Eski Ahit’te geçen “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu” ve “Rab Tanrı, Âdem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Âdem yaşayan varlık oldu” gibi ayetler ile Kur’an’da geçen “Andolsun biz insanı çamura ait bir özden yarattık”, “Andolsun biz insanı, (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık” ve “Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir” gibi ayetler, evrim fikrini reddeden düşünce çevrelerinde insan türünün ortaya çıkışının sinematografik canlandırılmasında kullanılmaktadır. Fakat ayetlerin somut bir canlandırmaya yeterince destek vermemesi nedeniyle bazı rivayetlerden yardım alınmaktadır. “Allah, Âdem’i kendi suretinde yarattı” hadisi veya kimi gaybi konularda ilginç ayrıntılar naklettiği çok sayıda hadisten tanıdığımız Ebu Hureyre’nin şu rivayeti, yukarıda verdiğimiz ayetlerdeki boşlukları başarıyla doldurmaktadır:
Allah Teâlâ Âdem’i topraktan yarattı. Onu önce çamur haline getirdi, sonra o çamuru işlenebilen kara toprak oluncaya kadar bıraktı, öyle olunca ona şekil verdi. (...) Sonra ona ruhundan üfledi. Vücudundan ilk ruh üflenen yeri geniz ile gözü arası idi. Bunun üzerine aksırdı ve “Elhamdulillah” dedi. Allah Teâlâ da “Yerhamke Rabbuke” (Rabbin sana merhamet eylesin) buyurdu...
Meseleyi evrim-yaratılış karşıtlığı içinde almayan ilmî yaklaşımlar da kuşkusuz var. Bunlar arasında Kâmus-i Kur’an yazarı Ali Ekber Karaşi’nin insan türünün yaratılışına ilişkin seçenekleri vazetme biçimi, aslında yeryüzünde canlı hayatının ortaya çıkışına dair yürütülecek bilimsel faaliyetin çerçevesini ve istikametini de göstermiş kabul edilebilir:
Acaba Musa’nın yılan haline gelen asası gibi mi olmuştur. Yani Allah çamurdan bir beden yaratmış ve onu kuruttuktan sonra bir defada beşere mi dönüştürmüştür. Nitekim Musa’nın asasını bu şekilde yılan haline getirmiştir. Yoksa yaratılış başka bir şekilde mi gerçekleşmiştir? Burada üç yorum düşünülebilir.
I. Musa’nın asası gibi, Âdem’in çamurdan bedeni Allah’ın iradesiyle insana dönüşmüştür. Bu yorumu, “İsa’nın Allah katındaki örneği, Âdem’inki gibidir: Onu topraktan yarattı, sonra ol dedi, o da oldu.” Âl-i İmran/59 ayetinden çıkarabiliriz.
“Topraktan yarattı” cümlesi, Âdem’in bedeninin yaratılış nüvesini; “Sonra ol dedi” cümlesi ise Allah’ın irade buyurduğunu ve o bedenin insana dönüştüğünü anlamamızı sağlıyor. Gerçi bunun dışında hamletmeler de mümkündür. Nehcu’l-Belâğa’nın ilk hutbesi bu konuda gayet açıktır ve yoruma izin vermemektedir. Orada şöyle buyrulur: “Sonra Allah yeryüzünün sert, yumuşak, tatlı ve ekşilerinden topladı ve onları toprakla karıştırdı. Halis olana değin suyla kıvamlandırdı. Sonra onu şekillendirerek bir suret yaptı.”
Bu sözler çok açıktır. Önce çamurdan bir beden oluşturulmuş, ardından ona ruh üflenmiş ve sonra o, tam bir insana dönüştürülmüştür. Her halükarda Hicr suresi 26-28. ayetlerdeki “salsâl” ile kasdedilen, kötü kokulu yapışkan ve şekillendirilebilir bir çamurdan yapılmış beden; Hicr 29 ve Sâd 72’deki “Sevveytuhu (Şekillendirdiğimde)” ifadesinden maksat bedenin yaratılışı ve “Neheftu fîhi min rûhî (ruhumdan üflediğimde)” ifadesinde söylenen de insana dönüştürülmesidir. (En doğrusunu Allah bilir.)
II. Beşerin öz suyu ve ilk hücre kötü kokulu kara balçığın içinde oluştu. Geçmişte yerin ısısı bugünkünden daha fazla olduğundan bataklıklar tıpkı annenin rahmi gibi sabit ısıya sahipti. Sonuç itibariyle burada hücre gelişmeye başladı ve aşamalı olarak bu hale dönüştü.
Bu izah o kadar da uzak bir ihtimal değildir. Çünkü kıyamette de yerin ısısı değişecek ve Allah’ın iradesiyle tıpkı anne rahmi gibi ölülerin kurumuş hücrelerini besleyip geliştirebilecektir. Fakat şu anda bu kabiliyete sahip değildir. Yine Meryem’in rahminde Allah’ın izniyle nutfenin gelişmesi de tıpkı buna benzemektedir.
Değerli bilgin dostum Muhammed Emin Seldûzî, Allah’ın insan nutfesini (öz suyunu) havada yarattığına, sonra onu denizin kenarındaki balçıklara indirdiğine ve orada geliştirdiğine ihtimal vermektedir. Nitekim çeşitli organizmaların yumurtaları hâlihazırda havadadır ve peynir, et vs. üzerine yağdıklarında kurtlara dönüşmektedir. Kurbağa yumurtaları bataklıklara yağdığında kurbağa olmaktadır.
“Kur’an ve Bilim Açısından Yeniden Diriliş” isimli kitapta Yâsin suresinin 36. ayetini yorumlarken Bihâr’dan ve Tefsir-i Burhân’dan İmam Sâdık’ın (as) şöyle buyurduğunu nakletmiştik: “Nutfe gökten yere iner; otlara, meyvelere ve ağaçlara konar. İnsanlar ve hayvanlar bunları yediklerinde onların vücutlarında gezinmeye başlarlar.”