Ey insanlar! Bu şaşkın adamın hareketi sizi korkutmasın, ağırınıza gitmesin. Çünkü gerek bu adam, gerek babası ve gerek kardeşi asla bir hayırlı gün göstermediler. Peygamberimizin amcası olan babası, Bedir Savaşı’nda Peygamber’e karşı savaşmaya çıkmıştı. Ebu’l-Yusr Kâ’b b. Amr el-Ensarî tarafından esir alınarak Peygamberimize getirildi. Peygamberimiz fidyesini alıp Müslümanlar arasında bölüştürdü. Ama kardeşi onu Basra valiliğine tayin etti. Orada onun ve Müslümanların malını çalarak karşılığında cariyeler satın aldı ve bunların kendisine helâl olduğunu iddia etti. Bu (Ubeydullah) da onu Yemen valiliğine atadı. Orada Busr b. Ertat’tan kaçtı. Kaçarken bıraktığı oğullarını öldürdüler. Şimdi de bu çirkin işi yaptı.[18]
Böylece konumunda sabit olan ve hedefine inanan Kays, Ubeydullah’ın zebun geçmişinin/soyunun gerçeğini ve korkunç uçuruma yuvarlanmasına sebep olan kişiliğinin hakikatini alaylı sözleriyle ortaya koymaya çalıştı.
Yeni komutan Kays, bu konuşması ile dinleyicilerinin kalplerinde istediği etkiyi meydana getirmişti. Gırtlaklar heyecan ve coşku ile “Onu aramızdan çıkaran Allah’a hamdolsun.” diye bağırdılar.[19]
Böylece Kays, iyice yaklaşmış acı bir çöküş ile karşı karşıya olan bu duruma, sağlamlık ve kararlılık aşıladı. Ordunun birimlerine, yeniden düzen egemen oldu. İnsanlar, yeni komutanlarına güven duymaya yöneldiler.
Orduda İhanetlerin Devam Etmesi
Ubeydullah’ın düşmanına teslim olduğu haberi Medayin’e ulaştı. Bu haber yüzünden vicdanlarda keder havası yayıldı. İmam Hasan (a.s) da, kendisine en yakın ve en özellikli bir kişiden bu darbenin derin acısını yüreğinde hissetti. Ayrıca bazı ordu komutanlarının Muaviye’ye mektup yazarak, kendileri ve aşiretleri için güvence istedikleri ve Muaviye’nin de bunların bazılarına birtakım vaatler içeren güvence mektupları gönderdiği bilgisi de kulağına geldi.[20]
Verilen bilgiye göre, Muaviye; Amr b. Hureys, Eş’as b. Kays, Haccar b. Ebcer ve Şebes b. Rib’î’yi değişik bir komplo için hedef seçti. Bunların her birine ayrı ayrı bir casus göndererek şu mesajı iletti:
Eğer Hasan’ı öldürürsen, sana yüz bin dirhem para, Şam ordularından birinin komutanlığını ve kızlarımdan birini veririm.
İmam Hasan (a.s) bu haberi alınca, üzüntüye boğuldu. Tedbir olarak elbisesinin altından bir zırh giydi. Artık ihtiyatlı davranıyor ve ancak bu kıyafetle namaz kıldırmak için cemaatin önüne geçiyordu. Nitekim bu adamlardan biri namaz sırasında kendisine ok attı; fakat giydiği zırh sayesinde, ok vücuduna saplanmadı.[21]
İmam’ın ordusunda ihanetler bu şekilde art arda birbirini izledi. Bunlardan biri şöyle oluştu: İmam Hasan (a.s), Kinde’den bir komutanı dört bin kişilik bir ordunun başında Muaviye üzerine gönderdi. Ordu Enbar denen yerde konuşlanınca, Muaviye ordunun komutanına beş yüz bin dirhem para gönderdi. Ayrıca ona bazı Şam ve Cezire kasabalarının valiliğini vaat etti. Komutan, bu teklifi kabul ederek iki yüze yakın adamı ile Muaviye’nin tarafına geçti. Bunun üzerine İmam, Murad kabilesinden birini sefere çıkardı. O da, dağların bile kaldıramayacağı ağırlıkta yeminler ederek ihanet etmeyeceğini vurgulamasına rağmen, kendinden önce gönderilen komutanın yaptığının aynısını yaptı. Nitekim İmam Hasan (a.s), onun da önceki arkadaşının yaptığının aynısını yapacağını haber vermişti.[22]
İmam Hasan (a.s), art arda gelen bu sıkıntılar ve üzüntüler karşısında kendine güvenen, işine bakan ve bu sürecin nereye varacağını gözleyen bir duruş sergiledi.
Bazı belgelerden edindiğimiz bilgiye göre, Ubeydullah b. Abbas, tek başına firar etmemiş, tersine çok sayıda ileri gelen kişiyi, komutanı ve askeri de yanında götürmüştü. İmam Hasan’ın (a.s), düşmanına karşı galibiyet elde edemeyeceği yolunda kötümser, hatta ümitsiz bir atmosferin insanlara egemen olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, bunu yadırgamamalıyız.
Böylece yakın adamlarının ve komutanlarının kaçışı ile ilgili haberler, Medayin’de İmam Hasan’a (a.s) art arda gelmeye başladı. Bu kişilerin uğradığı bozgunu, orduda birçok askerin firarı izledi. Öyle ki, söz konusu kimselerin uğradığı bozgun, ordu içinde yaygın serkeşliklerin ve kargaşaların meydana gelmesine sebep oldu.
Ubeydullah ile yakın adamlarının firarından sonra Muaviye’ye kaçanların sayısı sekiz bine yükseldi. Bu bilgiyi veren Yakubî, tarih ile ilgili eserinde şöyle diyor:
Muaviye, Ubeydullah b. Abbas’a elçi gönderdi. Ona bir milyon dirhem rüşvet verdi. Bunun üzerine adam, sekiz bin arkadaşı ile birlikte Muaviye’ye sığındı. Arkasından Kays b. Sa’d, Muaviye ile savaşma hazırlığına girişti.[23]
Meskin’den yola çıkan ordunun on iki bin kişi olduğunu göz önüne aldığımız takdirde mevcudun üçte ikisine varan firarilerin oranı büyük bir orandır. Bu firarlar öyle bir zamanda gerçekleşti ki, Muaviye’nin İmam Hasan (a.s) ile karşılaşmak üzere hazırladığı ordu, altmış bin kişi idi. Bu sayıya, İmam Hasan’ın (a.s) ordusundan kaçan binlerce kişiyi de ilâve etmek gerekir.