8- Guluv

04 December 2025 46 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 7 / 12

Sonraki ayette ise Mesih’in Allah’a kulluktan asla çekinmediği, aksine Allah’a halis bir kul olduğu ifade edilmiştir. Aynı zamanda meleklerin hepsinin Allah’ın kulları olduğu belirtilmiştir; onlar Allah’a kulluk konusunda asla büyüklük taslamazlar ve onların hepsi Allah’ın huzurunda bir araya toplanacaklardır.

İki ayetten elde edilen sonuç şudur: Dinde gulüv etmek haramdır. Gulüv ise – ister insan olsun ister mukarreb melek olsun – Allah’ın kullarından birinin ilah ve rab olduğuna inanmaktır. Mesih ve melekler Allah’ın kullarıdır, birer rab ve ilah değildirler.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَنْ يُؤْتِيَهُ اللَّهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا عِبَادًا لِي مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلَكِنْ كُونُوا رَبَّانِيِّينَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنْتُمْ تَدْرُسُونَ وَلَا يَأْمُرَكُمْ أَنْ تَتَّخِذُوا الْمَلَائِكَةَ وَالنَّبِيِّينَ أَرْبَابًا أَيَأْمُرُكُمْ بِالْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

"Allah'ın kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği hiçbir insan, "Allah'ı bırakıp bana ibadet edin" deme hakkına sahip değildir. Ama (o şöyle der): "Kitabı öğrettiğiniz ve okuduğunuza göre Rabbanî kişiler (Allah'ı tanıyan ve O'na yönelen din âlimleri) olun."

O, melekleri ve peygamberleri rab edinmenizi emretmez. Allah'ın emirlerine boyun eğmenizden (ve hakka teslim olmanızdan) sonra size kâfir olmayı mı emredecek?!"

Burada Yüce Allah ,Hristiyanlık'ta bulunan bazı batıl inançlara işaret ettikten sonra onları reddetmiştir. Bu batıl inançlardan biri, Mesihilerin Meryem oğlu İsa’ya isnat ettikleri ilahlık vasfıdır ki tamamen kendi kuruntuları ve uydurmalarıdır. Mesih asla bu iddiada bulunmamıştır. Aynı şekilde Mesih’e isnat edilen şeyi peygamberlerin hiçbiri iddia etmemiştir. Zira Yüce Allah’ın insanları Allah’a çağırmakla gönderdiği bir elçinin insanları Allah’a değil de kendisine kulluk etmeye çağırması mümkün müdür?! Aksine böyle bir elçi insanlara Rabbanîler olmalarını emreder. “Rabbanî” “Rabbe mensup olan” manasına gelir; yani ilim ve amelle halis olarak kendisini Rabbine adamış kâmil insan demektir.

Rabbanî “Rab” konusunda ilmi açıdan mümkün olabilecek en doruk noktaya ulaşmış, amelinde de zamanının çoğunu O’nun için harcayan, ömrünü O’nun rızasını elde etmek, mukarreblerin mertebesine nail olmak için geçiren kimsedir. Bu da muhlisler veya muhleslerin mertebesidir.

Ayrıca peygamberlerden hiçbirinin insanlara, melekler ve peygamberleri "rab" edinmeleri yönünde bir emir vermesinin mümkün olmadığını şu sözüyle altını çizmiştir: “Allah'ın emirlerine boyun eğmenizden (ve hakka teslim olmanızdan) sonra size kâfir olmayı mı emredecek?!” Yani böyle bir şeyin imkânsız olduğunda hiç kuşku yoktur.

Ayetlerden hasıl olan sonuç şudur: Dinde yasaklanmış olan gulüv, peygamberlerden, evliyadan ve meleklerden birini rab ve ilah edinip ona ibadette bulunmak; onlardan herhangi birini mukadderatın, kendilerine yarar ve zararın maliki olduğunu düşünmektir. Bu küfürdür ve peygamberler böyle bir şeyden şiddetle beraat etmiş, uzak durmuştur. Dolayısıyla bir müminin, nefsani arzu ve şeytani hedefleri olanların uydurduğu bu tür batıl itikatlara inanarak dininde gulüv etmesi doğru değildir.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

وَإِذْ قَالَ اللَّهُ يَا عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ أَأَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَهَيْنِ مِنْ دُونِ اللَّهِ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ لِي أَنْ أَقُولَ مَا لَيْسَ لِي بِحَقٍّ إِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُ تَعْلَمُ مَا فِي نَفْسِي وَلَا أَعْلَمُ مَا فِي نَفْسِكَ إِنَّكَ أَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَا أَمَرْتَنِي بِهِ أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي كُنْتَ أَنْتَ الرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ

Hani Allah şöyle dedi: "Ey Meryem Oğlu İsa! Sen mi insanlara, "Allah yerine beni ve annemi iki ilah edinin" dedin? O, "Seni her eksiklikten uzak bilirim, hakkım olmayan bir şeyi demek bana yaraşmaz. Eğer söylediysem, kuşkusuz sen onu bilirsin. İçimde olan her şeyi sen bilirsin; ama ben senin içinde (zatında) olanı bilmem. Gerçekten sen gaipleri (gizlileri) çok iyi bilensin."

"Onlara ancak bana emrettiğin şeyi söyledim; 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin' dedim. Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (gözetici) idim. Beni (aralarından) aldığında kendin onları kollayıcı oldun ve sen her şeye şahitsin."

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar