Anti-Evrim İlahiyatı

04 December 2025 26 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 6

Bu nedenle “min salsâlin (balçıktan)”daki “min (-den, -dan)” edatı, beyan ve açıklama için değil, ba’dıyyet (ayırdetme) içindir. Bu durumda ayetin manası şu olur: Beşeri, en alttaki ve yumuşak kısmı oluşturan “salsâl (balçık)”dan yarattık. Deniz kıyılarındaki bataklıkları görenler, buraların kuru ve çatlaklarla dolu olduğunu bilirler. Fakat kuru tabakanın alt kısmı yumuşaktır ve nutfe orada gelişebilir. “İnsanı nutfeden (sperm) yarattı” Nahl/4 gibi ayetlerdeki “min (-den, -dan)” edatı da ba’dıyyet (ayırdetme) içindir. Burada “nutfe”, az miktardaki su ve cenini oluşturan hücre anlamına gelmektedir. Bu durumda ayetteki ifadenin anlamı, “bazı nutfeler” olur.

Buna bağlı olarak, “İnsanı yaratmaya çamurdan başlar. Sonra basit bir sıvı özünden soyunu sürdürür. Sonra ona yaratılış amacına uygun bir şekil verip kendi ruhundan üfler. Sizi hem işitme ve görme, hem de düşünce ve duygularla donatır.” Secde/7-9 ayetinde zikredilen “Sevveytuhu (Şekillendirdiğimde)” ve “Neheftu fîhi min rûhî (ruhumdan üflediğimde)” cümlelerinden murad, açıktır ki anne rahmidir. Fakat bu açıklama, “Kendi ruhumdan üfledim”den sonra “Önünde yere kapanıp secde edin” cümlesinin gelmesini açıklayamaz. “İşitme, görme...” cümlesinin geçtiği ve anne rahmindeki aşamaların öyküsü olan yukarıdaki ayetin tersine, “üfledi” ve “şekillendirdi”den sonra “secde”nin zikredilmesi bu izahın ayete uygulanmasına engeldir.

III. Basit ve canlı varlıkların Allah’ın iradesi sonucunda aşamalı olarak ve zaman içinde ilk insana dönüştüğünü öne süren varsayım şimdilerde oldukça zayıflamış ve güçlü konumundan çok şey kaybetmiştir. Hatta artık gayet iyi biliyoruz ki Allah türleri birbirinden bağımsız yaratmıştır. Fakat bu fikir, günün birinde bilimsel gerçeklik kazanır ve kesin bilgi oluşturursa Kur’an bu bilgiyle yorumlanabilecektir. Bu satırların yazarının kanaati, birinci yorumun, diğer yorumlara göre Kur’an’ın zahirine daha uygun olduğu yönündedir. (En doğrusunu Allah bilir.)

II.

Evrim fikrine karşı çıkan kesimlerin İbrani kaynaklardaki yaratılış hikâyesinin yanı sıra, modernite havzasının diğer bütün bilim disiplinleri gibi amacı şaibeli paleontolojiyi kendisine güçlü sığınak seçmesinin nedeni de aynıdır. Paleontolojiyi ve onun ürettiği bilgiyi sabite, değişmez kural ve eksen kabul edip bu uğurda Kur’an ayetlerini, İslam bilim tarihindeki büyük Müslüman filozofların yaklaşımlarını, İslamî birikimin en güçlü müfessirlerinin yorumlarını bile görmezden gelmek aslında evrim teorisine itiraz edeyim derken, onun da içinde neşv ü nema bulduğu modern bilimsel yöntemi temel almak demektir. Oysa din ve inanç karşıtlığı mevzu bahis olduğunda asıl mesele, evrim teorisini de üreten modern bilimsel yöntemdir ve bu yöntemi kullanarak inancı savunmaya çalışmak, inanca yarar sağlamamak bir yana, inancı modern bilimsel yöntemin önermeleri doğrultusunda değiştirmeye, dönüştürmeye ve başkalaştırmaya yol açar.

Bir diğer mesele de, İslam’ın iman-küfür, tevhid-şirk karşıtlıklarının yerine evrime inanan-inanmayan ayrımını koymanın İslam kelamına kritik ve tehlikeli bir müdahale anlamına gelmesidir. Çünkü evrim, bilimsel veya felsefi bir tartışma konusudur ve İslam’ın inanç sistemiyle doğrudan ilgili değildir. İnançla ilgili hale gelmesi veya getirilmesi ise ya ateizm eliyle inançsızlığı beslemek için ya da anti-evrim ilahiyatçıları tarafından sözde inancı güçlendirmek üzere yapılmaktadır, ama sonuçta her ikisi de aynı amacı gerçekleştirmektedir: Bilimsel bir tartışmayı dinselleştirmek!

Böyle olduğu için evrim teorisinin taraftarları ile karşıtları arasındaki kutuplaşma, ikisi de modern bilimsel yöntemi kullanan scientism meşrebinin iç tartışması olarak tarif edilmelidir. Ama gelinen noktada mesele bilimsel tartışma kurallarının dışına çıktığından bir tarafta bilimsel teori olmaktan çıkıp inancı yok etme davasına dönüşmüş evrim ideolojisi, diğer yanda ise bilimsel itiraz olmaktan çıkıp itikada dönüşmüş anti-evrim ilahiyatı vardır.

Hayata, evrime inanan veya inanmayan biçiminde bakılması İslam’ın kendine özgü itikadi tasnifinin parçası değildir ve hiçbir beşer tarafından da o tasnifin içine dahi edilemez. Hayatın içindeki bir tartışmayı yaşamın amacı ve nihai sebebi haline getirmek hatalıdır. Evrime inanan veya inanmayanlar şeklindeki bir bakış açısı, buna göre dost ve düşman belirlemeye yol açıyorsa evrim tartışması din/ideoloji haline getirilmiş demektir. Evrime karşı mücadele verenler, tıpkı karşıtlarına benzeyerek yaptıkları işle buna yol açıyorlar.

Hal böyle olunca, evrim teorisinin yaymaya çalıştığı inançsızlıkla mücadele etmeye soyunan evrim karşıtları, bir anti-evrim ilahiyatı inşa etmeye çalışmış oluyor. Oysa tartışma, dinî inanç meselesi olarak değil, maddi bulguları temel alan bilimsel tartışma olarak yapılmalıdır.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar