1.3. Hilafetin Saltanata Dönüşeceğinin Peygamber Tarafından Öngörülmesi
Bazı Ehl-i Sünnet âlimleri[30] bu barışı Peygamber’in (s.a.a) “الخِلافَـةُ ثَلاثـونَ سَـنَةً، ثُـمَّ تَعُـودُ مُلْـکاً / “Hilafet otuz senedir. Sonra krallığa döneceksiniz.” [31] hadisiyle tasdik ettiğini savunmaktadır. Bunların görüşüne göre İmam Hasan (a.s) sadece hilafeti sona erdirip padişahlığı başlatmak üzere gelmiştir. Adeta Peygamber’in (s.a.a) sözüne uygulama giysisi giydirmeye memur edilmiştir sadece. İbnu’l-Arabî detay verir: “Hasan’ın hilafeti sekiz aydı. Ne bir gün fazla ne bir gün eksik.”[32]
Başka bir karine de İmam Hasan’ın (a.s), Muaviye ile yaptığı barış nedeniyle ona sitem eden birisine cevap verirken, “Beni kınamayın” dedikten sonra Nebi’nin (s.a.a) hadisini hatırlatıp “Benden sonra Ümeyyeoğulları hükümeti ele alacak”[33] demiş olmasıdır. Bu görüşe göre İmam Hasan (a.s) Muaviye ile barış yapmalıydı ki Peygamber’in (s.a.a) öngörüsü tahakkuk etsin ve hilafet padişahlığa dönüşsün.
1.4. Kan Dökülmesinin Önlenmesi
Ehl-i Sünnet’in bakışına göre kan dökülmesinin önlenmesi, İmam Hasan’ın (a.s) Muaviye ile barış yapmasının sebeplerinden biriydi. İbn Sa’d’ın Âmr b. Şerahil Şa’bî’den rivayetine göre barıştan sonra Muaviye İmam Hasan’dan (a.s) halka bir konuşma yapmasını isteyince “حقـن دمائهـم / “Kanlarını koruma.” barışı kabul etmenin gerekçelerinden biri olarak saymıştı.[34] Başka bir rivayete göre de eğer barış yapmazsa kıyamet günü yetmiş veya seksen bin kişinin, yahut daha az veya çok insanın damarlarından kan akar halde huzura geleceği ve her birinin Allah’tan, kanının ne için döküldüğünün sorgulamasını isteyeceğinden kaygılıydı.[35] İmam Hasan’ın (a.s) hutbesindeki[36] “حقـن دمائهـم” cümlesi de bu çerçevede değerlendirilmiştir. Diğer bir rivayette İmam, Muaviye ile savaşı terkedip barışa yönelmeyi Allah’ın rızasını kazanma ve Ümmet-i Muhammed’in (s.a.a) kanının dökülmesini önleme olarak görmüştür.[37]
1.5. Dünyaya Düşkünlük
Hasan Basrî’nin rivayetine göre, Muaviye İmam Hasan’ın (a.s) ordusunun gücünü gördükten sonra iki kişiyi barış teklif etmek üzere ona gönderdi. Bu iki kişi malî konuyu gündeme getirince İmam da barışı kabul etti.[38]
1.6. Muaviye’nin Hilafete Layık Olması
Ehl-i Sünnet’in tarih kaynaklarında, İmam Hasan (a.s) hilafeti Muaviye’ye bırakırken onu hilafete kendinden daha layık gördüğü bilgisine yer verilmiştir. İmam Hasan’ın (a.s) Muaviye’ye hitaben sarfettiği “و إنـي رأیـت أن أصلح بیـن امة محمد و کنت أحقهم بذلک / “Ümmet-i Muhammed içinde en uygun seni görüyorum. Bu işi en çok hakeden sensin.”[39] cümlesi ve halka hitaben “إنـي أ کـره النـاس لأول هـذا امـر و أنـا أصلحـت آخـره لـذي حـق أدیتـه إلیـه حقـه أحق به منـي / Bu işte öne çıkmaktan en çok hoşlanmayan benim. Onu benden daha fazla hak edenden geride kalmayı uygun buluyorum.””[40] beyanı bu görüşü ifade etmektedir.
1.7. Haricîlerin Hâkim Olma Tehlikesi
Ehl-i Sünnet’ten bir muhaddis, Haricîlerin İslam beldelerine hâkim olma tehlikesini İmam Hasan’ın (a.s) barış yapmasının sebeplerinden biri kabul etmektedir. Onun inancına göre İmam Hasan (a.s) Haricîlerin etrafını sardığını gördü. Eğer Muaviye ile savaşmayı sürdürürse Haricîler İslam memleketlerini ele geçirecekti. Haricîlerle savaşırsa da Muaviye onun hükümeti altındaki bölgeleri ele geçirecekti.[41] Bundan dolayı Muaviye ile barış yapmayı tercih etti.
1.8. İslam’ın Ve Müslümanların Maslahatı
Tarihsel rivayetlere dayanan Ehl-i Sünnet’in bakışaçısından İmam Hasan’ın (a.s) yaptığı barışın felsefesi “İslam’ın ve Müslümanların maslahatı” olarak ifade edilmiştir. Bazı kaynaklara göre o, Muaviye ve Kufe halkının huzurunda yaptığı barıştan sonraki ilk konuşmasında hilafeti Muaviye’ye bırakmasının gerekçesini “صلاح هـذه الامـة” şeklinde ifade etmiştir.[42] Barışın ardından İmam Hasan (a.s) Medine’ye dönmeye hazırlandığı sırada ve Muaviye’nin taraftarları şaşkın haldeyken Haricî İbnu’l-Husa Taî, Muaviye’ye huruc etti. Muaviye bir mektupla İmam Hasan’dan (a.s) yardım istedi. Ama o, “Seninle savaşmayı ümmetin maslahatı ve aralarında ülfet için terkettim. Savaş benim için helal olmasına rağmen. Fakat şimdi senin cephende savaşmamı istiyorsun.” diyerek red cevabı verdi.[43]