8- Guluv

04 December 2025 46 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 12

Bir sonraki ayette yaratılmışlara ait özelliklerden ve onların gerekliliğinden bir diğerine işaret etmiştir. 76. ayette onların başkalarına zarar ve yarar verme gücüne sahip olmadıklarına inkâr manasındaki istifhamla şöyle dikkat çekilmiştir:

“Allah dışında size bir yarar sağlamaya ve bir zarar dokundurmaya malik olmayan şeylere mi ibadet ediyorsunuz?!”

Burada yarar sağlamaya malik olmaktan maksat müstakil olarak insanlardan zararı defedebilme gücüdür. Aynı şekilde yarara malik olmaktan maksat müstakil olarak insanlara yarar ulaştırma gücüdür. Ayetten nasıl bu mana çıkarılabilir? diye sorulacak olursa şu cevabı verebiliriz: Malikiyetin manası budur. Çünkü başkasından ödünç alınarak birine iletilen şey hakkında malikiyet tabiri kullanılmaz. Ayrıca şunu net olarak söyleyebiliriz: Bu manada (müstakil olarak) hiçbir insan başkasına yarar ve zarar vermeye malik değildir. Oysaki biz sürekli insanların birbirlerine yardım ettiklerini, birbirlerinden birtakım zararları savdıklarını ve birbirlerine yararlar ulaştırdıklarını görmekteyiz. Dolayısıyla malikiyetten kastedilen şey bu işleri müstakil olarak yapabilme gücüdür. Ayette nefyedilen de müstakil güçtür. İnsanlar arasında sabit olan birbirlerine yönelik zarar ve yarar mecazi anlamdadır; çünkü onlar Yüce Allah’tan aldıkları güç ile bunu yapmaktadırlar. Dolayısıyla burada iki konu arasında çelişki yoktur. Zira konunun farklı olması durumunda inkârla ispat birbiriyle çakışmaz. Aynı şekilde Rabbimiz bu ayette insanların Allah’tan başka hiçbir şeye, hiçbir şahsa, hatta Mesih ve annesine ibadet etmesine müsamaha göstermemiştir, böyle bir ibadeti reddetmiştir.

Daha sonra Rabbimiz aynı surenin 77. ayetinde dinde gulüv etmeyi yasaklamış, gulüvvu batıl addetmiş ve onu doğru yoldan sapmış olan bir grubun nefsani arzularına uymak saymıştır. Bu ayetlerden anlaşılan şudur: Nehyedilmiş olan gulüv, n Meryem oğlu Mesih'i Allah olduğuna inanmak, Allah’ı bırakıp ona ve annesine ibadet etmektir. Bu da doğru yoldan çıkıştır, küfürdür, lanetlenmelerine ve Allah’ın rahmetinden uzaklaşmalarına, cehennem ateşine girmelerine ve cennetin kendilerine haram kılınmasına sebeptir.

Allah’ın evliya kullarından birinde görülecek mucize ve kerametlere gelince; gulüvvu yasaklayan ayetleri zikrettikten sonra bunları sunacağız ve bunları kabul etmenin gulüv olmadığını göreceğiz. Nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de gulüvvu yasaklarken Meryem oğlu İsa ve onun dışındaki diğer peygamberler ve evliya hakkında birçok büyük mucizeleri ispat etmiştir. Burada ispat edilen şey inkâr edilen şeyden farklı olduğu için bir çelişki söz konusu değildir. İleride evliyadan biri için keramet ve mucizeler ispat etmenin onun hakkında gulüv manasına gelmediğini de arz edeceğiz.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ إِلَّا الْحَقَّ إِنَّمَا الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ رَسُولُ اللَّهِ وَكَلِمَتُهُ أَلْقَاهَا إِلَى مَرْيَمَ وَرُوحٌ مِنْهُ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَلَا تَقُولُوا ثَلَاثَةٌ انْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْ إِنَّمَا اللَّهُ إِلَهٌ وَاحِدٌ سُبْحَانَهُ أَنْ يَكُونَ لَهُ وَلَدٌ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا لَنْ يَسْتَنْكِفَ الْمَسِيحُ أَنْ يَكُونَ عَبْدًا لِلَّهِ وَلَا الْمَلَائِكَةُ الْمُقَرَّبُونَ وَمَنْ يَسْتَنْكِفْ عَنْ عِبَادَتِهِ وَيَسْتَكْبِرْ فَسَيَحْشُرُهُمْ إِلَيْهِ جَمِيعًا

"Ey kitap ehli! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında hak ötesinde bir şey demeyin. Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah'ın peygamberi, Meryem'e salıverdiği bir kelimesi ve O'nun tarafından (gönderilen) bir ruhtur. O hâlde Allah'a ve peygamberlerine iman edin ve "(Allah) üç tanedir." demeyin. Vazgeçin. Bu sizin için daha iyidir. Allah, sadece tek bir ilahtır; çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa O'nundur. Vekil (yönetici) olarak Allah (insana) yeter.

Ne Mesih ve ne de mukarreb melekler, Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah'a ibadet etmekten kaçınır ve büyüklük taslarsa, Allah onların tümünü kendi huzurunda bir araya toplayacaktır."

Bu iki ayet Yüce Allah’ın gulüvvu haram kıldığı ve onun ölçüsünü beyan ettiği en öne çıkan sözüdür. Zira birinci ayette Yüce Allah kitap ehlini gulüvden ve Meryem oğlu İsa hakkında batın inançtan men etmiştir; onun Allah’ın elçisi ve kelimesi olduğunu buyurmuştur. Onun bir ilah olmadığı halde Allah’ın elçisi, kelimesi ve ruhu olduğunun altını çizmiştir. Şu halde Allah’ın ilahımız, rabbimiz ve sahibimiz olduğuna inanmak vacip olduğu gibi onun elçilerine de Allah’ın kulları, O’na doğru hidayet eden ve yol gösteren rehberler olarak inanmamız vaciptir. Allah üç değildir ve üç tanenin üçüncüsü değildir, aksine O tek ilahtır, evlat sahibi olmak gibi yaratılmışlara ait bir özellikle nitelendirilmekten münezzehtir. Bilakis göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O her şeyin Rabbi, vekili ve ihtiyar sahibidir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar