İmam Hasan Hilafet Dönemi ve Barışa Götüren Süreç

04 December 2025 47 dk okuma 10 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 10

Bu, gerçekten güçlerin önünde sarsılacağı, ürkütücü dehşetinden felâketin bile ağzının açık kalacağı müthiş bir darbe ve dayanılmaz bir mihnet idi. Ve sorumluluğunun büyük bir bölümünü, Allah ve tarih önünde Ubeydullah b. Abbas taşıyordu.

Bu toplu firardan anlaşılması mümkün olan şey, ileri gelenlerin ve komutanların bir bölümünün arasında ihanete ilişkin bir komplonun varlığıdır. Yoksa yakın zamanda savaşmaya hazırlanan bir ordudan sekiz bin kişinin kaçmasını, hangi mantıklı gerekçe ile açıklamamak mümkündür?! Böyle bir olay, önceden düşünülmeden ve ihanet anını plânlamadan gerçekleştirilebilir mi?!

İmam Hasan’ın (a.s) ordusunun bütünü, tarih kaynaklarının ortak görüşüne göre, yirmi bin kişi idi.[24] Oysa düşmanın ordusu, altmış bin kişiden oluşuyordu. Ubeydullah b. Abbas’ın ihanetinden sonra, sekiz bin kişinin Muaviye’ye katıldığı hesaba katıldığında, İmam Hasan’ın (a.s) ordusu, düşmanın ordusunun beşte biri oranına düşmüştü. Bu durum askerî dengeler ve hesaplar bakımından büyük bir çöküştü.

Üstelik bazı kaynaklarda verilen bilgilere göre, İmam’ın Medayinde bekleyen ordusundan da bazı askerler firar etmişti. Bu askerleri, ganimetler elde etmek arzusu orduya katılmaya heveslendirmişti. Bunlar, İmam Hasan’ın (a.s) ordusunun galip geleceği varsayımı ile orduya katılmış ve ordunun hareketi içinde yer almışlardı. Sonra karşı tarafın sayı ve donanım bakımından askerî üstünlüğe sahip olduğunu hissedince firar ettiler.

Durumun daha da çöküntüye gitmesine yol açan faktörlerden biri, Muaviye’nin, ordunun Meskin ve Medayin’deki kollarının geride kalan moral kırıntılarını yok eden yalan söylenti savaşı idi. Burada, bu söylentilerin bazı örnekleri ile bu söylentilerin, İmam Hasan’ın (a.s) ordusunun Medayin ve Meskin’deki kollarının morali üzerindeki etki derecelerini hatırlatalım.

Muaviye, Kûfe ordusunu çökertmek ve güç birimlerini dağıtmak için elinden gelen bütün entrika ve hileleri kullandı. Onun yalan haberleri seçişi, özen ve sağlamlık bakımından ince bir ustalık yansıtıyordu. Meselâ Medayin karargâhına şöyle bir söylenti yayan bir casus gönderdi:

Ubeydullah’ın firarından sonra Meskin’deki öncü ordunun komutanı olan Kays b. Sa’d, Muaviye ile anlaşarak onun tarafına geçti.[25]

Buna karşılık Kays b. Sa’d’ın karargâhına gönderdiği bir adamı, İmam Hasan’ın (a.s) Muaviye’yle anlaştığını ve teklifini kabul ettiğini söylüyordu.[26]

Arkasından Medayin’de, Kays b. Sa’d’ın öldüğü ve ordu mensuplarının firar etmesi gerektiği söylentisini yaydı. Bu söylenti üzerine askerler İmam Hasan’ın (a.s) çadırını basarak eşyalarını yağmaladılar. Hatta İmam’ın üzerinde oturduğu bir yaygıya el koymak için onunla tartışmaya giriştiler. Bu durum, İmam’ın onlara karşı öfkesini ve kaygısını arttırdı. Bu yüzden İmam, Medayin’deki beyaz kaleye taşındı.[27]

İşte Muaviye’nin hile ve entrikası ile ortaya sürülen söylenti dalgaları, ordunun Medayin ve Meskin’deki kollarını böyle kuşatmış ve geride kalan dayanışma kırıntılarını böyle koparmıştı. Bu söylenti, itaatkârlık ile isyan arasında tereddüt yaşayan, fitne ve kargaşa sevdalısı alçak eğilimli insanlardan çok sayıda grupların sarsılmasına sebep oldu.

İmam Hasan’ın Tutumu

Şeyh Müfid şöyle diyor:  İmam Hasan (a.s), halkın davranışlarına baktı. Bu bakışla insanların kendisini desteksiz bıraktıkları ve ona karşı kötü niyet besledikleri yönündeki basireti arttı. Ona açıktan açığa sövüyorlar, kendisini kâfir olmakla suçluyorlar, kanının dökülmesini ve mallarının yağmalanmasını helâl görüyorlardı. Babasının ve kendisinin Şiîlerinden olan yakın çevresi dışında, başına gelecek belâları önleyecek kimseleri kalmamıştı. Bu yakın çevresi, Şam ordularına karşı koyacak güçte ve yeterlilikte değildi.

Bu sırada Muaviye ona ateşkes ve barış isteyen bir mektup gönderdi. Bunun yanı sıra İmam Hasan’ın canına kastedeceklerini ve Muaviye’ye teslim edeceklerini bildiren dostlarının mektuplarını da ona iletti. Barış teklifine olumlu karşılık verdiği takdirde, kendisine karşı İmam’ın lehine olan birtakım şartlar önerdi ve bağlı kalınması herkesin faydasına olacak olan birtakım maddeler ortaya koydu. İmam Hasan (a.s) ona güvenmemişti. Bu önerisinin hile amaçlı ve canına kastetme hazırlığına yönelik bir girişim olduğunu biliyordu. Fakat kendisinden istenen ateşkesi ve savaştan vazgeçmeyi kabul etmekten başka bir çare göremedi. Çünkü az önce belirttiğimiz gibi taraftarlarının ona yönelik basiretleri zayıftı, bozguncu bir yaklaşım sergiliyorlar, kendisine karşı çıkıyorlardı. Bunun yanı sıra birçoğu, kanının dökülmesini ve kendisini düşmanına teslim etmeyi hedefleyen gizli niyetler taşıyordu. Ayrıca amcasının oğlu kalleşlik edip düşmanının yanına geçmiş ve taraftarlarının birçoğu, ahireti bir yana bırakıp dünyalık çıkarlara yönelmişti.[28]

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar