isfehani

04 December 2025 42 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 10 / 11

“Ve zulmedenlere meyletmeyin, sonra ateşle azaba uğrarsınız ve Allah'tan başka bir dostunuz yoktur, sonra yardım da görmezsiniz.”

"أُذِنَ لِلَّذِینَ یقَاتَلُونَ بِأَنَّهُمْ ظُلِمُوا وَ إِنَّ اللَّهَ عَلَى‏ نَصْرِهِمْ لَقَدِیرٌ *الَّذِینَ أُخْرِجُوا مِن دِیارِهِم بِغَیرِ حَقٍّ إِلَّا أَن یقُولُوا رَبُّنَا اللَّهُ وَ لَوْلاَ دَفْعُ اللَّهِ النَّاسَ بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لَّهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَ بِیعٌ وَ صَلَوَاتٌ وَ مَسَاجِدُ یذْکرُ فِیهَا اسْمُ اللَّهِ کثِیراً وَ لَینصُرَنَّ اللَّهُ مَن ینصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِی عَزِیزٌ"

“Kendileriyle savaşa girişilenlere, zulme uğradıklarından dolayı savaşmaya izin verildi ve şüphe yok Allah'ın, onlara yardım etmeye gücü yeter elbette.” “Onlar ki, sadece “Bizim Rabbimiz Allah'tır” dedikleri için, haksızlıkla yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, şüphesiz o zaman içlerinde Allah'ın isminin çokça anıldığı manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler çoktan yıkılıp gitmiş olurdu. Ve şüphesiz Allah, kendi dinine yardım edenlere, mutlaka yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah, çok üstündür, çok güçlüdür.”

Hz. Ali (as) buyuruyor:

“Her daim zalimin düşmanı mazlumun dostu olun”

2. Toplumda herkese iyiliği emredip kötülükten sakındırmanın gerekliliği (bu durum ilk bakışta başkalarının işine karışmak ve toplumdaki hürriyeti kısıtlamak gibi görünse de toplum sağlığı için pek çok faydası vardır.)

"وَلِتَکن مِنکمْ أُمَّةٌ یدْعُونَ إِلى الْخَیرِ وَ یأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَ ینْهَوْنَ عَنِ الْمُنْکرِ وَ أُولئِک هُمُ الْمُفْلِحُونَ"

“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”

"وَ الْمُؤْمِنُونَ وَ الْمُؤْمِنَاتُ بَعْضَهُمْ أَولِیاءُ بَعْضٍ یأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَ ینْهَوْنَ عَنِ الْمُنْکرِ وَ یقِیمُونَ الصَّلاَةَ وَ یؤْتُونَ الزَّکاةَ وَ یطِیعُونَ اللّهَ وَ رَسُولَهُ أُولئِک سَیرْحَمُهُمْ اللّهُ إِنَّ اللّهَ عَزِیزٌ حَکیمٌ"

“Erkek ve kadın müminler, birbirlerinin yardımcısıdır; iyiliği emrederler, halkı kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, namaz kılarlar, zekât verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. Allah'ın rahmet edeceği insanlar, bunlardır. Şüphe yok ki Allah üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Not: Kur’ân-ı Kerîm’de diğer bilimleri de etkileyecek olan bir hayli ilke olmasına rağmen konumuzun uzamaması için bunlarla yetinmekteyiz.

5. Kur’an’ın, Bilimlerin Yöntemlerine Olan Etkisi

Her bilimde aklî veya naklî, deneysel veya sezgisel ya da bunların kombinasyonundan oluşan yöntemler vardır. Aynı zamanda pedagoji biliminde ‘davranış yöntemleri’ gibi her bilimin kendine özgü yöntemleri de vardır.

Kur’an’ı Kerim, (Kur’an’ın, hidayete yönelik hedeflerinden olan eğitim ve davranış, insanın yaşam biçimini etkileyen iktisat gibi konuların dışında) bilimlerin metotları hakkında her ne kadar bahsetmese de bilimlerin genel yöntemleri hakkında ve bazen de özel metotları hakkında bahsetmiştir.

Yalnız ilginç olan şu ki; Kur’an öğretileri, bazen bilimlerin genel metotları, bazen de özel metotları içerisinde yer alarak ilimlerin yöntemleri alanında yeni bir pencere açmaktadır.

5.1. Kur’an'daki Genel Bilim Yöntemleri

Genel olarak Kur’ân-ı Kerîm marifete açılan (naklî, aklî, deneysel ve sezgisel) tekniklere işaret ederek birleşik yöntemden bir yere kadar bahsedip, ele almıştır.

1. Kur’an, aklî yöntemlere önem verir, insanları hikmete ve düşünmeye çağırır ve teşvik eder.

(Akıl hakkında; Bakara / 73 ve 242, Yusuf / 2, Enbiya / 10, Müminun / 80 ve Zuhruf / 3. Ayet-i kerimelerine müracaat edilebilir. Tefekkür hakkında; Bakara / 219, Rum / 8, Âl-i İmran / 191, Nahl / 44, Haşr / 21 vb. rücu ediniz.)

"قُلْ هَاتُوا بُرْهَانَکمْ"

“De ki: Doğru söylüyorsanız hadi, delillerinizi getirin bakalım.”

2. Kur’an, insanın dikkatini tabiata ve deneysel metoda çekmekte ve onu kozmolojiye, tabiat bilimlerine, antropolojiye vb. teşvik etmektedir.

(Râd / 2 ve sonrası, Hac / 5, Müminun / 12-21, Nahl / 3-17 vb. ayetlerine rücu ediniz.)

"أَفَلاَ ینظُرُونَ إِلَى‏ الْإِبِلِ کیفَ خُلِقَتْ"

“Hâlâ bakmazlar mı develere, nasıl yaratıldı?”

3. Kur’ân-ı Kerîm bazen naklî yönteme atıfta bulunarak tarihin derinliğine dikkat çeken, peygamberlerin ve önceki ümmetlerin öğretici kıssalarını veya İslam'ın başlangıcındaki tarihi olayları (savaşlar vb.) anlatır, rapor eder ve kayda geçer.

(Bu konularda Enbiya, Yunus, Yusuf, Kehf vb. surelere rücu edilebilir) Kur’an herkesi yeryüzünde dolaşmaya ve geçmişin eserlerinden tecrübî olarak ders almaya çağırır.

"أفلم یسِیرُوا فِی الْأَرْضِ فَینظُرُوا کیفَ کانَ عَاقِبَةُ الَّذِینَ مِن قَبْلِهِمْ"

“Yeryüzünde hiç mi gezmezler de kendilerinden öncekilerin sonucu ne olmuş, görmezler?...”

4. Kur’an bazen vahiy ve ilahî ilhamlar aracılığıyla insanlara konuşulduğundan bahseder.

(Şûra / 51, Müminun / 27, Tâhâ / 38) ve Allah’tan insanlara ulaşan ilahî ilim yani Ledûn ilminden bahseder.)

"وَعَلَّمْنَاهُ مِن لَّدُنَّا عِلْماً"

“Yüce katımızdan kendisine ilim öğretmiştik.”

5.2. Kur’an'daki Özel Bilim Yöntemleri

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar