9- Fıkıh ve Tıp Açısından Anatomi

04 December 2025 24 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 6

- Kâfirin bedeninin teşrihi veya bir uzvunun kesilmesi yoluyla ihtiyacın giderilme imkânı varsa Müslümanın teşrihi caiz değildir. Zira bu esasa göre Müslümanın teşrihinin cevazı, zarurete ve ehem-mühim kaidesine riayete dayanır. Müslümanın bedeninin teşrihine gerek kalmadığında, zaruret ve ehemmiyet bertaraf olacaktır.

- Teşrih ve uzvun kesilmesi, mutlaka Müslümanların istifadesi cihetinde olmalıdır. Zira böyle olmadığında bunun ehemmiyeti, İslâmî açıdan ispatlanmış değildir.

b) Arızî Hürmet

Diğer bir görüşe göre cesedi kesme konusundaki hürmet, Müslümanın bedenine karşı ihtiramın korunması sebebiyledir. Zira hayatı zamanında sahip olduğu özel ihtirama, ölümünden sonra da sahiptir.

Lügat açısından da hürmet kelimesinin anlamlarından biri ihtiramdır ve bu kelime ilgili dinî naslarda sadece bu anlamıyla tefsir edilebilir. Zira onlarda diyet ödenmesi kuralı koyulmuştur ve bu, ölünün bedeninin kesilmesinin, onun hakkının ayaklar altına alınması olduğunu gösterir. Diyet ödenerek bu durumun telafi edilmesi gerekir. Eğer ona hürmet, müstakil bir yükümlülük hükmü ve de özel ilahi hak ve hudutlardan olsaydı, diyet yerine “had” veya “ta’zîr” uygulanması gerekirdi veya uhrevî azapla iktifâ edilirdi. Bu görüşün de birkaç neticesi vardır. Mesela:

1. Eğer teşrihte hürmet, şahsın ihtiramını korumak için olursa, onun isteği ve rızası doğrultusunda hürmetin kalkması gerekir. Bu durumda şahıs hak sahibi olduğundan, bu hakkı kendisinden alabilir. Eğer böyle yaparsa teşrihin önünde bir engel kalmaz. Diğer bir deyişle şahsın öldükten sonra kendi bedeninin uzuvları üzerindeki hakkı, hayatı zamanındaki hakkı gibidir. Hayatı sırasında ve aklî esaslara göre kendi bedeni üzerinde her türlü tasarrufta bulunmaya hakkı olduğu gibi –elbette özel bir engelin bulunduğu durumlar hariç- bu hakka ölümden sonra da sahiptir. Şöyle bir şüphe akıllara gelebilir: Böyle tasarruflar “nefse zarar verme” mısdaklarındandır ve yasaklanmıştır. Cevap şudur: Zarar kaidesinin, ehem bir aklî garez olmadığı yerde mısdakı vardır.

2. Yukarıdaki esasa göre diyetin taalluk etmesi, cesedin sahibinin görüşüne ve isteğine bağlıdır. Bununla beraber şahıs, bedeninin bedava veya diyetten daha fazla bir miktar karşılığında tıbbî eğitimlerde, tedavilerde vb. kullanılmasını vasiyet ederse, vasiyeti geçerlidir ve yerine getirmemek caiz olmayacaktır. Ancak vasiyet mutlak olursa, teşrihin cevazı esası ispatlanır ve diyetin gerekliliği nefyedilmez.

3. Bu görüşe göre cesedin teşrihi sadece öldükten sonra caiz olmakla kalmaz, yaşarken bedenin bazı parçalarını başkalarına nakletmek için kesmek de, şahıs için ciddi bir tehlikeye sebep olmadıkça, caiz olur.

4. Teşrihin ve uzuv kesilmesinin cevazı, zorunluluğa ve zarurete dayanmaz. Bununla beraber salt aklî sahih bir garezin varlığıyla ve örfe göre ehem olan maslahatlarla –şahsın razı olması hâlinde- teşrih caiz olur; her ne kadar ortada bir zorunluluk olmasa bile.

5. Teşrihin cevaz verilen haddi ve şartları, ceset sahibinin görüşüne ve rızasına bağlıdır. Bununla beraber bedeninin özel bölümlerinin, belli bir şekilde ve özel şartlarda teşrih edilmesini vasiyet edebilir. Bu durumda şartlara uymamak caiz değildir.

6. Yukarıdaki görüşe göre teşrihin hürmeti, ihanet ve saygısızlık çerçevesi içindedir. Bununla beraber eğer teşrih, ölüye saygısızlık telakki edilmeyecek bir şekilde veya bazı uzuvlarda yapılırsa caizdir; her ne kadar cesedin sahibi bunu vasiyet etmemiş ve izin vermemiş olsa da. Bu durumun muhtelif toplumlara ve şahıslara göre farklılık göstermesi mümkündür. Mesela bedende özel bir tür tasarrufta bulunulması, bir şahsa göre ihanet telakki edilebilir ama bir başkasına göre öyle olmayabilir. Bir toplumun ihanet telakki ettiği, diğer bir toplumda öyle görülmeyebilir.

7. Bu temele göre teşrihin caiz oluşu sadece tedavi ve nakil durumlarına münhasır değildir. Aksine diğer bilim, eğitim ve araştırma uygulamalarında da caiz olacaktır.

8. Müslümanın bedeninin teşrihinin caiz oluşu, bu durumda sadece kâfirlerin cesetlerine ulaşılamadığı zamana münhasır değildir. Şahsın izin vermesi durumunda, her ne kadar onun yerine gayrı Müslimlerin cesetlerinden istifade etmek mümkün olsa da, onun bedeni teşrih edilebilir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar