Anti-Evrim İlahiyatı

04 December 2025 26 dk okuma 6 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 6

Bu görüşten biraz farklı olarak da olsa türler arası geçişin mümkün olabileceğini düşünen çağdaş İranlı âlimlerden Allame Talegani, fosili bulunamayan ara geçişlerin, evrimci yaratılışın sıçrayış anları olduğunu savunuyor ve bu gibi geçiş zamanlarının doğal evrim süreciyle değil, ilahi müdahaleyle açıklanabileceğini söylüyor. Tıpkı peygamberlerin mucizelerinde olduğu gibi. Mucizeler, doğaüstü tezahürler olarak, vahye muhatap olan insanların doğal geçiş imkânları tükendiği ve idrakin sınırlarına ulaşıldığında (veya hüccet tamamlanıp azap gönderilmesi için) insanlığa bilinç sıçraması yaşatacak olaylardır. Allame Talegani, hatta peygamber gönderilmesini bile insanlığın kültürel, fikrî, toplumsal evrimindeki tarihsel sıçramalar olarak tarif ediyor.

İlk insanın çamurdan heykel yontulması ve sonra ruh üflenerek ayağa kaldırılması biçiminde ortaya çıktığını anlatan mitolojiyi kabul edebilmek ve ettirebilmek için bu olayın da mucize olduğunu söyleyen anti-evrim ilahiyatının mimarlarını bekleyen büyük çelişkiler vardır. Canlı hayatın ortaya çıkmasını bütün canlı türlerinde tek tek yaşanmış bir Big-Bang olarak tarif etmeyi Kur’an’da doğrulayacak bir tek ima bile bulamayacaklardır. Bütün canlı türlerini, tıpkı insan gibi önce prototipin yaratılması ve sonra ensestle çoğalma biçiminde anlatan hikâye ve senaryo, bilimsel bulgularla desteklenemeyen felsefi bir yorumdur. Hiçbir dayanağı olmayan, kanıtsız, dayanaksız ve delilsiz böyle bir mitolojiye neden inanalım?

Anti-evrim ilahiyatının yaptığı tek şey, evrim sürecinin Darwinizmin anlattığı gibi yaşanmadığını kanıtlamaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Paleontolojinin Darwinizmin yanlışlığını kanıtladığı düşünülse bile bu bilim dalı canlı hayatın nasıl ortaya çıktığını gösterebiliyor mu? Darwinizmin hikâyesini çürüttükten sonra canlı hayatın nasıl ortaya çıktığını anlatırken başvurulan kaynak İbrani mitolojisi değil mi?

Canlıların belli bir düzen içinde (tıpkı evrenin oluşumu gibi) ortaya çıkmasına itiraz edip, bir anda şimşek çakarcasına beliriverdiklerine inananlar, çelişkileri ve soruları felsefi ve bilimsel yöntemle çözmeye çalışmaktan ziyade, Darwinizme karşı ideolojik mücadele ile meşgul gözüküyorlar.

Her şeyden önce Kur’an’da canlı hayatın bir anda ortaya çıktığını doğrulayacak bir tek ayet yoktur. İkincisi, yeryüzünde canlıların evrimine inanmayanların evrenin oluşumundaki evrimi Kur’an’dan ayetlerle ballandırarak anlatması da ilginçtir. Big Bang evrim değil de nedir? Kur’an ayetlerini evrenin big bang ile başlayan evrimini doğrulayacak biçimde yorumlayan, dünyanın oluşumuna gelinceye dek geçen milyonlarca yıllık evrim sürecinin mucizevî yanına dikkat çeken ve evrenin oluşumundaki milyonlarca yıllık evrim sürecini Allah’ın iradesine aykırı bulmayanlar, yeryüzünde canlı hayatın milyonlarca yılda evrim yoluyla ortaya çıkmasını Allah’ın iradesine aykırı bulup, bir anda, şimşek çakar gibi ortaya çıkmış canlı hayatı savunabiliyor.

İbrani yaratılış mitolojisini ve Hristiyanlığın bilimsel bilgisindeki yaratılışçı fikri savunup evrim düşüncesine karşı mücadele yürütülmesi İslam adına değil, İbrani kaynakları ve Hristiyanlığın bilgisini savunma adınadır. Çünkü İslam için bilimle hesaplaşmayı gerektirecek bir “bilgi iktidarı” meselesi söz konusu değildir. İslam’ın bilimsel bilgisi içinde türler arası evrim de dâhil olmak üzere evrimci yaratılışı düşünmüş yorumlar vardır. Onikinci yüzyıldan bu yana (hatta daha geriden başlayarak) bu konuda söz söyleniyor. İslam’ın seküler ve modern bilimin bilgisiyle yarışmaya sokacak bilimsel bilgisinden ziyade evren algısı vardır. Bu evren algısıyla çatışan bilimsel paradigmaya itirazımız ve tepkimiz tabii ki vardır. Ama bilimsel bilginin filan başlığında (mesela evrim) onun karşısına dikeceğimiz mutlaka bir dinî bilgi bulunmak zorunda değildir.

Evrim düşüncesinin gençlerin imanını zedelediğini varsayarak onu çürütmek için mesai harcandığının farkındayız. Fakat evrim düşüncesi karşısında bırakın imanı zedelenmeyi, bunun mümkün olduğunu düşünen İslam filozoflarına ne cevap verilecektir? Türlerin kendi içindeki evrimine ya da türler arası geçişe inanmayı reddeden hiçbir Kur’an ayeti yoktur. Dahası Kur’an’da bilimsel araştırmayla bulunacak bilginin önünü kesen bir uyarı da yoktur. İslam tevhide önem verir. Bunun dışındaki durumlarda verili bilgiyi fiilen kabul etmiş, tartışmamıştır. Kur’an, mesela bilimsel bakımdan öyle olmadığı halde güneşin doğup batması, yıldızların göğün kandilleri olması, saralıların cinlenmiş oldukları vs. gibi yerleşik bilgileri aynen kullanmıştır.

Netice itibariyle evrim meselesi, gençlerin imanını kurtaracağız diye karşısına dikileceğimiz önemde bir konu değildir. Bu konuda sorusu ve sorgulaması olan gençlere bunun mümkün olabileceğini, konunun dinî değil, bilimsel bir tartışma olduğunu söylemekle yetinebiliriz. Evrim, bilimsel tartışmanın konusudur, dinî inançla ilgisi yoktur.

Önceki Sayfa 4 5 6 Sonraki Sayfa

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar