8- İslamî Görüşe ve Psikolojik Çalışmalara Göre Çocukların ve Ergenlerin Cinsel Eğitimi

04 December 2025 48 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 12

Gözle kurulan irtibatlar da bakakalmama ve bakışı sürdürmeme şartına bağlıdır. Başka türlü ifade edecek olursak şehvetle bakılmamalıdır. Şehit Mutahharî’nin tabiriyle (1353) bakakalmaktan kasıt gözlerini dikmek, karşı cinsi süzmektir; yüce ve başlangıç yapma anlamında bir bakış değil. Yani bakış söze başlamanın, yüz yüze gelmenin mukaddimesi olmalıdır.

Nur suresinin 30. ayetinde “Mümin erkeklere söyle gözlerini (haramdan) sakınsınlar.” ve “Mümin kadınlara da söyle gözlerini (haramdan) sakınsınlar.” ayetinde kasıt şehvetli bakışın terk edilmesidir. Bu ayetin nüzul sebebinde şöyle geçer: Bir gün bir genç, Medine sokaklarında bir kadınla karşılaştı. O zamanki kadınlar örtülerini kulaklarının arkasına atıyorlardı ve boyunlarının bir kısmı görülüyordu. Genç, Benî falan sokağına girene dek kadına baktı. Kadından gözünü ayıramayan gencin suratı, duvardan dışarı çıkmış bir kemiğe isabet etti ve yüzü kanadı. Yolunun üzerinde Resulullah’ın (s.a.a) yanına vardı. Peygamber ona ne olduğunu sordu, o da olayı ona anlattı. Sonra Cebrail bu ayeti indirdi (Allame Tabatabaî, 1360, s. 116).

c) İşbirliği İrtibatı

Karşı cinsle işbirliği ve yardımlaşma, Hz. Musa (a.s) ve Şuayb’ın kızlarıyla ilgili ayetlere göre caizdir. “İyilik etmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin” (Maide/2) ayetinin kız ve erkeklerin birbirine yardımını da kapsayan genel bir anlamı vardır. Bu da karşı cinsle işbirliği yapmanın caiz olduğunun delilidir.

d) Duygusal İrtibat

Kızın ve erkeğin irtibatı sonucu onların ikisinde veya sadece birinde ortaya çıkan evlilik eğilimi reddedilmemiştir. Elbette marazi bir eğilim, yani denetimsiz bir cinsel davranış eğilimi caiz değildir. Delili de kadınların tahrik edici konuşması karşısında inen “Gönlünde bir hastalık olan ümide düşer” ayetidir. (Ahzap/32).

e)Tahrik Edici İrtibat

Kız, erkek, kadın ve erkek ilişkilerinde sesli, duygusal ve davranışsal türlerde şehvet uyandıran tahrik unsurları olmamalıdır. Kuran’da, Ahzap suresi 32. ayette şöyle buyrulmaktadır: “Ey Peygamberin eşleri, siz, öbür kadınlardan birine benzemezsiniz; çekiniyorsanız sözü yumuşak bir tarzda söylemeyin.”

Aile Kurmak için Ruhen Hazırlık Yapmak

Gençlerde evliliğe karşı olumlu bakışın kuvvetlenmesi için ruhen buna hazır hale getirilmelidirler. Bu, ailenin ve okulun vazifesidir. Ortaokul ve ortaöğretim dönemlerinde ev idaresi, çocuk yetiştirme ve fıkıh gibi derslerin verilmesi faydalı olacaktır (Şeriatmedarî, 1371).

Ergen, lezzet, huzur, iffetin korunması, imanın kuvvetlendirilmesi, neslin bekası ve salih bir neslin yetişmesi gibi hedefler için, ölçülü bir evlilik için hazır olmalıdır. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: Bir gün Resulullah (s.a.a) minbere çıktı ve Allah’a hamd ve senadan sonra şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Cebrail, ilahi dergâhtan yanıma gelerek şöyle dedi: Bakire kızlar meyve gibidirler; yetiştiğinde toplanmazlarsa güneş ışığı onları çürütür ve rüzgâr dağıtır. Kız çocukları buluğa erdiklerinde ve kadınlar gibi cinsel eğilimler hissettiklerinde kocadan başka devaları yoktur. Eğer evlenmezlerse fesattan âmânda değillerdir. Zira onlar beşerdir ve beşer hatadan korunmuş değildir.” (Ferid Tenkabenî, 1375, s. 182).

Ergenlik döneminde evliliğin şartları ve eş seçme ölçüleri hakkında konuşulmalıdır. Kişi beden ve fikir açısından geliştiğinde, buluğa erdiğinde, duygusal ve toplumsal olgunluğa kavuştuğunda evlenmesi için teşvik edilmelidir. Kişilerin bedensel ve cinsel buluğları, toplumsal ve aklî buluğlarından daha önce olsa da evlilik için duygusal ve toplumsal olgunluk gereklidir (Seccadî, 1379). Bu sebeple Stone ve Stone en iyi evlilik yaşının ruhsal ve toplumsal buluğ gerçekleştiği zaman olduğuna inanıyor. Eş seçiminin en belirgin ölçüleri hadislerde de üzerinde durulan denklik, kültür, din ve inanç benzerlikleri ile ruh ve duygu uyumudur. Ruhsal liyakat de eş seçimi ölçütlerindendir. Ruhsal liyakatten kasıt ruhsal buluğ ve gelişimdir. Akıl yetileri, yaratılış ve huy açılarından kemale ulaşan ve en zor vaziyetlerde evlilikteki uyumlarını koruyabilecek kişiler vardır. Kendilerine has yaratılış ve huyları olan, düşünsel gelişimini tamamlamadığı için birçok vaziyette uyumlarını koruyamayan kişiler de vardır (Stone ve Stone, 1379).

Gençler eş seçiminde yeterli dikkati göstermeli, birbirlerinin yapabileceklerini, isteklerini ve ihtiyaçlarını öğrenmeli, eşinin ve kendisinin haklarını bilmelidirler. Güzel konuşma, iyi dinleme, dil ve amel ile muhabbeti gösterme, eşin değerini göstererek ve onu yücelterek karşılıklı saygı gösterme, alay ve aşağılamadan kaçınma, hoşgörü, güler yüz ve iyi ilişkiler gibi müşterek hayatta iletişim kurma becerileriyle aşina olmalıdırlar.

Gençler, müşterek hayatta maneviyatın ve ahlakın hüküm sürmesi gerektiğini ve de şehvetten ve nefsin isteklerine gark olmaktan sakınmaları gerektiğini bilmelidirler (Şerefî, 1376). İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kendi şehvetlerini sınırlayan ve ifrat etmeyen kimse, insanlık değerini ve manevî şahsiyetini muhafaza etmiştir.” (Ferid Tenkabenî, 1375, s. 215).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar