7- İslam ve Modern Psikolojiye Göre İnsan-ı Kamil

04 December 2025 48 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 7 / 11

Bu taslakta şahsiyet hakkında dillendirilen farklı tanımlara (Allport, Murray ve… tanımlarına) karşın “Salvatore Madi”nin tanımı ve şahsiyet hakkındaki açıklamaları seçilmiştir.

Şahsiyetin tanımı: İnsanların psikolojik davranışlarının farklılıklarını ve ortak yönlerini belirleyen sabit karakterler ve temayüller mecmuasıdır. Bunların zamansal devamlılıkları vardır. Bir taraftan da bunları rahat bir şekilde geçici toplumsal ve biyolojik baskılara has sonuçlar unvanıyla algılayamayız. Bu tanımda dillendirilen “temayüller” ve “karakterler” kavramları hakkında daha geniş açıklamada bulunmamız gerekir.

Temayüller; düşüncede, duygularda ve hislerde yönelimi belirleyen süreçlerdir.

Karakterler ise; fonksiyonların tahakkuku veya hedeflere doğru hareket için olmayan bilakis gerçeğin belirlenmesi ve hedeflerin veya gereksinimlerin muhtevası için kullanılan veya düşüncelerin, duyguların ve amellerin açıklanması için tekrarlanan ve istifade edilen şahsiyetin sabit yapısıdır.”

Bir şahsiyet teorisinin bölümlerinin genel özelliklerini “Madi”nin görüşlerinde müşahede edebiliriz. Buna göre şahsiyetin sınırlarını dört mertebede tasavvur edebiliriz ki derin ve merkezi şahsiyet bölümünden başlar ve şahsiyetin yüzeysel ve dış bölümüyle sona erer. Merkezi temayüller ve karakterler ile bu ikisinin dışarıyla olan ilişkisi yaşam tarzlarını veya şahsiyet türlerini belirler.

Şahsiyetin elde edilmiş en küçük unsurları unvanıyla dış karakterler ve nihayetinde şahsiyetinde dış boyutunu oluşturan ameller, düşünceler ve duygular zahirde insanları birbirinden ayırır.

Dolayısıyla bu bölümde matlup şahıs unvanıyla İslam’ın müminin siması hakkındaki düşüncelerini açıklamaya çalışacağız. Sonunda da bir cetvelde psikologların matlup insan hakkındaki görüşleri ile İslam’ın görüşlerini karşılaştıracağız.

1. Merkezi Temayüller (Hayatın külli ciheti):

İman, o merkezi temayül ve müminin hayatının külli cihetidir. Nitekim bu hususta şöyle buyurulmaktadır:

“İman, makul söz mamul amel ve makul irfandır” veya “İman, kalp ile kabul etmek dil ile söylemek ve erkânlara ameldir.” Ya da “İman kalpte olan şeydir…”

Dolayısıyla sadece söz amel veya düşünce iman değildir. Bu yüzden şöyle dememiz gerekir: ilk iki rivayette imandan kasıt yönelimi düşüncede, duygularda ve amellerde aşikâr olan bir süreçtir. İmanın taalluku Kur’an’da birçok ayette açıklanmıştır.

“Allah’a, kıyamet gününe, meleklere, peygamberlere ve ilahi kitaplara iman ettiler.”

Kıyamete iman ile buna inanmak insanın ahlaki, içtimai ve duygusal boyutlarını ve daha doğrusu insanın dünya görüşünü değiştirir ve insanın niceliksel, maddi, pragmatist ve genel bir şekilde dünyevi hesaplamalar dairesinde kalmasına engel olur. Bu yönelim insanın iç yeteneklerinin açılması için “motive” olmakla sınırlı olmaz bilakis insanın varlığın hakikati ve mutlak kemal yolunda varlık derecesinin artmasına ve yükselmesine neden olur.

2. Merkezi Karakterler:

Müminin şahsiyetinin sabit yapıları onun hedeflerini, gayelerini ve içgüdülerini belirler ve düşüncelerinin, duygularının ve amellerinin açıklanması için buna başvurulur ki bunlar aşağıdaki maddelerden ibarettir:

a) Taharet ve temiz hayat:

“Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun”

“Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız”

Temiz hayat bedensel temizlikten fikri, akli, ahlaki, içtimai, iktisadi ve siyasi bütün insani yönleri kapsar. Bu aslında varlıksal bir vasıf olup mümin için gayedir ve şahsiyetinin yapısının parçası olabilir ve hatta olması gerekir. Böylesi bir taharet ancak ilahi emir ve görevlere itaat ile elde edilebilir ve belli bir aşamadan sonra da gelişir ve terakki eder.

b) İlahi yakınlık: Her ne kadar Allah Teâla her durumda kullarına yakın olsa da bu anlamın husulü ancak mümin insanın hayatında salt gaye unvanıyla bunun benimsemesine ve buna teveccühe bağlıdır. Bu hedef, iman ve bunun gereksinimlerine amel ile hâsıl olur. Bu yolda başkalarını geçen ve yarışmada galip gelen kimseler mukarrepler (yakınlık makamında olanlar) madalyasına sahip olurlar. Allah Teâla buyuruyor ki:

“(İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir.”

Allah’a yakınlık mekânsal bir yakınlık olmayıp mertebe olarak yakınlıktır. Bu insanın varlıksal derecesinin artmasıyla hâsıl olur. Bu yüzden bunu müminin şahsiyetinin yapısını oluşturan merkezi karakterin kısımlarından sayabiliriz.

“Allah’a en yakın olan imanı en kamil olandır.”

“Varlıklar yaratılışlarında varlıksal açıdan güçlü oldukları oranda mutlak ve salt varlık olan Allah Teala’ya yakın olurlar…”

Kuşkusuz bundan ötürü ilahi mukaddes dergâha yakınlığı müminin şahsiyetinin yapısının merkezi karakteri sayabiliriz.

c) Rıza, müminde nefsani bir hallet olup ilahi kaza ve kadere teslimiyettir. Mümin alınyazısı ve kendisini kapsayan durumlara (iradesi dışındaki durumlara) karşı rahatsız olmaz ve razı olmadığını ifade etmez.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar