عشق را جزين زمان زمانی دگر است مرغ عشق را آشيانی دگر است درنيابد کس زبان عاشقان ز انک عشق را زبانی دگر است
“Aşkın bu zamandan ayrı bir zamanı var, Aşk kuşunun ayrı bir yuvası var. Kimse aşıkların dilini bilmez, Çünkü aşıkların ayrı bir dili var.”
Fuzuli’ye göre de aşk, batıni-ruhani ve manevi bir hal üzere maddi dünyanın üstünde olan tecerrüd âlemine özgüdür.
“Sülûk-i fakr etvarım mezak-i eşk halımdır, Tecerrüd âlemi seyrinde âlem paymâlımdır.”
Marifet denizinin dalgıcı olmayan bu âlemin sırlarını çözemez der Muhammed Fuzuli:
“Olmayan gavvası bahr-i marifet arif değül, Çün sedef terkibi tendir lölöyü-şahvar söz.”
Yani arif olmak için marifet denizinin dalgıcı olup, onun derinliklerine, enginliklerine ulaşmak gerekir. Çünkü şah ve sultanlara layık değerli söz, sedef içindeki bir inci parçası gibidir. Bu sedef ise yalnızca marifet denizinin derinliklerinde bulunabilir.
Aşk, bazen de bu iki büyük arifin nezdinde İlahi kaza, bela ve dert gibi anlaşılmaktadır. Nişaburlu Attar’a göre gerçek aşık bu dert ve belayı bir yaşam tarzı olarak kabul eder. Attar, Divan-i Eş’ar:
طريق عشق جانا بی بلا نيست زمانی بی بلا بودن روا نيست
“Ey can! Aşk yolu belasız değildir, Bir an belasız olmak reva değildir.”
Fuzuli:
“Ya Rab! Belayi eşk ile kıl aşina meni, Bir dem belayi eşkden etme cüda meni.”
Aşk, ilahi bir takdir gibi hep dert ve gamla beraberdir. Bu batini ruhsal faktör de yalnızca Âdem evladının kalbine layık olarak onu ölesiye değin takip eder. Attar, Mantiku’t Tayr:
عشق مغز کاينات آمد مدام ليک نبود عشق بی دردی تمام قدسيان را عشق هست و درد نيست درد را جز آدمی در خورد نيست
“Aşk, kainatın kalbi oldu her daim, Dertsiz aşk, tam aşk değildir lakin. Meleklerin aşkı vardır ama dert yok, Dert, ademden gayrisinde hiç yok.”
Fuzuli de, Adem’in gönül ve ruhunun ezelden dert için bir konaklama yeri olduğunu beyan eder.
“Adem’in toprağın gam birle muhammer kıldılar, Anda derd ü mihnete mukarrer kıldılar.”
Aşık, kendi aşkının kemalini derdin sonsuzluğu ve çaresizliğinde görür, ona göre ki, bir dert sahibi olmak için yüz dua eder. Attar, Divan-i Eş’ar:
درمان چه طلب کنم که در عشقش يک درد به صد دعا همی جويم
“Aşkında ne derman isteyeyim ki, Bir derdi yüz duada arıyorum.”
Fuzuli de hakiki aşık olarak derdine derman istemiyor, tam aksine, derdinin çoğalmasını arzuluyordu.
“Var bir derdim ki, birçok dermandan fazladır bana, Koy beni derdimle, derman eyleme, var ey hekim.”
Aşık hakikat aleminde suret sayılır, onun ruhu ve canı Hakk’tır. Attar:
عشق تو در دست که درمانش تويی هست عاشق صورت و جانش تويی
“Aşkın öyle bir derttir ki, dermanı sensin, Aşık surettir, canı sensin.”
Ancak gerçek arif asla suret aleminde mahdutlaşmaz. Attar:
هرک شد در عشق صورت مبتلا هم از آن صورت فتد درصد بلا
“Her kim aşkta surete müptela olsa, O suret yüzünden düşer yüz belaya.”
Fuzuli:
“Gönül her suret-i Şirin’e verme, iç mey-i me’na, Hezar kıl, daşa çalma tişeni Ferhad-i şeyda tek.”
İrfanda esas hedef marifete ulaşmaktır, bunun için suret ve zahirden geçerek anlam ve batıni âleme yönelmek gerekir. Attar:
ترک صورت گير در عشق صفت تا بتابد آفتاب معرفت
“Sıfat aşkında sureti terk et, Ki, marifet güneşi nur şaçsın.”
Yine Attar’ın kaleminden:
گر دلت آگاه معنی آمدست کار دينت ترک دنيا آمدست
“Eğer gönlün manadan agah ise, Dünyayı terk etmelisin din işinde.”
Fuzuli:
“Biz beka mülkünün istiklal ile sultanıyız, Mana ile bakiyiz, surette gerçi faniyiz.”
Aşkın zirvesi ve kemali Hakk Teala’ya bağlıdır. Ariflerin nazarında ne varsa aşk ile alakalıdır ve her şey bu gerçeğin mahabbet çevresinde hareket eder. Kur’an-ı Kerim’de buyurulur ki:
“Her şey, gökte ve yerde ne varsa, bir olan Allah’a secde ve dua ediyor.” (Hadid/1, Haşr/1, Saff/1, Rad/1). Attar, Esrarname:
نگه کن ذره ذره گشته پويان بحمدش خطبه تسبيح گويان
“Bak gör, zerre zerre O’nu arar, Hamdi için seslenir ve tesbih eder.”
Fuzuli:
”Olur ruhsarına gün, la’line gülberg-i ter âşık, Sana eksik değil, gökden iner, yerden biter âşık.”
Attar, Divan-i Eş’ar:
همه در عشق میگردند از حال چه در وقت و چه در ماه و چه در سال
“Hepsinin aşkta hali değişir, İster bir an, ister bir ay, ister bir yıl.”
Tasavvufta aşk, kendi yüksek makamına göre akıl ve ilimden üstün tutulur. Akıl iki kısımdır: külli ve cüz’i akıl. Külli akıl, bütün varlığı kapsamaktadır. Alem onun sadece bir cilvesi ve yansımasıdır. Cüz’i akıl, bir çeşit nefisle bağlıdır ve onun için aşkı inkar etmektedir. Kalp ve can ise Allah’ın ademoğluna verdiği aşk ve ruhtur. Attar:
عقل اندر حق شناسی کامل است ليک کاملتر از او جان و دل است گر کمال عشق می بايد ترا جز ز دل اين پرده نگشايد ترا
“Akıl Hakkı tanımakta kamildir, Lakin can ve yürek ondan daha kamildir. Eğer sana aşkın kamili gerekiyorsa, Kalpten başka bu perdeyi açan olmaz.”
Fuzuli:
“Men akıldan isterem delâlet, Akıl mene gösterir dalâlet.”
Akıl ne yapsa, ne etse aşkın özünü ve mahiyetini anlayamaz, idrak edemez. Attar, Divan-i Eş’ar:
عقل کجا پی برد شيوهی سودای عشق باز نيابی به عقل سرّ معمّای عشق
“Akıl nerden anlasın aşk sevdasının şivesini, Akıl ile bulamazsın aşk muammasının şifresini.”
Fuzuli: