6. Menahilu’l-İrfan fi Ulumi’l-Kur’an müellifi Muhammed Abdulazim Zerkani.
7. Fi Zilali’l-Kur’an tefsirinin müellifi Seyyid Kutub (vefatı 1966).
8. Kahire Üniversitesi Felsefi ve Toplumsal Araştırmalar Bölümü Başkanı Ali Abdulvahid Vafi.
9. Andrew Scott’ın Beynu’d-Din ve’l-İlm kitabının mütercimi Üstad İsmail Mazhar.
Fakat bu isimlerin tamamının, ayetlerin mana ve maksadını ortaya çıkarırken deneysel bilimlerin bulgularından yardım alma manasında bilimsel tefsire karşı oldukları belli değildir. Mümkündür ki bazıları Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığını inkar ediyor olmaları bakımından bilimsel tefsire karşı çıkıyor sayılabilir, ama daha önce geçtiği gibi Kur’an’ın bütün ilimleri kapsaması bir şey, deneysel bilimlerden yardım alınması ise başka bir şeydir. Yani bir kimsenin birincisine muhalif, ama ikincisine muvafık olması mümkündür.
Dolayısıyla Şâtıbi ve Zehebi, bu kitapta kastedilen manada bilimsel tefsirin muhaliflerinden görülemez. Çünkü Zehebi, Şâtıbi’yi el-Muvafakat’ta geçen meselelere istinaden ilmî tefsir düşüncesine muhalefetin lideri olarak tanıtmış ve kendisi de o kitaptaki delilleri sahih kabul ettiğinden onun görüşünü tercih etmiştir. Fakat El-Muvafakat’ta inkar edilen ve delil gösterilen şeyler Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığıdır, ayetlerin mana ve maksadını açıklığa kavuşturmada deneysel bilimlerden yardım alma değil. O, sözkonusu kitapta şeriatı ümmi ve ümmi kişilerin bilebileceği seviyede tavsif etmiş; onun, Arapların önem verdiği ilimleri ve içlerinden âkil olanların gözönünde bulundurduğu ahlakı tashih edip mükemmelleştirdiğini savunmuştur. Buna göre Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığı görüşünün ifrat ve yanlış olduğunu belirtmiş ama ayetleri tefsir ederken bilimsel bulgular ve verilerden yardım almanın yanlış ve hata olduğuna hiçbir izah getirmemiş, hatta buna değinmemiştir bile. Belki de Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığını düşünmemekle birlikte bazı ayetlerin tefsirinde bilimsel bulgular ve verilerden yardım almayı doğru buluyordu. Özellikle de kitabında yıldız bilimi, yağmurun yağma, bulutların ortaya çıkma ve rüzgarın esme zamanını inceleyen bilim (meteoroloji), tarih bilimi, eski ümmetlerin haberleri, tıb ilmi gibi ilimlerden Arapların önem verdiği bilimler olarak bahsettiği ve Kur’an’daki birtakım ayetleri bu ilimlerle ilgili gördüğü hesaba katılırsa.
Bahsi geçen ilimlerden haberdar olmak o ilimlerle alakalı ayetlerin manasını ortaya çıkarmada etkili olacağına göre onun da bu etkiye inanıyor olduğu ve bu tür bilimsel tefsiri onayladığı hiç de uzak ihtimal değildir. En azından bu anlamdaki bilimsel tefsire muhalefeti kesin değildir. Yine adı sayılan herkesin her türlü bilimsel tefsire, hatta deneysel bilimlerin kesin bulgu ve verilerinden yardım almaya muhalif oldukları belli değildir. İçlerinden bazıları, ayetlere bilimsel teorileri dayatmaya ve ayetleri, sallantıdaki bilimsel teorilere uydurmaya itiraz etmiş de olabilir. Fakat belki de mümkün durumlarda tefsirde deneysel bilimlerin kesin bulgularından istifade meselesine muhalefet etmiyorlardı. Ebu Hacer’in Seyyid Kutub’tan naklettiği bir cümle bu izahı desteklemektedir.
Bilimsel tefsirin muhaliflerinden sayılan kişilerin diğer muhalefeti de bu sınırda olabilir. Yahut içlerinden Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığına muhalif Şâtıbi gibi kimilerinin bile görüşünü net olarak bilmek, sözlerini dikkatlice ve üzerinde düşünerek ele almaya ihtiyaç duyurmaktadır. Bu çalışmada bu tür bir tahkiki gözardı ediyor ve bilimsel tefsirin sahih olup olmadığını anlamada temel rol oynayan taraftarların ve muhaliflerin delillerini incelemeye koyuluyoruz.
Bilimsel Tefsirin Taraftarlarının Delillerini İnceleme
Nakli Deliller
Bilimsel tefsirin taraftarları için zikredilen delillerin bir bölümü, Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığına delil gösterilen ayetler ve rivayetlerdir. Mesela:
- “مَّا فَرَّطْنَا فِي الكِتَابِ مِن شَيْءٍ” (Bu kitapta hiçbir şeyi ihmal etmedik.)
- “وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَانًا لِّكُلِّ شَيْءٍ” (Bu kitabı herşeyi açıklamak için sana indirdik.)
- Allah Rasulü’nden (s.a.a) şöyle buyurduğu bir rivayet nakledilmiştir:
“ستکون فتن. قیل: و ما المخرج منها؟ قال: کتاب الله فیه نبأ ما قبلکم و خبر ما یعدکم و حکم ما بینکم” (Çok yakında bazı fitneler patlak verecek. Denildi ki: “Onlardan çıkış yolu nedir?” Şöyle buyurdu: “Sizden önce vuku bulmuş olanların ve sizden sonra vuku bulacak olanların haberi ve aranızda geçenlerin hükmünün yeraldığı Allah’ın kitabıdır.”)
- İbn Mesud’dan nakledilmiş söz: “من اراد العلم فعلیه بالقرآن فانّ فیه خبر الاولین و الآخرین” (Kim ilim istiyorsa Kur’an’a yönelsin. Çünkü geçmiştekilerin ve gelecektekilerin haberi ondadır.)
- Ondan nakledilen bir başka söz: “من اراد علم الاولین و الآخرین فلیثوّر القرآن” (Kim geçmiştekilerin ve gelecektekilerin ilmini istiyorsa Kur’an üzerinde çalışsın.)