2.4. Esaretten Kaygı
Muaviye’nin yandaşları tarafından esir alınma kaygısı bazı rivayetlerle sabit olan bir meseledir. Tabersî, İmam Hasan’ın (a.s) kabile büyükleri tarafından derdest edilip Muaviye’ye verileceğinden endişe duyduğunu savunmaktadır. Çünkü onların bir kısmı Muaviye’ye bu işi yapabileceklerini yazmıştı.[60]
2.5. İslam’ın ve Müslümanların Maslahatı
İmam Hasan’ın (a.s) fiilleri, imam ve masum olması bakımından Müslümanların genelinin maslahatına binaen olmuştur. Komutanların ihaneti ve askerlerin barış yanlısı olması gibi sebepler İmam’ı, barıştan başka çarenin kalmadığı mecburi bir durumla karşı karşıya bıraktı. Barıştan sonra verdiği hutbede bu sebep üzerinde durmuştur.[61] Yine Muaviye’nin de hazır bulunduğu bir ortamda “Muaviye bu işin [hilafet] onun hakkı olduğu konusunda benimle tartıştı. Onun hakkı değildi.” dediği yerde hilafeti ona bırakmasının sebebini “صــلاح الا ُمــة” olarak açıklamıştı.[62] Öte yandan Muaviye de barışın hedefini “الاُلفـة و اجتمـاع الکلمـة و صـلاح الاُمـة و إطفـاء النائـرة / “Ülfet, söz birliği, ümmetin maslahatı ve ftne ateşinin söndürülmesi.” görüyordu.[63]
3. Analiz, İnceleme ve Sonuç
İmam Hasan’ın (a.s) Muaviye ile yaptığı barışın felsefesi, bu araştırmada incelendiği gibi Ehl-i Sünnet ve Şia’nın tarih ve hadis kitaplarında farklı şekillerde yansıtılmıştır. Bu haberlerin neticesi şudur ki, Ehl-i Sünnet, İmam Hasan’ın (a.s) barışçı kişiliğini vurgulamış ve bu konuda çok sayıda rivayet nakletmiştir. Bu rivayetlere göre o, İmam Ali ve İmam Hüseyin’in aksine başından beri barış taraftarıydı ve savaşa karşıydı. Şiî kaynaklarda daha az yer verilen başlıktır bu. Sadece Erbilî, Peygamber’in (s.a.a) öngörüde bulunan hadisini merfu olarak nakletmiştir.[64] Ehl-i Sünnet’in kaynaklarında hayli meşhur ve çokça tekrarlanan bu hadisin birbirinden ayrı iki temel bölümü vardır:
1) İmam Hasan (a.s) Peygamber’in evladı ve seyyiddir.
2) O ve Muaviye arasında barış gerçekleşecektir.
Buna bağlı olarak iki Müslüman grup arasında uzlaşma meydana gelecektir. Öyle görünüyor ki birinci kısım aslîdir ve ikinci kısım da ilave edilmiştir. Zira, öncelikle Hasan Basrî tariki bu hadisin nakli için en çok tekrarlanan tariktir ve bu hadis, onun barışçı düşünceleriyle bağdaşmaktadır. İkincisi, İmam Hasan (a.s) bu hadisten barış karşıtlarını ikna etmek için yararlanmamıştır. Halbuki barıştan sonraki evrede muhalifler için barışın felsefesini tahlil ve izaha ihtiyaç vardı. Bundan dolayı zikredilen iki karine, ikinci kısmın hadise ilave edilmiş olduğu görüşünü desteklemektedir.[65] Onlar, barışın Peygamber (s.a.a) tarafından öngörülmesini ve İmam Hasan’ın (a.s) hilafet evresinin sonu, Muaviye’nin de saltanatın başlangıcı olacağını bildiren hadis-i nebevîyi bu doğrultuda yorumlamaktadırlar. Halbuki bu iki rivayet Şiî kaynaklarda yer almamaktadır. Gerçi bu makalenin hedefi hadislerin senet tahkikini yapmak değildir. Ama şu noktayı açıklamadan da geçmemek gerekir: Ehl-i Sünnet’in bazı âlimleri bu barışı, Peygamber’in (s.a.a) İmam Hasan’ın (a.s) Muaviye ile yaptığı barış hakkındaki öngörüsünün doğrulanması ve “الخِلافَـةُ ثَلاثـونَ سَـنَةً، ثُـمَّ تَعُـودُ مُلْـکاً” hadisinin ispatı kabul etmektedir.[66] Bu rivayet başka iki şekilde de gelmiştir: “الخِلافَـةُ ثَلاثـونَ سَـنَةً” ve “الخِلافَـةُ ثَلاثـونَ سَـنَةً ثُـمَّ تَعُـودُ مُلْـکاً عضوداً”. Fakat her üç biçimi de zayıf ve mevzu hadisler arasında sayılmıştır.[67]
Bazı Şiî kaynaklarda hilafetin saltanata dönüşeceği öngörüsü Muaviye’nin kınanmasıyla ilgili olarak geçmektedir. Rivayete göre İmam Hasan (a.s), barışı kabul ettiği için ona sitem eden Süfyan’a verdiği cevapta şöyle buyurmuştur: “Biz, Nübüvvetin Ehl-i Beyti, hakkı bulduğumuz yerde hakka sarılırız.” Sonra da babası İmam Ali (a.s) tarikiyle Rasul-i Ekrem’den (s.a.a) Muaviye’nin hükümdarlığını önceden bildiren bir rivayeti nakleder.[68] Bu rivayette Muaviye, hor ve hakir, ilahî rahmetten uzak ve son nefesini verirken yardımdan mahrum kişi olarak tanıtılmıştır.[69] Bundan dolayı her iki grubun da Peygamber’in (s.a.a) Muaviye’nin kudrete erişmesi hakkındaki öngörüsünü naklettiği doğrudur. Fakat Ehl-i Sünnet onu hem İmam Hasan (a.s) hem de Muaviye için övgü saymıştır. Halbuki Şiî kaynakların rivayetinde bu öngörü İmam Hasan’ın (a.s) yararına ve Muaviye’nin zararınadır.
İmam Hasan’ın (a.s) insanlarla biatleşirken koştuğu şartla (تسـالمون مـن سـالمت وتحاربـون مـن حاربـت) ilgili rivayetler hakkında denebilir ki, her ne kadar bazı Şiî kaynaklarda da bu şart geçiyorsa da[70] -Medain Sâbât’tan geri dönmek istediği sırada biatın şartını hatırlatarak “تسـالمون مـن سـالمت وتحاربـون مـن حاربـت” buyurmuştu[71]– İmam Ali’nin (a.s) Haricîlerle barıştan sonra ortaya çıkan sorunları yaşamamak için Hazret’in kendi taraftarları nezdinde hücceti tamamlamak üzere bu şartı öne sürdüğü anlaşılmaktadır.