İLMİ TEFSİR EKOLÜ

04 December 2025 50 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 13

- Ondan nakledilmiş bir başka söz: “انزل فی هذا القرآن کل علم و بیّن لنا فیه کل شیء ولکن علمنا یقصر عمّا بیّن لنا فی القرآن” (Bu Kur’an’da her ilim nazil olmuştur ve onda herşey bizim için beyan edilmiştir. Fakat Kur’an’da bizim için beyan edilmiş şeyler hakkında ilmimiz yetersizdir.)

Suyuti, bu ayetler, Allah Rasulü’nden (s.a.a) nakledilmiş rivayetler ve İbn Mesud’un ilk sözüyle istidlalde bulunmuştur. Ebu Hacer de birinci ayeti tefsirde bilimsel eğilimi destekleyenlerin delilleri arasında saymış ve onların iddiasına delaletini izah etmiştir. Daha sonra ise muhaliflerin bu istidlale eleştirisini belirtmiş ve İbn Mesud’un son iki sözünü, ona delil gösterilen haberler olarak bildirmiştir.

Sözkonusu istidlal ele alındığında denebilir ki, bu ayetler ve rivayetler, Kur’an’ın tüm ilimler konusunda söz söylediğine delalet etmektedir. Çünkü ayetlerdeki “کل شیء” ve “من شیء” umum ifadesi, hadis-i nebevideki “ما قبلکم” ve “ما بعدکم”, yine “ما بینکم” mutlak beyanlar, İbn Mesud’un sözlerindeki “علم الاولین و الآخرین” ve “کل علم” tabirleri tüm ilimleri kapsamaktadır ve Kur’an’ın deneysel bilimler hakkındaki sözlerini anlamak için bilimsel tefsire ihtiyaç bulunduğu, en azından ayetlerin deneysel bilimlerle ilgili noktalara delaletini açıklığa kavuşturmak için deneysel ilimlerin bulgularından yardım almak gerektiği çok nettir.

Fakat bu istidlal bazı bakımlardan sorunludur:

1. “مَّا فَرَّطْنَا فِي الكِتَابِ مِن شَيْءٍ” ayetinde “ الكِتَابِ”tan kastedilenin Kur’an olduğu belli, hatta zâhir değildir. Çünkü muradın Levh-i Mahfuz olma ihtimali, Kur’an olma ihtimalinden daha zayıf değildir. Elbette ki Fahru Razi ayette Kur’an’ın kastedildiğini belirterek, elif ve lâmın müfred isme geldiğinde o ismin öncelikli malum manaya hasredildiği ve Müslümanlar nezdinde “ الكِتَابِ”ın öncelikli malum manasının Kur’an olduğu şeklinde istidlalde bulunmuştur. Alusi de onu “Kur’an” olarak tefsir etmiştir. Fakat muhalifler ayetin (وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ وَلاَ طَائِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلاَّ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم) siyakını, “الكِتَابِ”tan muradın Levh-i Mahfuz olduğuna delil kabul etmektedir. Zemahşeri de ona Levh-i Mahfuz manası vermiş ve başka bir mana zikretmemiştir. Bu tefsir Hasan ve Katade’den de nakledilmiştir.

2. Kur’an ayetlerinin zâhirinden herşeyin tıbyan ve beyanının elde edilemeyeceği karinesiyle ya bazılarının dediği gibi “کل شیء”den kastedilenin din ahkâmının usül ve külliyatı olduğu söylenmelidir ya da Kur’an’ın zâhir ve bâtın lisanıyla herşey için tıbyan olduğu ve Kur’an’ın bâtın diline aşina olan Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) şahsı için herşeyin tıbyanı olduğu söylenmelidir. Bu iki ihtimalden hiçbirine göre ayet istidlalde bulunanların iddiasına delalet etmemektedir. Çünkü birinci ihtimale göre ayet, Kur’an’ın bütün ilimleri kapsadığına delalet etmemektedir. İkinci ihtimale göre de örf diliyle ve herkesin anlayabileceği şekilde tüm ilimleri beyan etmemektedir. Öyleyse ondaki ilimleri anlamak ve tefsir etmek için bilimsel tefsire ihtiyaç duyurmamaktadır ve deneysel bilimlerin bulgularından yardım almayı gerektirmemektedir. Bu izah, “الكِتَابِ”tan maksadın Kur’an olduğu esas alındığında önceki ayet için de geçerlidir.

3. Zikredilen rivayet sened açısından güvenilir değildir. İbn Mesud’un sözleri ise senedin zayıflığına ilaveten sahabi reyi olması ve hata ihtimali barındırması nedeniyle istinat edilebilirlik kabiliyeti taşımamaktadır. Fakat bu rivayetlere benzer rivayetler Peygamber’den (s.a.a) ve masum imamlardan (aleyhimüsselam) epey fazla geldiğinden ve aralarında sahih senede sahip rivayetler de bulunduğundan sened sorunu ve sahabi reyinin hata edebilir olması gözardı edilmektedir. Ama delalet bakımından ayetlerin delaleti konusunda beyan edilen ikinci eleştiri bu rivayetler konusunda da geçerlidir. Bir farkla ki, bu rivayetlerin bir kısmında Kur’an’da herşeyin açıklandığı ve Kur’an’ın tüm ilimleri kapsadığı belirtilmiştir, fakat bunu anlamak herkesin güç yetireceği bir şey değildir. Sadece Peygamber ve o Hazret’in vasileri (aleyhimüsselam) onu anlayabilirler. Dolayısıyla ilimlerin zâhir ve örf diliyle beyanı kastedilmediğinden tefsir alanına girmemekte, bilimsel tefsire ihtiyaç duyurmamakta, bilimsel tefsirin lüzumu veya güzel bulunması ondan çıkmamaktadır. Bilakis, yalnızca Peygamber ve vasilerinin vakıf olduğu bâtınî ve örf ötesi dille beyan edilmiştir.

4. Bu ayet ve rivayetlerin Kur’an’ın tüm ilimleri kapsadığına, ilimlerin örf lisanıyla ve anlaşılır dille beyanına ve umum için tefsir olduğuna delalet taşıdığı farzedildiğinde de onlardan bilimsel tefsirin lüzumu veya güzel bulunması sonucu çıkmayacaktır. Çünkü, daha önce geçtiği gibi, Kur’an’ın bütün ilimleri kapsaması ve ilimlerin örf diliyle ve tefsir edilebilir lisanla beyanı bir şey, bilimsel tefsir ve deneysel bilimlerin bulgularından yardım almak başka bir şeydir. Mümkündür ki Kur’an bütün ilimlerle ilgili bir beyana sahip olabilir ama onu anlamada bilimsel tefsire ve deneysel bilimlerin bulgularından yardım almaya ihtiyaç duyulmayabilir.

Akli Delilller

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar