ALLAME TABÂTABÂÎ'NİN BAKIŞÇISI EKSENİNDE İSLAM MEDENİYETİNİN ÖZELLİKLERİNİN TAHLİLİ

04 December 2025 41 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 10 / 11

İslam'ın insanî ahlak üzerinde durması, beşerî medeniyetin bekası, gelişmesi ve yükselmesinin etkenlerinden ve özelliklerinden bir diğeri kabul edilmektedir. Bununla ilgili olarak Kur'an'da geçen ayetlerin toplamından, ahlakî çöküşün ve maneviyat krizinin sosyal, kültürel, siyasî ve askerî çözülmenin girizgahı olduğu, sistemlerin ve uygarlıkların ortadan kalkmasına yol açtığı hakikati anlaşılmaktadır. Bu, topluma ve tarihe hâkim âdetlerden biridir. Çünkü bir toplum ve uygarlık, toplumda ilkelere, değerlere ve ahlaka riayet ettiği takdirde mutlu hayatını sürdürebilir, dinamizm ve kalıcılığını koruyabilir, gelişme ve mükemmelleşmesine umut bağlayabilir. (Keremî Feridunî, 1385, s. 419). Bir rivayette Peygamber'den (s) şöyle nakledildiğine göre bi'setinin felsefesi konusunda şöyle buyurmuştu: “إِنَّمَا بُعِثْتُ لِأُتَمِّمَ مَکَارِمَ الْأَخْلَاقِ” (Ben, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim) (Meclisî, 1403, c. 67, s. 372). Başka bir rivayette İmam Sâdık'tan (a) aynı mana daha açık biçimde gelmiştir: “إِنَّ الْبِرَّ وَ حُسْنَ الْخُلُقِ يَعْمُرَانِ الدِّيَارَ وَ يَزِيدَانِ فِي‏ الْأَعْمَارِ” (İyilik ve güzel ahlak memleketi âbâd eder ve ömürleri uzatır) (A.g.e., c. 68, s. 395).

Kur'an-ı Kerim, ahlakî faziletlerle amel etmeyi ve ahlakî yozlaşmadan uzak durmayı insanların ve toplumların gelişip yücelmesinde asli etken kabul eder. Her türlü ahlaki fesat, fasıklık ve fenalığı da yıkımın sebebi görür ve şöyle buyurur: “وَ لا تُطيعُوا أَمْرَ الْمُسْرِفينَ *الَّذينَ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ وَ لا يُصْلِحُونَ” (26/Şuara 151-152). Bu ayet, çok önemli bir alanda İslam medeniyetine ciddi felaket getirecek ahlakî yozlaşmayla mücadelenin örneklerinden biri kabul edilebilir. Kur'an'ın ifadesine göre bu bireyler yeryüzünde fesada girişmiştir ve ıslah niyetleri yoktur. Allame Tabâtabâî, sözkonusu ayeti tefsir ederken şöyle yazar: “Varlık âlemi ve onun tüm parçaları, yürürlükte olan bir düzenle salih gayelere ve neticelere doğru ilerlemektedir. Ama aynı zamanda âlemin her bir parçasının da diğer parçaların izlediği yoldan ayrı başka bir yolu vardır. O parçanın kendine mahsus amelleriyle katettiği bir yoldur bu. Yolun ortasında sağa sola sapmaksızın veya ifrat ve tefrit nedeniyle ondan tamamen sapmaksızın. Çünkü eğer (sapma veya yoldan çıkma) olursa tasarlanmış sistemde bozulma meydana gelir ve o parçanın peşinde olduğu gaye ve tüm âlemin gayesi yıkıma uğrar. Allame şuna inanmaktadır ki, bir parçanın ona tayin edilmiş hedeften çıkması ve onun için ve onun dışındakilere gerekli olan sistemin yıkıma uğraması, diğer parçaların onunla ahenk içinde hareket edememesine, bunun yerine çatışmasına sebep olur. Eğer yapılabiliyorsa onu doğru yola döndürmeli, orta yola ve itidal sınırına çekmeli ve ahlakî faziletler çerçevesine oturtmalıdır. Aksi takdirde yok olacaktır. Öyleyse iyiliğine olan durumu korumalı, varlık âlemini kıvamında tutmalı, yok olma ve yıkımdan muhafaza etmelidir. Varlık âleminin parçalarından bir parça olan insanlar da bu tümel hükümden istisna değildir. Eğer fıtratlarının yönlendirdiği şeye göre (fesat davranışından uzak durarak) hareket ederlerse onlar için takdir edilmiş mutluluğa ulaşacaklardır. Eğer fıtrat sınırlarının dışına çıkarlarsa, yani yeryüzünde fesada yeltenirlerse noksansız Allah onları kıtlık ve sıkıntıya, çeşit çeşit azap ve belalara maruz bırakacaktır. Belki bu sayede ıslah ve doğruluk yolunu tutarlar. (Tabâtabâî, a.g.e., c. 15, s. 430-431).

3- Sonuç:

İslam medeniyetinden kastedilen, Peygamber'in (s) asrından başlayarak İslam'ın egemenlik alanının genişlemesiyle Çin'in Batı sınırlarından Endülüs'e kadarki alanı kapsayacak şekilde Müslümanların iktisat, kültür, din, toplum, ahlak, maddi, manevi, sanat, buluşlar, keşifler gibi muhtelif boyutlardaki tüm birikimidir. Dolayısıyla medeniyet konseptinin tanımını toparlarken, Müslüman düşünürlerin görüşüne göre medeniyetin özelliklerinin, fikri prensipler ve çevre şartları dikkate alınarak farklılaşacağı söylenebilir. Yani medeniyetin belli sayıda özellikleri her çağda çevre şartlarına göre değişkenlik gösterebilir ve yoğunlaşıp zayıflayabilir.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar