9- Fıkıh ve Tıp Açısından Anatomi

04 December 2025 24 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 6

Elbette teşrih için sayılan yukarıdaki şartlardan her biri, diğer şer’î deliller yoluyla kısıtlara ve sınırlamalara ulaşılmadığı sürece geçerlidir. Ancak eğer şeriat koyucu, bu amaçla diğer yollar ortaya koyduysa veya sınırlamalar belirlediyse teşrihten istifade edilmesi mümkün değildir. Örneğin bir kimse hamile bir kadını öldürürse ve ceninin ölmesine de sebep olursa, ceninin diyetini belirlerken –annenin bedenini kesmenin ve çocuğun cinsiyetini belirlemenin mümkün olduğu varsayımına rağmen- oğlan için diyetin yarısı ve kız için diyetin yarısı tayin edilmiştir. Teşrihte hürmetin delilleri bağlamında böyle bir hüküm, bedenin kesilmesine cevaz verilmemesi şartına bağlıdır. Hedefin, adaletin temini olduğu böyle durumlarda, nurlu İslâm dininin hükümlerinde hem adalet temin edilmiştir, hem de diğer taraftan cesedin sahibinin ihtiramı ve de pak insanî duygular mülahaza edilmiştir.

c) Müsle Yapmak

Diğer bir ihtimal, bedenin kesilmesinin “müsle” olduğudur. O da bedeni kesmekten ve bedenin bazı unsurlarını ayırmaktan başka bir şey değildir. Böyle kınanmış bir amel, şiddetle men ve tahrim edilmiştir.

Bu ihtimalin nefyedilmesinde şunu söylemek yeterli olacaktır: Sadece zahirî benzerlikle, ruhsal açıdan çıktığı kaynak ve farklı toplumsal sonuçları mülahaza edilmeden teşrih, “müsle” unvanı altında zikredilemez. Zira tarihî şahitlere ve lügat erbabının tasrihine göre müsle yapmak, düşmanlar karşısında intikamcı ve kinci bir amel ve bir tür ruhsal savaştır. Bu yüzden İslâm’ın insan yapıcı ekolü, vahşilik ve kindarlık hasletinden kaynaklanan böyle akıllara sığmayan bir yöntemle, sıkı bir mücadeleye girişmiştir. Oysa “teşrih”, insanî, akla uygun bir ameldir ve de menfi ve insanlık karşıtı her türlü eğilimden uzaktır. Bununla beraber konu olarak müsleden ayrıdır veya en azından “müsle” unvanının onun için doğruluğu şüphelidir. Buna ilâveten müsle hükmünde Müslüman ve kâfir arasında fark yoktur ve bununla ilgili bütün rivayetlerde ve metinlerde Müslümanların düşman askerleriyle karşılaşmasının nasıl olması gerektiği belirtilmiştir. Bu yüzden eğer teşrihin haramlığı, müsle yapma türünden olsaydı, en zorlu inatçıları bile teşrih etmek caiz olmazdı.

d) Defnin Gecikmesi

Müslüman ölünün bedenini defnetmenin vacip olması, dinin zaruretlerindendir ve uzun bir süre geciktirilmesi caiz değildir. Teşrih de defnin geciktirilmesine veya defnetmemeye sebep olduğu için haramdır.

Biraz düşününce, yukarıdaki meselenin asla müstakil bir delil sayılamayacağı anlaşılır. Zira bu durumda, eğer teşrih uzun bir süre harcanmadan yapılır ve sonra ceset defin için hazırlanırsa, bütün eleştirileri bertaraf etmiş olacaktır. Aynı şekilde kısa bir sürede, yeni vefat etmiş bedenden bir uzvu alıp başka bir bedene nakletmek mümkün olduğunda, tamamen sorunsuz olacaktır. Zira evvela bu amel, gecikmenin caiz olduğu bir zaman diliminde yapılmıştır. Hatta bu faaliyetlerden bazılarını defin güzergâhında yapmak mümkündür. İkinci olarak başka bir şahsın bedenine nakledildikten sonra, o uzuv artık ölünün uzvu sayılmaz ve defnin lüzumu konusunun dışına çıkar.

Bununla beraber yukarıdaki delil, sadece cesedin uzun süreler boyunca teşrih odasında kaldığı veya defnedilmediği durumları kapsar. Böyle durumlarda da İslâm’ın mukaddes şeriat koyucusu Allah’ın nazarında defnin ehemmiyetinin, teşrihin hayat bahşeden ve değerli semerelerinden daha fazla olması çok uzak görünüyor. Buna ilaveten Fazl bin Şâzân’ın defnin vacipliğiyle ilgili İmam Rıza’dan (a.s) naklettiği rivayetteki sebeplerin toplamı iki gruba ayrılmaktadır: 1. Yaşayanların, cesedin bozulmasının etkilerinden uzak kalarak korunmasıyla ilgili olanlar. 2. Cesedin sahibinin saygınlığının korunmasıyla ilgili olanlar.

Yukarıdakilerden “innemâ” lafzıyla gelen ve illeti münhasır hale getiren sebepten, hemen defnetmenin vacip olmasıyla ilgili hükmün –şartlara riayet edilmesi durumunda- teşrihi kapsamadığı neticesi rahatlıkla çıkarılabilir. Zira evvela, daha önce zikredildiği gibi, teşrih esnasında her şeyden önce beden, bir süreç izlenerek stabil ve hijyenik hale getirilir. Yukarıdaki rivayette beyan edilen şey, bu durumda ortaya çıkmayacaktır. İkinci olarak cesedin sahibinin hürmeti meselesi de konuyu b şıkkındaki görüşe dâhil etmektedir ki bunun bahsi geçti. Bununla beraber yukarıdaki rivayete ve teşrihin cevazıyla ilgili benzer delillere dayanıldığında artık ehem ve mühim kaidesine dayanmaya da ihtiyaç kalmayacaktır. Zira teşrih sürecinde defnin geciktirilmesi veya yapılmaması, definde hızlı olmanın vacipliğinin sebeplerini nefyedecek şekildedir.

Yargı Sürecinde Teşrih

Suçu veya suçluyu teşhis için bedene otopsi yapılması iki açıdan incelenebilir:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar