Molla Sadrâ’nın Tanrı Kanıtlaması

04 December 2025 48 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 11

İşte Molla Sadrâ, Tanrı kanıtlamasındaki bu zorluğu aşmak için İbn Sînâ’nın açtığı yoldan ilerler. Molla Sadrâ’nın yaptığı iş İbn Sînâ, Sühreverdî ve İbnü’l-Arabî’nin açtıkları yolu genişletmek ve düzenlemekten ibarettir. Buna göre Tanrı kanıtlaması varlık üzerinden yapılır. Burada varlık, Anselm’in (öl. 1109) veya kelamcıların dile getirdiği anlamda zihnin soyutlamasıyla elde edilen genel varlık değildir. Aksine varlık, kendisi olması açısından bütün mevcutları ve şeyleri meydana getirendir.

Konuyla ilgili bizim elde ettiğimiz ve belirginleştirdiğimizi düşündüğümüz şey Molla Sadrâ’nın varlığın bilgisine ve buradan da Tanrı’ya üç yolla ulaştığıdır:

Birincisinde var olması açısından varlıkla yani özdeşliği cihetiyle varlığın kendisiyle Tanrı’ya ulaşılır. Bunu, “Varlık vardır” şeklinde ifade edebiliriz. Bunun bilgisi zihnî, tecrübî, huzurî, aynî ve keşfidir. Her varlık seviyesi kendi güç ve yeterliliği oranında varlığın ve dolayısıyla Tanrı’nın hakikatini gösterir; her idrak aleti ve vasıtası kendince buna katılır. Bilindiği üzere bir şeye kendisinden ulaşılmasına mantıkta özdeşlik ilkesi denir.

İkincisinde varlığın, “zıttı ve çelişiği olan yokluk” yoluyla Tanrı’ya ulaşılır. Bu aynı zamanda Tanrı’yı imkân aracılığıyla kanıtlamak demektir. Bunu “yokluk yoktur” şeklinde ifade edebiliriz. Buna göre âlemin meydana gelmesi varlığın derece, güç, yetkinlik ve tamlığının tezahürüne engel olan maniler ve durumlar aracılığıyladır. Dolayısıyla bu sayılan mâni, engel, yokluk, eksiklik ve benzerleri varlıktan nefyedilir. Şu hâlde varlık Tanrı’yla özdeşleştirilince cisimlerin Tanrı’ya delaleti, sahip olmadıkları sınırlılık, sonluluk, sûret sahibi olma, oluş ve bozuluşa tâbi olma gibi şeylerin ondan uzak tutulmasıyla olur. İşte bu, aklın soyutlama ve tenzih yoluyla Tanrı’yı bilmesinin anlamıdır. Bunun mantıktaki karşılığı çelişmezlik ilkesidir. Bunun genellikle yanlış anlaşıldığını düşünüyoruz. Aklın soyutlamasından genellikle deist Tanrı fikri çıktığı düşünülmektedir. Oysa gerçek anlamıyla aklın soyutlaması, Tanrı’dan yokluk ve eksikliğin nefyedilmesi anlamına gelmektedir. Yani aklın bu tutumu varlıktan ve mevcutlardan Tanrı’nın uzaklaştırılması anlamına gelmez.

Üçüncüsünde mevcutlar ve cevherler yoluyla Tanrı’ya ulaşılır. Bu yol ilk iki yolun birleşmesiyle meydana gelir. Cevherler varlığın derece, hal, iş, tavır ve tecellileri olmaları itibariyle bu yola katılırlar. Şöyle ki, mevcutlar hem varlıkları itibariyle hem de sahip olmadıklarıyla yani yokluklarıyla Tanrı’ya delalet ederler. Örneğin cisimler varlıkları yönüyle Tanrı’ya, zâtî eksiklikleriyle Tanrı’nın ne olmadığına delalet ederler. Şu hâlde mevcutlar Tanrı’ya iki şekilde delildir ve bu durum mantıkta üçüncü hâlin imkânsızlığı olarak karşılığını bulur. Son olarak sadece insan-ı kâmil Tanrı’ya en yetkin ve tam bir şekilde delil olabilir. Zira sadece o, bütün varlık mertebelerini kendinde toplar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça

Aydeniz, Hüsnü. “Molla Sadrâ’da Allah’ı Bilmenin İmkânı ve O’nun Hakkında Konuşmanın Sınırları”. Hitit İlahiyat Dergisi 20/1 (2021), 347-376.

Baran, Sedat. “Molla Sadrâ’da Vâcibü’l-Vücûd’un İspatında Burhan-ı Sıddıkîn”. Diyanet İlmî Dergi 56 (2020), 205-224.

Baran, Sedat. “Molla Sadrâ’da Vâcibü’l-Vücûd’un İspatında Burhan-ı Nefs”. Bingöl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 15 (2020), 36-49.

Burckhardt, Titus. İslam Tasavvuf Doktrinine Giriş. çev. Fahreddin Arslan. İstanbul: Ribat Yayınları, 1982.

Çınar, Bayram. “İslam Kelamında Tanrı Hakkında Konuşmanın İmkânı: Din Dili Tartışmaları”. Din ve Bilim – Muş Alparslan Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dergisi 3/2 (2020), 29-48.

Dâvud el-Kayserî. Mukaddemât, çev. Hasan Şahin vd. Kayseri: Kayseri Büyükşehir Belediyesi Yayınları,1997.

Erdem, Engin. “İbn Sînâ’nın Metafizik Delili”. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 52/1 (2011), 97-119.

Fazlur Rahman. The Philosophy of Mullā Ṣadrā. New York: State University of New York Press, 1975.

Gimaret, Daniel. “Un Traité Théologıque Du Philosophe Musulman, Abû Hâmid Al-Isfızārī”, Mélanges De l’Université Saint-Joseph 50 (1984), 207-252.

Hanoğlu, İsmail. “İbn Sînâ’dan Sadreddin Konevî’ye Eşyanın Hakikati Sorunu”, Felsefe Dünyası 52/2 (2010), 164-181.

İbnü’l-Arabi, Muhyiddin. Fusûsü’l-hikem. thk. Ebu’l A‘la Afifî. Beyrut: Dâru’l Kitâbi’l Arabî, ts.

İbnü’l-Arabî, Muhyiddin. el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye. Tsh. Ahmed Şemseddin. 9 Cilt. Beyrut: Dâru’l-Kütbü’l-İlmiyye, 1999.

Ebû Alî el-Hüseyn b. Abdillâh b. Alî b. Sînâ. İşaretler ve Tembihler, çev. Ali Durusoy – Ekrem Demirli. İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2014.

Ebû Alî el-Hüseyn b. Abdillâh b. Alî b. Sînâ. Metafizik. çev. Ekrem Demirli-Ömer Türker. 2 Cilt. İstanbul: Litera Yayıncılık, 2017.

Kalın, İbrahim. Varlık ve İdrak, Molla Molla Sadrâ’nın Bilgi Tasavvuru. çev. Nurullah Koltaş. İstanbul: Klasik Yayınları, 2013.

Karaağaç, Osman. Tanrı ve Yaşam. İstanbul: Kitap Dünyası Yayınları, 2023.

Konevî, Sadreddin. Fatiha Sûresi Tefsiri. çev. Ekrem Demirli. İstanbul: İz Yayıncılık, 2002.

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar