Taberî'nin İlmî ve Kültürel Şahsiyeti

04 December 2025 45 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 10

Bu bakımdan her durumda sorun kendini göstermeye devam edeceğinden en iyi yol meşhur rivayeti doğrulamak ve Harezmî'nin tarihçi Taberî'nin yeğeni olduğunu kabul etmektir. Bu kabulü güçlendiren şey, çoğunluğunu Sünnîlerin oluşturduğu bütün İslâm dünyasında, kültürel sahada ünlü olan Harezmî gibi birisinin hiç tanınmayan İmamî Taberî ile değil de meşhur tarihçi Taberî ile övünmesinin makul görünmesidir. Nitekim Aga Buzurg Tahranî'nin görüşüne göre de İmamî Taberî, Küleynî'nin çağdaşıdır; diğer Taberî ise Harezmî vefat ettiğinde muhtemelen yeni doğmuştur.

Taberî ile Harezmî arasındaki yetmiş üç yıllık zaman dilimine gelince; bu sorun iki yoldan çözülebilir: Birincisi, dayı ile yeğenin ölüm tarihleri arasında yetmiş üç yıl olmasının ne gibi bir sakıncası vardır? Buna benzer örneklere çokça rastlamak mümkündür. İkincisi ise, Harezmî'nin Taberî'nin kız kardeşinin torunu olduğunu düşünmektir. Bu şekilde hem yeğen olduğu ortaya çıkar, hem de yetmiş üç yıllık zaman farkı sorunu çözüme kavuşur.

Taberî'nin Râfızîliği

Şimdi sorulması gereken asıl soru şudur: Taberî'yi Râfızî olarak nitelemek mümkün müdür?

Evet, sadece Taberî bağlamında da olsa, böyle bir nispetin mümkün olduğunu doğrulayan kanıtlar mevcuttur.

İlk kanıt, Taberî'nin Hanbelîlerin gazabına uğramış olmasıdır. Nitekim İhtilafü'l-fukaha'da fakih değil de muhaddis olduğu gerekçesiyle Ahmed b. Hanbel'in adını zikretmemesi, Taberî'nin Şiî eğilimden kaynaklanmış olabilir. Çünkü o dönemde Bağdat'ta çatışmanın merkezinde Hanbelîler ve Şiîler vardı.

Yakut Mucemü'l-udeba'sında şöyle yazar: “Amme/Hanbelîlerin korkusuyla o gece defnedildi, çünkü Şiîlikle itham edilmişti.”66 Yakut bir başka eseri Mucemü'l-buldan'da Taberî'nin Râfızî olduğunu kabul etmez ve Harezmî'yi tekzip etmek için yazdığı şiirinde şöyle der: “Hanbelîler Taberî'yi kıskandılar ve onu Râfızîlikle suçladılar / Harezmî de fırsattan istifade edip Taberî'yi Râfızî yaptı.”67

Taberî'nin Râfızîliği Tarih ve Tefsir'indeki görüşleriyle bağdaşmaz; ancak tamamen yersiz bir nispet olduğu da söylenemez. Harezmî'nin açıklaması ve hakkındaki diğer söylentiler göz önüne alındığında bu durum iki şekilde yorumlanabilir.

a) Taberî ömrünün sonlarında Şiîliğe yönelmiş, hatta Râfızî eğilimlere sahip olmuş, ancak Hanbelîlerden çekindiğinden bu yönünü belli etmemiştir.

b) Taberî -Emevî taraftarı değil de- insaflı bir Sünnî olarak Ehlibeyt'in faziletiyle ilgili rivayetleri kabul etmiş, diğer meselelerde de itidalli davranmıştır.

Muhtemelen birinci seçenek daha güçlü bir ihtimali beyan eder. Nitekim metinlerde geçen Râfızîlik nispetiyle de bağdaşmaktadır.

Her ne kadar Taberî ömrünün büyük bölümünde Ehlibeyt Mektebi'nden münharif olmuşsa da sonlarına doğru Şiîliğe ve Râfızîliğe temayül etmiştir. Nitekim bu yüzden de Hanbelîlerden korktukları için onu geceleyin defnetmek zorunda kalmışlardır.

Harezmî de Taberî'nin ehlibeytinden/ev halkından olduğundan beyitte/evde ne olduğunu idrak etmiştir.

Taberî'nin Râfızî olduğunu söyleyen bir başka müellif Ahmed b. Ali es-Süleymanî, onun “Râfıza için hadîs uydurduğunu” yazmıştır.

Zehebî, Süleymanî'nin bu sözünü tekzip eder ve böyle bir şeyin Taberî gibi bir şahsiyete yakıştırılamayacağını söyleyerek şöyle yazar: “Onun içinde bir miktar Şiîlik eğilimi ve Ehlibeyt muhabbetti mevcuttur, lâkin zararsızdır.”68

Daha sonra Zehebî, Süleymanî'nin İbn Cerir b. Rüstem Taberî'yi kastetmiş olabileceğini yazar. Kanaatimizce bu ihtimal doğru değildir. Süleymanî gibi Sünnî bir âlimin hangi Taberî hakkında konuştuğunu -özellikle de tarihçi Taberî'nin Sünnî âlimlerce çok iyi tanındığı hesaba katılırsa- bilmemesi uzak bir ihtimaldir.

Taberî'nin Şiîliğini ispatlayacak bir başka delil -son zamanlarda bulunan- Gadir Hadîsi'nin rivayet tariklerine dair yazdığı kitabıdır. Gerçi Sünnî ravilerin birçoğu söz konusu hadîsi kabul eder; ancak Taberî bu konuda detaylı bir kitap yazmayı tercih etmiştir ki, bu da Gadir Hadîsi'ne verdiği önemi göstermektedir.

Şia âlimlerinden Necaşî ve Tusî bu kitaptan söz etmiştir.69 Zehebî de, İbn Davud'un Gadir Hadîsi'ni reddettiğini duyduğunda Taberî'nin Ehlibeyt'in faziletlerine ve Gadir Hadîsi'in sıhhatine dair bir kitap kaleme aldığını yazar.

Daha sonra Turuk-i Hadîs-i Gadir'in bir nüshasını gördüğünü ve kitapta nakledilen isnadların çokluğu karşısında şaşkına döndüğünü yazar.70 Zehebî ayrıca Taberî'nin, diğer sahabîler hakkında yazdığı gibi Ehlibeyt hakkında da bir müsned yazdığını belirtir.71

Taberî'nin Ehlibeyt'in faziletine dair bir kitap yazdığını teyit eden Yakut el-Hamevî, kitabın başında Gadir Hadîsi'nin tariklerinin yer aldığını, ancak kitabın yarım kaldığını yazar.72

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar