Attar ve Fuzuli

04 December 2025 20 dk okuma 5 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 5

“Ey Fuzuli eşk men’in kılma nasihden kabul, Akl tedbiridir ol, sanma ki, bir bünyâdı var.”

Alem içre düzende insan, bu büyük âlemin bir nüshası ve en kâmil varlığı sayılmaktadır. Onun cismi ve vücudu suret aleminden, ruhu ise gayb ve bekâ âlemindendir. Hal böyle olunca da, beşerin kalbi Hakk sevgisini ve İlahi emaneti kendi içine sığdırabilir ve Hak’kı en iyi, en kâmil şekilde tanıyan insandır. Beşerin manevi değeri de işte bu şekilde belirginleşir. Attar, Musibetname:

گر چه کعبه قبله خلق جهان است ليک دايم قبله جان کعبه جان است کعبه جان روی جانان ديدن است روی او در کعبه جان ديدن است

“Kabe dünya halkının kıblesi olsa da, Daima can kıblesi can kabesidir. Can Kabesi, cananın yüzünü görmektir, Onun yüzünü can Kabesinde görmektir.”

Fuzuli (6.s.222):

“Ey rühün kıble-i can, hak-i derin Ka’be-i dil, Reh-i eşkinde fenâ serhadi, evvel-i menzil.”

Arifin asıl maksadı hakikate kavuşmaktır ve bunun için beşer ile Hakk Teala arasında ne engel, ne hicap varsa, hatta nefis ve can da ortadan kaldırılmalıdır. Attar, Mantiku’t Tayr:

زحمت جان از ميان برداشتند دل بکلی از جهان برداشتند جان چو برخاست از ميان بی جان خويش خلوتی کردند با جانان خويش

“Can zahmetini ortadan kaldırdılar, Kalbi tümüyle dünyadan kopardılar. Can ortadan kalkınca kendi cansızlığı ile, Kendi cananı ile halvet ettiler.”

Fuzuli:

“Seni canan sanırım, çık bedenimden, ey can, Men ü cananım arasında çok olma hail.”

Aşık, batıni müşahede ve şühud vakti Hakk’ın cemalinden başka bir şey görmez ve hiçbir şey istemez. Attar, Divan-i Eş’ar:

مرا بايد که جان و تن نماند و گر هر دو بماند من نماند

“Bende gerek can ile ten kalmaya, Her ikisi de kalırsa artık “Ben” kalmaya.”

Fuzuli, Leyla ile Mecnun:

“Ya Rab mene cism ü can gerekmez, Canan yok ise can gerekmez.”

Dervişlerin makamı, dünyevi mülk ve maldan yüksekte duran ayrı bir manevi alemdir. Aşık için padişahlık makamı Hakk’ın dergahında dilencilik ile başlamaktadır. Attar, İlahiname:

اگر چه ملک دنيا پادشاهی است ولی چون بنگری اصلش گدايی است

“Dünya malı padişahlık olsa da, Lakin bir bakınca aslında dilenciliktir.”

Fuzuli Hakk Teala dergahının dilencisi gibi kendi makamını muhteşem, dünyavi saltanat peşinde gidenin derecesini ise fakirlik ve düşkünlük olarak görür (6.s.353):

“Hakîr bakma mene kimseden sağınma kemem, Fakîr-i pâdişah-âsâ gedâ-yı muhteşemem.”

Bu yüce dergâha ulaşmak için dünyevi ve maddi ne varsa fani bilmeli ve bu yol ile bekâ mülkünde karar kılınmalıdır. Attar, Divan-i Eş’ar:

گر بقا بخواهی فنا شو کز فنا کمترين چيزی که میزايد بقا است.

“Eğer beka istersen fena ol ki, fenadan Doğan en az şey bekadır.”

Fuzuli de, beka mülkünü isteyen dünyevi varlığını fena etmelidir diye öğüt verir.

“Beka mülkün dilersen, fani et varını dünya tek. Etek çek gördüyünden afitabi-alemara tek.”

Hakk Teala’nın yüce dergâhı fiziki zaman ve mekandan öte bir makamdır, tasavvufta da buna lamekan derler. Attar (2. s. 517): Gazaliyat

چون بباشی فانی مطلق ز خويش هست مطلق گردی اندر لا مکان

“Eğer kendinden mutlaka fani olsan, Mutlak var olursun sen la mekanda.”

Yine Attar’dan:

عطار چه در مکان نشستی برخيز و به لامکان شو .

“Attar! Neden mekanda oturursun, Kalk ve lamekana doğru yönel.”

Fuzuli:

“Lâ mekan seyrinin azîmetin et, Bu harâb olacak mekandan geç.”

Aslında Hakk’ın marifetine ulaşan kâmil arif için zahiri âlemde olan bütün tezat ve ihtilaflar aynı kabul edilir. Attar, Divan-i Eş’ar:

گر قهر کنی سزای آنم ور لطف کنی برای آنم

“Eğer kahredersen, ona layığım, Eğer lütfedersen, onun içinim.”

Fuzuli:

“Birdirür mastar-ı celal ü cemal, Bir bilir kahr ü lütfi ehl-i kemal.”

Bu anlamda birbirine zıt kutupların, O’nun lütuf ve kahır sıfatlarının bir yansıması olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Attar, Mantiku’t Tayr:

طاعت روحانيان از بهر تو است خلد و دوزخ عکس لطف و قهر تو است

“Meleklerin itaati Senin içindir, Cennet ve Cehennem Senin lütuf ve kahrının yansımasıdır.

Fuzuli:

“Demâdem aks alır mir’ât-i âlem kahr ü lütfundan, Anun’çün geh küdüret zâhir eyler, geh safa peyda.”

Ariflerin son menzili tecrittir. Maddi dünyanın darlık, kasvet ve karanlığından tam manasıyla ayrılıp, tevhide Hakk Teala’nın vahdet nuruna gark olmak demektir. Attar, Esrarname:

دل تو موضع تجريد آمد سرای خلوت و توحيد آمد

“Senin gönlün tecrit yerine döndü, Halvet ve tevhit sarayına döndü.”

Fuzuli:

“Kılmıştı kemal-i itidali, Kesret aleminden onu hali. Tutmuştu tarik-i ehl-i tevhid, Bulmuşdu kemal-i terk ü tecrid.”

Arif, vahdet vadisinde kesret aleminden tam olarak ayrılarak her şeyi bir görür ve bir bilir (9.c.2.s.530). Attar (13.s.31): Esrarname

يکی خوان و يکی خواه و يکی جوی يکی بين و يکی دان و يکی گوی

“Bir oku, bir iste ve bir ara, Bir gör, bir bil ve bir söyle!”

Fuzuli:

“Dedi: “Bizde bir durur hakikat, Birlikde yaraşmaz iki suret.”

Attar, Divan-i Eş’ar:

چنان بيخود شدند از خود که اندر وادی وحدت يکی مست انالحق گشت و ديگر غرق سبحانی

“Vahdet vadisinde öylesine kendilerini yitirdiler ki, Biri “Enel Hakk” ile mest, bir diğeri “Subhani’de” garkoldu.”

Fuzuli:

“Vâdi-i vahdet hakikatte makam-ı eşktir, Kim müşahhas olmaz ol vadide sultandan geda.”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar