6. Yüzyıla Kadar Şia ve Ehlisünnet’in Tarih ve Hadis Kaynaklarında İmam Hasan’ın Barışın Nedenlerinin Karşılaştırmalı İncelenmesi

04 December 2025 43 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 3 / 11

Ehl-i Sünnet’in kaynaklarında İmam Hasan’ın (a.s), barış yapma konusunda kardeşi İmam Hüseyin (a.s) ile ihtilafa düştüğü belirtilmiştir. Bu kaynaklarda, İmam Hasan’ın (a.s) Muaviye ile barış haberini kardeşine verdiğinde “أُعیـــذک بـا الله أن تکـذب علیـا فـي قبـره و تصـدق معاویـة / Ali’yi kabrinde tekzip ve Muaviye’yi tasdik etmekten Allah’a sığınmalısın” cümlesiyle onu tenkit ettiği geçmektedir. O da İmam Hüseyin’i (a.s) eleştirerek hilafet işlerinin hepsine muhalefeti nedeniyle rahatsızlığını gösterdi. İmam Hüseyin de (a.s) kardeşinin hoşnutsuzluğunu görünce “Sen Ali’nin en büyük çocuğu ve onun halifesisin” itirafıyla muvafakatını ifade etti.[15] Taberî de aynı muhtevanın benzerini nakletmiştir.[16]

f) İmam Hasan’ın (a.s) Medain Sâbât’ındaki hutbesi

Onun barışçılığının karinesi olarak zikredilmiş diğer bir konu da etrafındakilere şöyle buyurmasıdır: “Bakın, her ne kadar cemaate kahrediyorsanız da cemaat sizin için tefrikadan hayırlıdır.”[17] Bu konu o kadar barizdi ki, askerlerinden bazısı “Allah’a yeminle, Muaviye ile barış yapmaya kararlı. Beyanı zaaf ve horluğun göstergesi.” diyerek ona saldırdı.[18] İbn Sa’d da İmam Hasan’dan (a.s) Medain’in Sâbât kasabasında irad edilmiş bir hutbeyi nakletmiştir. Gerçi lafızları itibariyle Belazurî’nin rivayetiyle farklılığı vardır, ama muhteva bakımından farklı değildir. O da İmam Hasan’ın (a.s) barışa eğilimli olduğuna delalet eder.[19]

g) İktidardan uzak durma

Saltanata mesafeli davranması da İmam Hasan’ın (a.s) barışçılığının işaretlerinden biri sayılmıştır. Barış karşıtlarından birine cevap verirken şöyle dedi: “و لکني کرهت أن أقتلهم في طلب الملک / Lakin kralın talebiyle öldürülmelerini çirkin buldum.”[20]

1.2. Barışın Gerçekleşeceğinin Peygamber Tarafından Öngörülmesi

Ehl-i Sünnet âlimleri, İmam Hasan’ın (a.s) barışçı şahsiyetini ispatlama doğrultusunda Allah Rasülü’nün (s.a.a) onun Muaviye ile barış yapacağını öngördüğünü şöyle naklederler: “ابني هذا سید و لعل الله  أن یصلح بین فئتین من المسلمین”[21] Bu evladım seyyiddir. Keşke Allah onu Müslümanlardan iki büyük topluluğun barışına vasıta yapsa.)

Bu hadis, Ehl-i Sünnet’in muteber hadis kitaplarının çoğunda geçmektedir. İbn Abdilberr’in görüşüne göre o sabırlı, muttaki ve âlim biriydi. Vera, takva, fazilet ve ilmi onu, ilahî ecir ve mükafatı elde edebilmek için hilafet ve dünyayı terketmeye mecbur bıraktı. Şöyle buyurmuştu:

Yarar ve zararıma olanı anladığım zamandan beri Allah Rasülü’nün ümmetine liderliği yeryüzünde bir damla kan bile dökülecek şekilde elde etmeye alaka duymadım.[22]

Ehl-i Sünnet âlimler, İmam Hasan’ın (a.s) yaptığı barışı Nebevî hadisin doğrulanması olarak görmüşlerdir. Bu çerçevede:

I. Ebu Süleyman Hattabî (vefatı 388): “وقـد خـرج مصـداق هـذا القـول فیـه بمـا کان من اصلاحه بین اهـل العراق و اهـل الشـام و تخلیـه عـن الامـر خوفاً مـن الفتنة و کراهیـة لاراقة الدم”[23] “Bu sözün doğrulanması, Irak ve Şam halkı arasında barış yapması, fitne korkusunu gidermesi ve kan dökülmesini çirkin bulmasıyla gerçekleşti.”

II. İbnu’l-Arabî (vefatı 543): “أنه تذکر وعد جده الصادق”[24] “Dedesinin vaadinin doğruluğunu hatırlattı.”

III. Ebu Abdillah Cuzekanî (vefatı 543): “و کان هـذا الفعـل مـن الحسـن احـد مـا اسـتدل بـه و کان هـذا الفعـل مـن الحسـن احـد مـا اسـتدل بـه المسـلمون علی صحة نبـوة محمـد لأنـه اخبـر عما یکـون، فکان”[25] “Hasan’ın bu fiili, Müslümanlara Muhammed’in nübüvvetinin sahihliğine ilişkin bir delil oldu. Çünkü olacağını haber verdiği şey oldu.”

IV. İbn Teymiyye de Peygamber’in (s.a.a) İmam Hasan’ı (a.s) övmesi ve seyyid olarak adlandırmasının gerekçesini, onun, üstelik de Müslümanların Muaviye ve Ali şiası olarak tefrikaya düşmesinden sonra Muaviye ile barış yapması kabul eder.[26] Aynı şekilde üç yerde daha farklı ifadelerle bu görüşünü savunmuştur:

a)

مـدح النبـي الحسـن بالاصلاح بینهمـا  و سـماها مؤمنیـن و هـذا یـدل علـی ان الاصلاح بینهمـا هـو المحمـود ولـو کان القتـال واجبـاً او مسـحتبًا لـم یکـن ترکـه محمـوداً[27]

“Nebi’nin, aralarındaki barış nedeniyle Hasan’ı methetmesi ve onları müminler olarak adlandırması, savaşmak vacip ve müstehapken ve onu terketmek övülecek bir şey değilken, yapılan barışın övgüye değer olduğuna delildir.”

b)

فاصلح الله به بین عسکر علي و عسکر معاویة فدل علی ان کلیهما مسـلمون  و دل علـی ان الله  یحـب الاصلاح بینهمـا و یثنی علی من فعل ذلک و دل علی ان ما فعله الحسـن کان رضي الله  و رسـوله[28]

“Allah’ın, Ali’nin askeri ile Muaviye’nin askeri arasında ıslahı nasip etmesi, hepsinin Müslüman olduğuna delildir. Yine bu, Allah’ın aralarında barış olmasını sevdiğini ve bunu yapanı methettiğini gösteriyor. Hasan’ın yaptığı işten Allah ve Rasülünün razı olduğuna delalet ediyor.”

c)

و هذا یدل علی ان ما فعله الحسن من ترک القتال علی الامامة و قصد اصلاح بین المسلمین، کان محبوبا یحبه الله  و رسوله[29]

“Bu, Hasan’ın imamet için savaşmayı terketmesi ve Müslümanlar arasında barış sağlamasının Allah ve Rasülünün sevdiği şeyi yaptığına delalet eder.”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar