Ma’sum İmamların

04 December 2025 42 dk okuma 9 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 4 / 9

Daha sonra şöyle devam ediyor: “Cumhuri Ehl-i Sünnet’in bu konudaki en önemli delilleri sadrı evvelde olanların ameli ve bunu teyid eden bir takım kavli hadislerdir.”

Şeyh Muhammed Abduh, bu konuyu genişçe bahsettikten sonra Taberi’den, mesh ve yıkamayı birlikte yerine getirmeyi uygun gördüğünü nakletmiştir.

El Kesme Ayeti

Ebu Nadr Muhammed b. Mes’ud el Ayyaşi, Başkadı İbn-i Ebi Duad’ın arkadaşı olan Zerkan’a isnaden şu rivayeti naklediyor:

“Hırsızlık yaptığına itiraf edip, kendine had uygulanarak tathir edilmesini isteyen bir hırsız Mu’tesim’in huzuruna gelmişti. Mu’tesim bu iş için fakihleri topladı. İmam Muhammed b. Ali el Cevad (as) onların arasında bulunuyordu. Halife onlara, “Hırsızın elinin nereden kesilmesi gerekir?” diye sordu.

İbn-i Ebi Duad, bilekten, dedi ve buna delil olarak teyemmüm ayetini okudu. Bir grup fakihler de onun bu sözünü desteklediler.

Diğer fakihler ise, dirsekten kesilmesi gerekir, dediler ve buna delil olarak abdest ayetini öne sürdüler.

Bu arada halife, İmam Cevad’a (as) yönelerek onun da görüşünü sordu. İmam Muhammed Cevad (as) halifenin, kendisini mazur görmesini istedi. Fakat halife ısrarla İmam Cevad’dan (as) görüşünü belirtmesini istedi.

İmam (as) halifenin ısrarı üzerine şöyle buyurdu: “Onlar bu konuda sünneti yanlış yorumladılar. Gerçekte elin ayası hariç parmakların kökünden kesilmesi gerekir.”

Bunun üzerine halife, “Buna delilin nedir?” diye sordu.

İmam Muhammed Cevad (as) şöyle buyurdu: “Delilim Resulullah’ın (saa) buyurmuş olduğu şu sözdür: “Secde, yedi uzuv üzerine olur: alın, iki el, iki diz ve iki ayak.” Eğer el bilekten veya dirseken kesilirse namaz kılan kişinin secde etmesi için eli kalmaz. Oysa Allah Teala şöyle buyuruyor: “Secde yerleri Allah’a aittir.” Yani secde ettiği yedi uzuv Allah’a aittir. Ve yine buyuruyor ki: “Allah’la birlikte başkasını çağırmayınız.” dolayısıyla Allah’a ait olan bir şey kesilmez.

Mu’tesim, İmam’ın bu sözlerinden hoşlanıp hırsızın parmaklarının el ayasının bittiği yerden, yani parmaklarının kökünden, kesilmesine emir verdi.”

İşte diğer fakihlerin farkına varamadıkları ama İmam Muhammed Cevad’ın (as) dikkat ettiği bu ince nükteye iyice bak. Zira el kesme ayetinde yer alan “el” kelimesi mücmeldir (mübhemdir.) Allah Teala bu ayette onun nereden kesilmesi gerektiğine dair maksadını açıklamamıştır. Dolayısıyla onun sünnet veya bizzat Kur’an’ın kendisiyle belirlenmesi gerekir. İmam (as) mücmel olan bu meseleyi Kur’ân’dan yardım alarak sünnet ile açıklama yoluna başvurmuştur ve Hz. Resulullah’ın (saa) hadisine dayanarak el ayasının namaz kılanın secdeyi gerçekleştirdiği yedi uzuvdan biri olduğunu açıklamıştır. Daha sonra ayet-i kerimeye isnad ederek ister secde edilen camiler olsun, ister secdeyi gerçekleştiren uzuvlar olsun, bütün secde yerlerinin Allah’a ait olduğunu açıklamıştır. Allah’a ait olan bir şeye ise had uygulanmaz. Gerçekten de bu çok zarif bir istinbattır.!

Burada Ceziri’nin elin bilekten kesilmesinin gerektiğine gerekçe olarak zikretmiş olduğu delil ilginçtir. O şöyle demektedir:

“Hırsızlık el ile yapılıyor, kol ise sadece eli taşıyor, ceza da ancak suçu işleyen uzva uygulanır. İlk önce sağ elin kesilmesi de bu yüzdendir. Çünkü eşyalar genelde sağ el ile alınır.”

Açıktır ki, bu delil doğru olduğu takdirde, parmakların kökten kesilmesini iktiza eder. Zira eşyalar parmaklar ile tutulur. El ayası ise sadece parmakları taşır.

İbn-i Hazm el Endülüsi de şöyle diyor: “Ali (as) elden parmakları ve ayağın yarısını keserdi. Ömer ise el ve ayağı mafsaldan keserdi. Ama hariciler eli dirsekten veya omuzdan kesmeyi kabul ediyorlardı.”

İçkinin Haram Oluşu

Abbasi halifelerinden el Mehdi, İmam Musa Kazım’a (as) içkinin haram olup olmadığı hakkında şöyle soruyor:

“Acaba Allah’ın Kitabı’nda içki haram kılınmış mıdır? İnsanlar ondan nehiy olunduklarını biliyorlar ama onu tahrim eden açık bir delilden haberleri yoktur.” Buna cevap olarak İmam (as) şöyle buyurdu: “Allah’ın Kitabı’nda içki haram kılınmıştır.”

El Mehdi: “Kur’an’ın neresinde içki haram kılınmıştır?” diye sordu.

İmam (as) şöyle buyurdu: “Şu ayet-i kerimede “De ki: “Rabbim, fuhuşları, gerek açığını, gerek gizlisini; günahı ve haksız yere saldırmayı; hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah’a ortak koşmayı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemenizi kesinlikle haram etmiştir.”

İmam Musa Kazım (as) daha sonra sözünün devamında şöyle buyurdu:

“Bu ayette geçen “Onlardan gerek açığını”dan maksat, apaçık yapılan zinadır. Cahiliye döneminde fahişe kadınlar bu hayasızca işleri yaptıklarını bildirmek için bayrak dikiyorlardı. Ama “Onlardan gizlisini”den maksat, babaların nikah ettikleri kadınlarla evlenmektir. Bi’setten önce erkekler, babaları öldükten sonra asıl anaları olmayan üvey anneleriyle evleniyorlardı.

Ama “ism” (günah)den maksad bizzat içkidir. Zira Allah Teala başka bir ayet-i kerimede de şöyle buyurmuştur: “Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: Onlarda hem büyük günah (ism), hem de insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür.”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar