adalet allame

04 December 2025 47 dk okuma 12 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 12

Topluluk, insanın kendi türdeşleriyle karşılaştığında itibar ettiği bir başka düşüncedir. Topluluk, grup şeklinde bir araya gelmek ve yardımlaşarak yaşamak anlamına gelir. Allame burada şu soruyu soruyor: Acaba istihdam/faydalanma ruhu içtimadan/topluluktan önce midir ve onun mukaddimesi midir yoksa içtima/topluluk mu istihdamdan/faydalanma ruhundan öncedir ve ona mukaddime niteliğinde midir? Başka bir ifadeyle acaba istihdam/faydalanma direkt olarak tabiatın gereksinimi ve içtima/topluluk düşüncesi de bu doğal gereksinime tabi midir? Devamında şöyle soruyor: Acaba insan kendi türdeşlerini gördüğünde önce ilk önce bir topluluk oluşturmayı ve bir arada yaşamayı mı düşünür; daha sonra türdeşler birbirleriyle kaynaşarak ortak bir yaşam kurduklarında birbirlerinden faydalanmayı mı düşünüyorlar? Elbette bazen veya çoğunlukla topluluğun doğal mecrasından saptığı ve onda istismarın (istihdamın) yaygınlaştığı da ortaya çıkmaktadır. İnsan türünün en iptidaî faaliyetleri incelendiğinde, diğer hayvanlardaki sade yaşam yöntemleri araştırıldığında ve aynı şekilde beslenme, üreme gibi doğal mekanizmalar üzerinde durulduğunda bu sorunun cevabı ortaya çıkmaktadır.

Allame istihdam/faydalanma itibarının içtima/topluluk itibarından önce olduğunu vurgulamakta ve buna delil getirmektedir. Allame’nin görüşüne göre tabiatın doğal mekanizma ve olanaklardan hedefi; beslenme, gelişme, üreme vb. hususların sağlanmasıdır. Tabiat ve varlığın, insan için belirlenmiş hedeflerini bu mekanizmalar ve olanaklarla temin etmesinin tek yolu ise insan beynine istihdam/faydalanma düşüncesini atmaktır, topluluk ve ortaklık düşüncesini değil. Allame’nin bu görüşünün doğruluğunun şahidi şudur ki bu mekanizmalar daimi değildirler ve değişkenlik gösterirler ama topluluk daimidir. Binaenaleyh topluluğun teşekkülü ve bekasını sağlayan şeyin de daimi olması gerekir; o da istihdam/hizmete alma/yararlanma düşüncesini itibar (farz) etmektir. Yararlanma; araçları ve yöntemleri değişkenlik gösterse de sürekliliği olan tabii bir huydur.

Ancak daha evvel söylenen doğal olanaklar ve mekanizmalar daimi değildirler. Mesela; anne sütünden beslenmenin süresi sınırlıdır; bu süre geçince artık ne annenin bebeğe verecek sütü kalır ne de anne sütü bebeğin beslenmesine kâfi gelir. O halde topluluğun teşekkülünde direkt etki eden amilin daimi bir şey olması gerekir ki toplumun gerçek manada daimi oluşu doğru bir illiyet bağıyla açıklanabilsin. O daimi şey, insan tabiatı ve içgüdüsünün hedeflerine ulaşmak için insana verdiği istihdam/yararlanma düşüncesidir. İnsanın birtakım ihtiyaçları var ki onları tek başına sağlaması mümkün değildir. Bu yüzden diğerlerinden yararlanma düşüncesine girer. Her daim bu düşüncede olduğundan başkalarının yardım ve hizmetinden faydalanmalıdır. Elbette aynı zamanda diğerlerine yardım ve hizmet vermelidir. Bu unun sonucu doğal olarak içtima/topluluk teşekkül eder. (Aynı kaynak)

Allame’nin beyanı ile ortak toplum, istihdamın/yararlanmanın alt kolu olup karşılıklı ve uyum içindeki iki taraflı yararlanmanın etkisiyle oluşur, tabiatın insanı direkt olarak bu düşünceye itmesiyle değil. (Tabatabai, Bita: 321-322) Kısacası Allame aşağıdaki iki formülden ikincisinin topluluğu oluşturduğunu düşünmektedir:

1) Toplumsal mekanizmalar → Topluluk → İstihdam/Yararlanma

2) Mekanizmalar → İstihdam/Yararlanma → Topluluk

Bu durumda mekanizmalardaki değişikliğin topluma yönelişte bir etkisi yoktur ve onun önemini azaltmaz. Zira insanın daima ihtiyaçları vardır ki istihdam/yararlanma düşüncesi, topluluğu oluşturma ve ona yönelişe, toplumun teşekkülüne ve bekasına sebep olmaktadır.

Özetleyecek olursak; Allame Tabatabai’nin görüşüne göre insan doğasının vasıtasız ve direkt iktizası, ihtiyaçlarını gidermesi için yararlanma düşüncesinde olmasıdır. Bu yolla temin ettiği ilk ihtiyacı ise kendi türdeşleriyle kaynaşma eğilimi, yalnızlıktan kaçması ve rahatsızlık duymasıdır. Bu eğilim insanın kendisine olan sevgisinden/ilgisinden kaynaklanmaktadır. (Aynı kaynak: 322) İnsanlar birbirleriyle kaynaştıktan sonra birbirlerinin yanında bulunma fırsatından yararlanırlar. Böylece diğerlerinin yardımıyla giderilmesi mümkün olan her türlü ihtiyaçlarını giderirler. Bu içgüdüsel düşünce benzer şekilde tüm bireylerde olduğu için netice itibarıyla özel türden bir toplanmayı, yani ihtiyaçların temini için ortak bir topluluğun teşekkülünü beraberinde getirir. Binaenaleyh insan doğası gereği evvela ve bizzat herkesten yararlanmak ister (itibar-ı istihdam). Bu da insanların ortak şekilde bir araya gelerek birbirlerinden faydalanmaları dışında mümkün olmadığından insan toplumsal yaşama yönelir; herkesin yararını garanti edecek bu yapı içinde kendi yararını ister (itibar-ı içtima/topluluk).

2- Hüsün/İyilik ve Kubuh/Kötülük

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar