7- İslam ve Modern Psikolojiye Göre İnsan-ı Kamil

04 December 2025 48 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 11

15- Muhabbetli espri duygusu: Bir tür esprili ve filozofça tabiata sahiptirler. (Bu esprili boyutları genellikle eğiticidir ve bütün insanlar hakkındadır ve belli bir şahıs hakkında değildir. Aynı şekilde bu espriler tahkir etme, düşmanca davranma ve eziyet gayesi taşımaz.)

16- Yaratıcı ve ibda edicidirler: Sade, samimi, doğru ve taassuptan uzak bir yaklaşımla olayları incelerler. Yoksa sanatsal eserlere zorunlu bir yaklaşımları yoktur.

17- Kültürel benimsemeye direnme: Genel kültüre karşı isyan etmezler ve orta yolu benimserler. Ancak ahlaki konularda kendileri için önemli olan şeylerde toplumsal normlara karşı dururlar. Bu insanlar özgür iradeye sahiptirler. Yani daha çok kendilerine has şahsi ilkelerle yaşarlar. Yoksa toplumsal kanunlarla değil.

Kısaca Abraham Maslow’a göre matlup şahsiyeti “Kendini gerçekleştiren insan” olarak zikredebiliriz.

Maslow’un Matlup İnsan Hakkında Düşüncelerinin Analiz ve Eleştirisi

Maslow’un düşünceleri ile diğer psikologların düşünleri arasında birçok ortak nokta vardır ve aynı zamanda daha kamil ve daha detaylıdır. Bu yüzden sadece Maslow’un düşüncelerinin analiz ve eleştirisiyle yetineceğiz.

1- Maslow’un dile getirdiği teorisinin olumlu yönlerini kısaca şu şekilde sıralayabiliriz: İnsana ve insanın doğasına olumlu yaklaşımı “beşeri istidat hareketinin” önemli bir yere sahip olmasına neden olmuştur. Onun diğer hümanistler arasındaki olumlu hareketi -davranışçılar ve psikologların aksine insanı hasta veya mekanik tasvir ve tahlil etmedi ve psikoloji ekolleri arasında üçüncü gücü takviye etti- ve insan türüne olan sevgisi ve insanın sağlığı takdire şayandır. Bu da insanın en kötü unsurları yerine en iyi unsurlarını görmesine neden olmuştur. Bu unsurlar insanın irade ve özgürlüğüne teveccüh, insanın genetik durumuna, çevresine ve geçmişine mahkûm olmadığı ve yaratıcı… olabileceğidir. Maslow tarafında dillendirilen ölçütler genellikle her insanın onaylayacağı ve hatta arzuladığı şeylerdir.

Onun insanın üstün konumuna teveccühü psikolojide de önemli bir yeri vardır. “Motivasyon teorisi insan eksenli olmalıdır. Yoksa hayvanlar üzerinde yapılmış deneyden elde edilen sonuçlar insan doğası üzerine teorize edilmiş temel bulgular mesabesinde göz önünde bulundurulur. Bu yüzden “Yong” hiçbir neden olmadan mefhum, maksat veya hedefi motivasyon teorisinden silmiştir. Çünkü biz bir fareden kastını ve motivesini soramayız. Tabii fareden soramayacağımız için mefhum, maksat veya hedef yerine fareyi bir kenara koymamız daha akıllıcadır.”

2-İilk eleştiri Maslow’un metodolojisi ve yöntem bilimi hakkındadır. Maslow’un araştırmaları –kendisinin de itiraf ettiği üzere- ilmi ve tecrübi kriterlere tamamen mutabık değildir. Ancak bizim problemimiz bunun hakkında değildir. Ölçütlerin seçiminde batıl bir döngü göze çarpmaktadır. Konunun açıklanması şu şekildedir: ölçütlerden bazıları Maslow’un kendisi tarafında indüklenmiştir. Maslow diyor ki: “Kriterlerimizin olumlu boyutu bu ölçütün seçimi için sadeydi; acaba alıştırma konularında “insanın kendisini gerçekleştirmesi” var mıdır? ilk başlarda mesleki olmayan şahsi ve kültürel inançlardan ötürü bu işe giriştik” Ancak ölçütlerin bir bölümü sağlıklı şahsiyet babında insanların inançları ve iltifatları hakkındadır. “Daha sonra sağlıklı şahsiyet hakkında inanç ve iltifatları verilerle mukayese ettik. Böylece bu halkçı zemin üzerinde daha dakik bir tanım elde ettik”

Şimdi de soru şudur: Sağlıklı (matlup) insan hakkında daha önce belirlenmiş külli ve cüzzi ölçütlere rağmen sorulara cevap verenlerin cevap şıkları içinde matlup insan ölçütlerini çıkarmalarını nasıl bekleyebiliriz? “Araştırma konuları dostlar, tanıdıklar, sosyal ve tarihi şahsiyetler arasında seçilmiştir. Buna ilave olarak araştırmanın ilk aşamasında üç bin üniversite öğrencisinden, sadece bir araştırma konusunun acilen incelenmesinin gerekliliği teşhis edildi ve ortalama on ile on iki kişi de gelecek araştırmalar için göz önünde bulunduruldu”

Aslında bu problemin kaynağı şudur: Gayeyi tanıma durumlarında insan için araştırma ve gayeleri inceleme yeterliliğine sahip olmayan beşeri sınırlı ilimler ile ahlak, eğitim bilimleri ve aynı şekilde psikoloji gibi insanı ilgilendiren alanlarda insan için yüce gaye belirleme imkansız bir durumdur. Bu metodolojik soruna “Schultz” farklı bir açıdan yaklaşmıştır. “Zahiren Maslow’un araştırmalarının öznesi olan kimseler onun tarafından çok övülmüşlerdir. Acaba Maslow mu bunları seçti yoksa seçiminde -övülen bu kadın ve erkeklerin elde ettikleri ve topluma sundukları şeyler hususunda- taassuba duçar oldu mu? Bu cevap verilemeyen bir sorudur.”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar