Anti-Evrim İlahiyatı

04 December 2025 26 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 6

Hâlbuki yaratılışın evrimcilerin söylediği biçimde de gerçekleşmiş olabileceğini, çünkü yaratılışın Müslümanların bilimsel bilgisindeki anlamının Hıristiyanlıktakinden farklı olduğunu söylemeliydiler. Evrimi inanç konusu görmeyip, yaratılışın evrimci süreçle de gerçekleşmiş olabileceğini düşünenler evrim teorisinden neden tedirgin olsun? Ama Hıristiyanlıktaki bilimsel bilginin dinen doğruluğuna ve İbrani mitolojiye inanmış bir Müslüman tabii ki telaşa kapılacaktır. İbrani yaratılış hikâyesini dinin kesin bilgisi sananlar “din elden gidiyor” korkusuyla Hıristiyanlığın yaratılış hikâyesini içselleştiriyor.

Oysa Kur’an’daki hiçbir yaratılış ayetinde İbrani kaynaklardaki somut tasviri doğrulayacak, Hıristiyanlığın yaratılışçı bilimsel bilgisini ve yaratılış mitolojisini teyit edecek ayet yoktur. Yaratılışla (özellikle Âdem’in yaratılmasıyla) ilgili ayetlerin Arapça’sındaki mutlaklık ve muğlaklık, İbrani kaynaklardan gelen rivayetlerle somutlaştırılmış gözüküyor. Mesela ayet şöyle diyor:

“Hani Rabbin meleklere, balçıktan (balçık kökenli) bir beşer yaratacağım. Onu tesviye edip ruhumdan üflediğimde onun için secde edin.”

Buradaki “balçıktan” ifadesi, ayette cins, tür belirten “min” edatıyla kullanılıyor (min salsâlin). Ayetin “tesviye” şeklinde çevirdiğimiz kısmının, “balçıktan/çamurdan yapılıp traşlanmış ve düzeltilmiş” anlamıyla İbrani yaratılış mitolojisindeki “çamurdan heykel” olduğu varsayılmış olmalıdır. Yani Allah, heykeltraş gibi çamurdan heykel yapıyor ve bu heykele kendisinden ruh üflüyor, bunun üzerine o heykel canlanıp ayağa kalkıyor. Oysa yaratılış ayetlerindeki ifadeler böyle bir senaryoyu teyit etmez. Diyelim ki yaratılış böyle cereyan etti, ama bunun bir kez ve ilk defasında olduğu, sonrasında ise nesillerin ensestle çoğaltıldığı nereden çıkartılıyor? Zira ayetlerde böyle bir kronoloji, sıralama ve yaratılış sürecine ilişkin detayların hiçbiri yoktur. Ayrıca yine ayetlere göre “tesviye” ve “ruh üfleme” aşamaları rahimde oluşan beşer için de geçerlidir, ama insan o aşamada heykelken canlanıyor değildir; aksine belli bir gelişim süreci sonunda doğuma hazır hale gelmekte, hatta doğduktan sonra da gelişim süreci devam etmektedir.

Bu durumda soru şudur: Bütün insanlar binlerce yıldır aynı gelişim süreçleriyle rahimde oluşmasına, doğmasına, emeklemesine ve ayağa kalkıp kâmil insan olmasına rağmen Allah ilk defasında neden çamurdan heykel yaptı? Bunun aksine bir yorum, yani gelişim sürecinin yaratılışın başından beri var olduğu fikri evrimci yaratılışa karşı çıkanları neden bu kadar irkiltiyor?

Yaratılış ayetlerinde insanın bugünkü surette yaratıldığı söylenmiyor. Ayetlerin meallerini, akıllardaki İbrani yaratılış mitolojisinde geçen senaryonun ezberleriyle okumamak gerekir. Ayetlerde kullanılan kavramlara, edatlara, ifade biçimlerine, sıralamaya ve diğer dil inceliklerine iyice dikkat etmek lazımdır. Hatta bazı yorumlara göre Allah’ın insanı değil, beşeri yarattığı ve bu beşerin daha sonra kemale ererek insan haline geldiği de önemli bir ayrıntıdır. Buna göre beşer aşaması balçığa ait dönem, insan ise ulvi-manevi dönem olarak nitelenebilir. Zaten Âdem, cennette henüz insanlığının farkına varmadığı dönemde (avret yerleri ona görünmeden önce!) beşerdi. Melekler veya hayvanlar gibi, sorumluluk ve yükümlülük üstlenmemiş, günahtan habersiz, sadece Allah’ın nimetlerinden sınırsız biçimde yararlanan bir beşerdi. İnsanlaşması, günaha meyledip meleklikten veya hayvanlıktan çıkmasıyla mümkün olabildi. İnsanlaştığında sorumluluklarını, günahı, ibadeti, her şeyi farketti. Çünkü kendisini farketti.

Beşer-insan ayrımı önemlidir. Beşerin, insanın insan olmadan önceki aşaması sayılması evrimci yaratılışın Kur’an ayetleriyle teyit edilen önemli vurgusudur.

Bütün bunlarla birlikte başka bir türden insana geçiş olup olmadığını ayetlerden anlayamıyoruz. Sadece Nur suresinin 45. ayetinde “kımıldayan her şeyi sudan yarattı. Bazıları karınları üzerinde sürünür” cümlesinde geçen “bazıları” kelimesi Arapça’daki “men (kim, o ki)” edatıyla birlikte ifade edildiğine ve bu edatın da sadece akıllı canlı (insan) için kullanıldığına bakarak türler arası geçiş olduğunu savunan âlimler de vardır. Ayetin ifade biçimine bakılırsa ya bir zamanlar yerde sürünen akıllı canlı türü vardı, ya da akıllı bir canlı türü bir zamanlar yerde sürünüyordu!

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar