Gaybet-i Suğra Asrında Şia; Süreklilik ve Değişim
Hasan Hüseyinzâde Şâneçî
Giriş
Onikinci İmam Hz. Mehdi’in gaybeti, Şia toplumunda, kültürel ve ilmî alanlarda birtakım değişimlere yolaçan yeni bir durumu ortaya çıkardı. Bu değişim, en önemlisi Şiilerin ilmî merceiyyetindeki değişiklik olan çeşitli kültürel boyutlarda meydana geldi. Diğer boyutlar arasında ise yeni ilmî mekteplerin ortaya çıkışına ve Şiilerin ilmî kaynak ve kitaplarının tedvin ve telifinde yaşanan gelişmeye işaret edilebilir. Gaybet-i Suğra asrının ilmî durumunu incelemek, bu asrın, Şia toplumunda sabit bir durumdan başka bir sabit duruma geçiş dönemi olması bakımından büyük öneme sahiptir. Aslında İmam'ın hazır bulunduğu çağdan Gaybet-i Kübra asrına bağlanılan Gaybet-i Suğra, İmam'ın (a.s) uzun gaybetinin kabullenilmesi için gerekli zeminlerin oluşması ve hazırlık dönemi sayılmış ve bu çağda ortaya çıkan ilmî gelişmeler, Şia'nın ilmî ve kültürel bakımdan parlaması için ilk adım olmuştur.
Onbirinci İmam'ın hicri 260 (Miladi 873) yılındaki şehadeti sırasında Hazret'in vekilleri ve Şiileri arasındaki havastan çok az sayıda insan kendisinin bir oğlu olduğundan, yani Onikinci İmam'dan haberdardı. Abbasi halifesinin, Onbirinci İmam'ın oğlunu ve halifesini bulmak için kapsamlı girişimlerde bulunduğu ve uzun süre İmam'ın evini ve ailesini takip ettirdiği zamanlardı. İmam Askerî (a.s), rıhletinden önce has vekillerinden ve yârânından Osman b. Said Amirî'yi Onikinci İmam'ın naibi olarak ashabına tanıtmıştı. Amirî, İmam (a.s) için defin merasimi düzenledikten sonra Samarra'dan Bağdat'a gitti ve oraya yerleşti. Onun vekâleti dönemindeki olaylara dair elde pek fazla bilgi yoktur. Tek bildiğimiz, İmam'ın (a.s) bazı talimatnamelerinin onun aracılığıyla Şiilere ulaştığıdır. Vefat tarihinin hicri 267'den sonra olduğu anlaşılmaktadır.
Osman, İmamMehdi’nin (a.f) emriyle oğlu Muhammed'i vekili olarak tayin etti. Muhammed b. Osman'ın vekâleti dönemi, büyük güçlüklerle geçen uzun bir devreydi. Abbasiler tarafından uygulan baskılar ve boğucu ortam, dinî ve mezhebî sapkınlıklar, çeşitli şüphelerin ortaya atılması, Zeydiyye ve İsmailiyye gibi başka Şii fırkaların artmasına yol açan hareketler onun karşı karşıya kaldığı önemli sorunlardı. Muhammed b. Osman, hicri 305 senesinde vefat etti.
Muhammed’den sonra Hüseyin b. Ruh Nevbahtî naipliğe atandı. Uzun süre ikinci naibin yardımcılığını yapan Nevbahtî, idarecilik ve zekâsıyla krizin zirvede olduğu bir sırada Şia toplumu için uygun ortamlar hazırlamayı ve imkân ölçüsünce hükümet tarafından gelen baskıları hafifletmeyi başardı. Dinî siyaseti, Şiiler aleyhinde hiçbir gerilim ve istenmeyen tepkinin ortaya çıkmamasını sağladı. Bu metodu sayesinde sarayda ve Sünni âlimler nezdinde özel bir yer edinmesi mümkün oldu.
Hicri 326'da Nevbahtî'nin vefatıyla birlikte Muhammed b. Ali Samarrî dördüncü naip olarak tanıtıldı. Samarrî hicri 329'da vefat etti. Ölümünden altı gün önce eline geçen son fermanda kendisinden sonra hiçkimseyi İmam'ın naibi olarak tayin etmemesi emredilmişti. Bu emir, aslında Gaybet-i Kübra'nın başladığının ilan edilmesi demekti.
Gaybet asrındaki temel sorunlardan biri, çoğu sapkınlık üreten ve bazı şüphelere neden olan ve Şii toplumu için ciddi tehlike sayılan naiplik iddiasındaki bazı kimselerin ortaya çıkmasıydı. Sapkın hareketi nispeten yaygınlık kazanan bu iddia sahiplerinin en önemlisi, hakkında zem ve lanet talimatı sâdır olmuş Muhammed b. Ali Şelmeganî idi. Bu tevki metninde, aralarında Ahmed b. Hilal Ebertâyî, Muhammed b. Nusayr Numeyrî, Muhammed b. Ali b. Bilal'in de bulunduğu başka birkaç isim daha zikredilmiştir. Ama Şiilerin en önemli sorunu, devlet tarafından onlara karşı oluşturulmuş baskıcı ve boğucu atmosferdi. Bununla birlikte hicri üçüncü yüzyılın sonlarından itibaren Şiiler için daha iyi siyasi şartların oluşmasıyla sözkonusu baskıcı ve boğucu ortam hafifledi. Hilafet mekanizmasının zayıflaması ve çözülmesi, emirler ve saraylıların daha fazla güç elde etmek için çatışması Şiilerin saraya nüfuzu için uygun zemin yarattı. Muktedir'in halifeliği döneminden (hicri 295-320) itibaren Şii mezhebinden Furatoğulları sülalesinin hilafet aygıtına nüfuz etmesiyle birlikte Şiilerin siyasi konumunda yeni bir süreç başlamış oldu. Birinci İbn Furat adıyla bilinen Ali b. Muhammed b. Furat ve İkinci İbn Furat adıyla bilinen Fadl b. Cafer uzun yıllar vezirlik makamını elinde tuttu. İmam'ın üçüncü naibi Hüseyin b. Ruh Nevbahtî'nin siyasi konumu da iyiydi. Hiç kuşku yok bahsi geçen siyasi konumlar, Şiilerin toplumsal konumları, doğal olarak da kültürel durumları üzerinde hatırı sayılır bir etkiye sahip olmuştur.