"لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَینَاتِ وَ أَنزَلْنَا مَعَهُمُ الْکتَابَ وَ الْمِیزَانَ لِیقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ وَ أَنزَلْنَا الْحَدِیدَ فِیهِ بَأْسٌ شَدِیدٌ وَ مَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَ لِیعْلَمَ اللَّهُ مَن ینصُرُهُ وَ رُسُلَهُ بِالْغَیبِ إِنَّ اللَّهَ قَوِی عَزِیزٌ"
"Andolsun biz elçilerimizi açık kanıtlarla gönderdik ve onlarla beraber Kitabı ve (adalet) ölçü(sün)ü indirdik ki insanlar adaleti yerine getirsinler. Ve kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok yararlar bulunan demiri indirdik ki Allah, kimin (ondan yararlanarak) gaybda (görmediği halde) kendisine ve elçilerine yardım edeceğini bilsin, (ortaya çıkarsın). Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür."
"یاأَیهَا الَّذِینَ آمَنُوا کونُوا قَوَّامِینَ لِلّهِ شُهَدَاءَ بِالْقِسْطِ وَ لاَیجْرِمَنَّکمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلَّا تَعْدِلُوا إِعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَ اتَّقُوا اللّهَ إِنَّ اللّهَ خَبِیرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ"
“Ey inananlar, Allah için adaletle şahidlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın, takvaya yakışan budur. Allah'tan korkun, kuşkusuz Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.”
Yani Kur’an akla ve vicdana uygun bir yöntem seçerek, toplumun ayrımcılığa ve yoksulluğa maruz kalmaması için normal ekonomik zenginlik ve refah elde etme çabalarına ek olarak, zenginliği tüm insanlar arasında dağıtmak ve adaleti uygulamak için çaba göstermemizi istemektedir.
"کی لاَ یکونَ دُولَةً بَینَ الْأَغْنِیاءِ مِنکمْ"
“(bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet (güç) olmasın.”
Ayrıca eğitimin özel amacı, öğrenenin zihnini bilimsel terimlerle doldurmak ve bunları kullanarak maddî yaşam, iş ve geçim sağlamak için daha yüksek bilimsel seviyelere ulaşmak olabilir. Veya yukarıdakilere ek olarak manevî eğitim ve ahiret eğitimi de düşünülebilir. Bu durumda eğitim bilimlerinin çehresi değişir. Kur’ân-ı Kerîm, eğitimin amaçlarını kendini geliştirme, ilahî kitabı öğretme ve aklî idrak olarak tanıtır.
"هُوَ الَّذِی بَعَثَ فِی الْأُمِّیینَ رَسُولاً مِنْهُمْ یتْلُوا عَلَیهِمْ آیاتِهِ وَ یزَکیهِمْ وَ یعَلِّمُهُمُ الْکتَابَ وَ الْحِکمَةَ وَ إِن کانُوا مِن قَبْلُ لَفِی ضَلاَلٍ مُبِینٍ"
“O Allah'tır ki, ümmîlere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretir. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.”
Ayrıca psikoloji alanında, aklı ve iradeyi güçlendirmenin yanı sıra insanın manevî boyutuna da dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu, insan ruhunun temizliğine ve Allah ile olan manevî ilişkisinin güçlenmesine dikkat etmek demektir. Hac, namaz vb. ibadetler de bu bağlamda tanımlanmalı ve araç olarak kullanılmalıdır. Aslında günahın ne gibi zararlara gebe olduğunu bilsek; onu bir akıl hastalığı olarak kabul etmek durumunda kalır ve onu çözmek için psikolojik çabalar sarf ederdik.
Müdüriyet ve yönetim alanında da ilahî hedeflere ulaşmak için bir örgütlenme ve lidere gereksinim vardır. Bu yönetici Kur'ânî değer ve düzenlemeleri bu kitleye hâkim kılmalıdır. Hal böyle olunca da Kur’an'ın bilimsel otoritesi yukarıda saydığımız tüm alanların çehresini olumlu yönde değiştirecektir.
4.3. Kur’an’ın İlmî Otoritesinin Diğer Bilimleri Yöneten İlkelere Etkisi
Her bilimde, o bilim sürecini yöneten genel kaideler olarak hareket eden ilke ve kurallar vardır, bu ilke ve kurallar araştırılır ve değiştirilirse; o bilimin yüzü de değişir. Genellikle bilimi yöneten ilkeler, bilimin temeli ve kaynaklarının etkisi altında şekillenir. Dolaysıyla bu bilimin temelinde ve kaynağında Kur’an yer alırsa (yani, bilimin epistemolojik temelleri ve değerleri bu kaynaktan etkilenir ve Kur’an bu bilimde bilimsel bir otorite olursa), bilime hâkim olan ilkeler Kur’an’ın öğretilerinden etkilenir bilimin de çehresini değiştirir.
Örnekler:
a) Siyaset
Kur’an'ın bazı ayetleri, siyaset biliminin yönünü etkileyen, yöneticilerin siyasetine ve Müslüman siyasetine yön veren ilkeleri ifade eder:
1. Müslüman halkın işlerinde kâfirlerin hâkimiyetinin yasaklanması (siyasi konulardan birisi)
"وَلَن یجْعَلَ اللّهُ لِلْکافِرِینَ عَلَى الْمُؤْمِنِینَ سَبِیلاً"
“Allah inkârcılara, inananlar üzerine egemen olma fırsatını vermeyecek.”
2. İslam toplumunda yöneticilerin egemenliğine karşı ilahî emirlere öncelik verme gerekliliği ve meşruiyetin önce Allah’tan, sonra peygamberden ve daha sonra Müslüman yöneticiden başlaması:
"یا أَیهَا الَّذِینَ آمَنُوا أَطِیعُوا اللّهَ وَ أَطِیعُوا الرَّسُولَ وَ أُولِی الْأَمْرِ مِنْکمْ"
“Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, peygambere ve sizden olan yöneticilere itaat edin”
b) Yönetim
Kur’an'da bazı ayetler, İslam toplumunda yöneticilere uygulanan ve yöneticilik öğretilerinin yönlendirilmesinde büyük etkisi olan ilkeleri şöyle ifade etmektedir:
1. Yöneticilerin halkla istişare gerekliliği ancak son kararın yöneticiye ait olması:
"وَ شَاوِرْهُمْ فِی الْأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَکلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ یحِبُّ الْمُتَوَکلِینَ"