Ebu Hacer, “استدلّوا بالمعقول” tabiriyle bilimsel tefsiri onaylayanlar için, aşağıda mana olarak nakledip inceleyeceğimiz yedi akli delil beyan etmiştir:
1. Kur’an, Allah’ın kulları üzerindeki hüccetidir. Onun hüccet olması mucizevi olmasıyladır. Çoğu insan Arap olmadığından, Kur’an’ın belagat yönünden icazını idrak edebilmeleri için Kur’an mecburen, anlaşılması Arap dilini bilmeye bağlı olmayan başka bir açıdan da mucize göstermelidir. Dolayısıyla Kur’an’ın insanların geneli için mucize oluşu bilimsel meseleleri açıklamayı da gerektirmektedir. Böylelikle bu yolla, mucizevi oluşu deneysel bilimlerin bilginleri için sabit olacaktır.
Bu istidlale cevap verirken şöyle denecektir: Öncelikle, Kur’an’ın Arap olmayanlar, hatta deneysel bilimlerin bilginleri için icazının ispatı, Kur’an’ın bilimsel meseleleri açıklamaya bağlı değildir. Onlar, Kur’an’ın nüzulü zamanında ve sonrasında Arap dilindeki fesahat ve belagatin büyük ustalarının Kur’an’dakine benzer bir sure getirmekten acziyete düşmesi ve Kur’an’daki fesahat ve belagatin fevkalade olduğunu itira etmelerinden onun icazını anlamak mümkündür. Yahut bir süre sonra gerçekleşen gaybi haberlerinden onun mucizevi olduğunu anlayacaklardır. Ya da eğitim görmemiş bir kişinin, cahiliyet asrında en üstün maarif ve ahlak, ibadet ve diğer meselelerin ahkâmını insanlık için getirmesinden Kur’an-ı Kerim’in ilahi olduğu ve onu getirenin Allah Teala ile irtibatına vakıf olacaklardır. İkincisi, daha önceki kısımlarda defalarca açıklandığı gibi, Kur’an-ı Kerim’in bilimsel mevzuları açıklamaya girmesi, Kur’an’dan bilimsel mevzuları bulup çıkarmayı deneysel bilimlerin bulgularından yardım alma sayılmasa bile bilimsel tefsir kabul ediyor olmamız hariç, bilimsel tefsiri ve deneysel bilimlerin bulgularından yardım almayı, hatta bunun güzel bulunmasını bile gerektirmemektedir.
2. Bilimsel mucizevilik, mülhidleri, Kur’an’ın icazı üzerinde kuşku yaratmada acze düşürmektedir. Çünkü Kur’an’da bir bilimsel hakikatin zikredilmesi zeki insanlar nezdinde, o hakikatin yaratıcısının Kur’an’ı indiren olduğuna dair hissedilen bir delildir.
Bu istidlale cevap verirken şöyle denecektir: Her ne kadar Kur’an’da bir bilimsel hakikatin zikredilmesi, beşeriyetin bilgisinin çok düşük seviyede olduğu bir çağda ve okuma yazmaya aşina insanların bile çok az olduğu Arabistan’da, özellikle de Kur’an’ı getirenin eğitim görmemiş ve ümmi biri olduğu hesaba katılarsa Kur’an’ı indirenin Allah Teala olduğuna aşikar delil oluşturabilirse de önceki delile cevap verirken söylenenler dikkate alınırsa, birincisi, Kur’an’daki icaz ve mülhidlerin onda kuşku yaratmada acze düşmesi Kur’an’da bir bilimsel hakikatin zikredilmesine bağlı değildir. İkincisi, Kur’an’da bilimsel hakikatin zikredilmesi, bu kitapta kastedilen manada bilimsel tefsirin lüzumunu veya güzel bulunmasını bile gerektirmemektedir.
3. Kur’an-ı Kerim, doğa fenomenleri konusunda ve bununla ilgili olarak pek çok ayet içermektedir. İslam dinine daveti kolaylaştırmak ve bilim çağı olan bu çağda ona zemin hazırlamak bilimsel tefsire ve bilimsel verilerin ışığında o ayetlerin manasını anlamaya bağlıdır.