Molla Cami'nin yedi mesneviden meydana gelen Heft Ureng'inde yer alan İmam Zeynelabidin'in (a.s) tasvir edildiği bir diğer benzer minyatür de Oxford'un Bodleian Kütüphanesinde yer almaktadır. Bu iki minyatür İmam Seccad'ın (a.s) hem o dönemde hem de Ehlibeyt'e (a.s) olan alakaları ile tanınan Timurlar dönemi ve sonrasında insanların zihninde yüce ve değerli bir insan olarak yer etmesinde etkili olmuştur. İşin özü İmam Zeynelabidin (a.s) İmam Hüseyin'in şehadetinin en büyük sembollerindendir. Çünkü yaşanan olayları hakkıyla idrak eden insanlar, İmam Seccad'ı (as) düşündüklerinde ister istemez Ali oğlu Hüseyin'i (a.s) hatırlamaktadırlar.
Günümüzde Kahire Müzesinde sergilenen 1627 senesi Safevî dönemi eserlerinden birisi olan Mirhond'un Revzatü's-Safa adlı eseri de önemli el yazmalarından biridir. Bu eser I. Şah Abbas'ın özel emir ve teşvikleriyle resmedilip, konularına uygun minyatürlerle bezenmiştir. Safevîler dönemi adına bu eserin kendine özgü bir yorum ve tarzı olduğunu söyleyebiliriz. Adı geçen bu el yazması aynı Reşideddin Fazlullah Hamedanî'nin kaleme aldığı eser gibi dünya tarihi kitapları kategorisinde yer almaktadır. Bu eserin minyatürleri, kitap içerisinde geçen olayları birebir anlatmaktadır.
Bu kitap içerisinde en çok dikkat çeken minyatür, Kâbe'deki putların alaşağı edilmesi ve Peygamberin (s.a.a) Veda Haccı dönüşü Gadir-i Hum'da Hz. Ali'yi kendisinden sonra İslâm dininin yegâne önderi olarak atamasının tasviridir. Bu bahsi geçen iki minyatür, konumuzla alakalı olduğundan üzerinde durulup, incelenecektir.
İlk minyatürde (VI. tasvir) Ali (a.s) Peygamber Efendimizin (s.a.a) omuzlarına çıkmış ve Kâbe putlarını kırmakla meşgulken çizilmiştir. Bu vakıa Allah Resulünün (s.a.a) 1 Ocak 630 senesinde Mekke'ye resmi olarak dönüşünü anlatmaktadır. Muhammed Nebi (s.a.a) bu seferinde Kâbe putlarının kırılıp, yok edilmesi emrini vermişti. Cahiliye dönemi Araplarınca savaş ve yağmur tanrısı olarak tapınılan en büyük put olan Hubel, Kâbe'nin en üst kısmında yer almaktaydı. Akik taşından ve hemen hemen bir insan büyüklüğünde olan bu putun yıkılması için Peygamber (s.a.a) Ali'ye (a.s) omuzlarına çıkıp, aşağı atmasını emretmişti. Bu minyatürde Hz. Ali'nin (a.s) o mübarek omuzlar üzerine çıkıp, Hubel'i aşağı doğru atmak için çektiği sırada tasvir edilmiştir. Minyatürde görüldüğü gibi, Hz. Muhammed (s.a.a) ve Hz. Ali'nin (a.s) yüzleri, minyatür ustası ve yardımcısı tarafından Ehl-i Beyt'e olan saygı ve sevgilerinden dolayı perdelenmiş ve etrafını nurlandırılmıştır.
Bu eserdeki bir sonraki minyatürde ise (VII. tasvir), Peygamberin
(s.a.a) Veda Haccı adı verilen Mescidü'l-Haram'a son ziyaretleri dönüşünde Ali b. Ebu Talib'i (a.s) varisi ve kendisinden sonraki önder olarak Gadir-i Hum'da seçildiği an resmedilmiştir. Hac görevini ifa eden ve dönüş yolunda kendisiyle beraber hareket eden binlerce kişilik hacı grubunu, her gölgeden yoksun ve aşırı sıcak oluşu itibariyle konaklamanın münasip olmadığı bir yer olan Gadir-i Hum diye adlandırılan bölgede durdurmuştu. Yine Şeyh Müfid'in kaleme aldığı Kitabu'l-İrşad adlı eserde bu konu hakkında şöyle denmektedir;
"Allah Resulü (s.a.a) orada durdu ve bunun nedeni gelen vahiyden başkası değildi. Bu gelen ayet Ali'nin (a.s) kendi varisi olduğunu ve geleceğin İmamı olduğunu anlatan Maide suresi 70. ayetti. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.a) uzun yıllardır İslâm'ın sesi ve müezzini olan Bilal Habeşi'ye bu oldukça önemli olduğu anlaşılan konu nedeniyle ezan okuması ve ardından bütün hacdan dönenlerin toplanmalarını sağlaması emrini verir. Uzun bir bekleyişten sonra hacılar Allah Resulü (s.a.a) etrafında toplanırlar. Topluluk iyiden iyiye yerleştikten sonra Hz. Muhammed deve ve atların eyerlerinden yapılan bir yükseltinin üstüne çıkarak kendisine vahyolunan ayeti okur ve daha sonra müminlerin emiri Ali'yi (a.s) yanına çağırır. Peygamber (s.a.a) O'nun (a.s) bu yükseltiye rahatça çıkması için yardım eder. Allah'a hamd ve senadan sonra Müslümanlara yaklaşan ölümünden haber vermiş ve şöyle buyurmuştur; "Ben sizler arasında iki değerli emanet bırakıyorum ve onlara sarıldığınız müddetçe asla sapkınlığa düşmezsiniz. Bunlardan birisi Allah'ın kitabı ve bir diğeri de benim Ehl-i Beyt'imdir." Daha sonra Hz. Peygamber (s.a.a) gür ve yüksek bir sesle Hz. Ali'nin kolunu yukarı doğru kaldırarak devam etti; "Ben kimin önderi isem Ali de onun önderidir. Allah'ım, onun dostlarına dost ve düşmanlarına düşman ol. Onu koruyanı koru ve ona kötü olana kötü ol!"