmekteyiz. Bu roller şunlardır:

a) İslam uzun süreli manevi hedeflere sahip olmayı insanın gelişimi ve kemali için etkili bilmektedir. Ancak uzun ve uzak arzu, istek ve hedefleri de insanın düşmesinin sebebi kabul etmektedir.

“Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.”

“Ey alemlerin rabbi olan Allah’ım uzun emellerden sana sığınıyorum, bu emelleri durdur”

Bu ifade, tabii hayat ile ilgili realist programlarla çelişmemektedir. Bu yüzden Yong ve Frankel’in düşüncelerinin aksine İslam gelecek hakkındaki her türlü arzuyu insanın gelişim ve kemalinin nedeni bilmez.

b) Nesnellikle uyum içinde olan gerçek ümit:

“İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar.”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar