b) İnsan organizmasının ırka ve genetiğe dayalı farklılıklarının öğrenilmesi. Bedenin organlarında göz alıcı farklılıklar olabilir. Bu farklılıklar muhtelif ülkelerde, kıtalarda ve ırklarda görülmektedir. Öğrencinin, bu farklılıkların ölçüsüne aşina olması gerekir. Bu bilginin edinilmesi, bir tek cesedin teşrihiyle mümkün değildir, birçok bedeni teşrih ve birbirleriyle mukayese etmesi gerekir. Fransız anatomistler arasında meşhur olduğu üzere, “Her ceset, müstakil bir kitaptır.”
Uygulama merhalesinde hiçbir şey –hatta yan çalışmalar- hekimi hazırlamada hayatî bir rol oynayan doğrudan beden teşrihinin yerini tutamaz. Zira teşrih uygulaması cerrah doktor için gerekli olan mahareti, soğukkanlılığı ve ruhsal hazırlığı en fazla ardından getiren uygulamadır.
Günümüzde üçüncü dünya ülkelerinden bazılarında, genellikle cerrah doktorların uygulamalarında görülür. Cerrahlar, anatomiyi tanımadan (teşrih imkânı var olmadığından) sadece canlı hastalar üzerinde uygulama yaparlar. Film, kitap, cansız manken gibi yardımcı eğitim imkânlarından dahi yararlanmadan ve anatomi hakkında bilgi sahibi olmadan yapılan bu uygulama, çok eksik ve tehlikeli bir yöntemdir. Bizim ülkemizde de bazen bazı doktorların insan bedeni üzerinde pratik yaparak doğru uygulama yapma imkânı bulamaması, bazı ani ve zaruri cerrahî durumlarında cerrahın neşterinin hata yapmasına ve sorun yaratmasına yol açmıştır. Özellikle eğitim merkezlerinde gerçekleşen bazı acil sezaryenlerde, yeni doğan bebeğin yüzünde bıçak kesiği izlerinin kaldığı görülmüştür. Hatta bazen çocuğun veya annenin uzuvlarından birinin eksilmesiyle sonuçlanmıştır.
3. Tıp ilminin gelişmesi ve yeni ufuklara ulaşılması:
Teşrihin oynadığı mihver role bakıldığında, anatomiye esaslı biçimde dayanmayan tıbbın gelişmesinin mümkün olmadığı görülür. Şimdi bu ilmin meşalesi, ciddi şekilde, dakik ve teşkilatlı bir programla, henüz tespit edilmemiş hastalıklar neticesinde ölmüş olan hastaların teşrihi ve otopsisi alanında faaliyet gösteren ve de araştırmacılarını insan cesetleri üzerinde tahkik yapma ve yeni tıbbî keşiflerde bulunma hususunda destekleyen ülkelerin elindedir. Tam tersi yeterli teşrih programlarından yoksun olan ülkeler, bu ilimde önde gidenler grubundan geri kalmış, salt ileri ülkelerin yeni bulgularından istifade edenler haline gelmişlerdir. Böyle bir zaafın varlığı, onların olumlu tıbbî uygulamalarını şiddetle azaltmış ve birçok durumda onları, kendi hastalarını tedavi için gelişmiş ülkelere nakletmeye mecbur bırakmıştır.
b) Hukuk Alanında
İslam hukundaki meselelerle irtibatlı olarak teşrih için iki temel uygulama mevcuttur:
1. Otopsi:
Hedefi, ölüm sebebinin belirlenmesidir ve suçun ve suçlunun bilimsel teşhisi için kullanılır. Otopsi her durumda uzuvların birebir teşrihine bağlı değildir ama aynı zamanda birçok durumda da buna son derece muhtaçtır.
2. Diyet ölçüsünün belirlenmesi:
Örneğin bir kimse hamile bir kadını öldürürse ve cenin de gelişmiş ve cinsiyeti belli hale gelmişse, ceninin diyetini belirleme yollarından biri bedeni kesmek ve onu dışarı çıkarmaktır.
Beyan edilenler, anatominin dinî kurallarla ilgili olmayan ilmî kullanımlarıydı. Diğer taraftan böyle bir süreç, tıbbî, dinî ve ahlâkî birtakım kısıtlamalardan uzak değildir.
a) Tıbbî kısıtlamalar: Tıbbî ilimlerde teşrihten bahsedildiğinde, araştırmacıların teşrih odalarında bekleyerek gelen her cesede teşrih bıçağını vurdukları tasavvur edilmemelidir. Aksine tıbbî kanunlar, sadece sahih ve akla uygun garezlerle ve belli yollarla teşrih yapılmasına izin vermektedir. Bu kanunlardan bazıları şöyledir:
1. Cesedin teşrihi, ölünün ailesi ve geride kalanları için kötü sonuçlara sebep olmamalıdır. İmkân dâhilinde ölmeden önce şahsın kendi izni veya geride bıraktıklarının izni alınmalıdır.
2. Ceset sağlam olmalı, önceden açılmamış ve parçalanmamış olmalıdır.
3. Ceset teşrih edilmeden önce belli (fix) bir süreçten geçirilmeli ve hijyenik hale getirilmelidir.
4. Cesetler, sadece ihtiyaç ölçüsünde teşrih edilmelidir.
b) Ahlâkî kısıtlamalar: İnsan fıtratı, insan bedeninin –sebepsiz yere- parça parça edilmesini reva görmemektedir. Beşeri hayat boyunca her zaman insan bedenine saygı gösterilmesi, herkes tarafından kabul edilmiştir.
Elbette Batı’nın yeni dünyasında, bir müddettir ahlâkî değerler gevşemeye başlamıştır. Öyle ki bazı kişiler bir miktar para karşılığında kendilerinin veya bazı yakınlarının cesedini, ölümlerinden sonra teşrih edilmek üzere sözleşmelerle satışa sunmaktadırlar.
c) Dinî kısıtlamalar: Bütün ilahî dinler, özellikle de İslâm dini, insan bedenine ihtiram gösterilmesi gerektiği hususunda görüş birliğine sahiplerdir ve bununla ilgili özel öğretileri ve ayinleri vardır. Bu yazıda, zikredilen muhtelif uygulamalara teveccühle, İslâm açısından teşrih hükmünü incelemeye çalışacağız.
İslâm’da Teşrih