6. Yüzyıla Kadar Şia ve Ehlisünnet’in Tarih ve Hadis Kaynaklarında İmam Hasan’ın Barışın Nedenlerinin Karşılaştırmalı İncelenmesi

04 December 2025 43 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 8 / 11

Şiî azınlığının canını koruma, Şia’nın bakışına uygun barışın nedenlerinden biri olarak bazı Sünnî kaynaklarda da geçmektedir. Ama Ehl-i Sünnet kaynaklarda şaz kabul edilmesi nedeniyle bağımsız delil sıfatı kazanamamıştır. Bir rivayete göre İmam Hasan (a.s) Hucr b. Adiyy’in itirazına cevap verirken, onun hoşuna gideni başkalarının sevmeyebileceğini hatırlatarak barış yapmanın sebebini Şiîleri korumak ve bekâlarını sağlamak şeklinde tarif etmiştir.[85] Aynı şekilde Malik b. Damra’nın itirazına cevap verirken de “Ehli dışında çoğu insan savaşmayı bıraktı.” dedikten sonra “Yeryüzünden kökünüzün kazınmasından korktum.” buyurdu.[86] Yine taraftarlarından barışa itiraz eden bir grupla görüşme sırasında askerlerinin savaşma konusundaki moral bozukluğuna değindikten sonra kendi sebebini onların korunması olarak zikretmiştir.[87]

Askerlerin motivasyonsuzluğu konusunda da söylenmesi gereken şudur ki, Belazurî’nin rivayetine göre -Şia kaynaklarında nakledilmiş rivayete benzer- Muaviye’nin elçisi İmam Hasan’la (a.s) barış yapma kararını kendisine tebliğ ettikten sonra İmam askerlerini çağırdı ve onları Allah yolunda cihada teşvik etti. Konuşmasından sonra içlerinden bir kişi bile Muaviye ile savaşmaya hazır olduğunu ilan etmedi.[88] Ehl-i Sünnet’in çoğu kaynaklarında aksine rivayetlerin nakledildiği bir meseledir bu. Onlar, İmam Hasan’ın (a.s) zayıf olmadığını ve muktedirken barış yapmayı kabul ettiğini, barışçı biri olduğunu ve savaşı önlemeyi hedeflediğini ispatlamak için şöyle bir rivayete dayanmaktadırlar: “Hasan b. Ali, aşılmaz dağ gibi taburlarıyla Muaviye’nin üzerine yürüdü.”[89] Amr b. As da bu durumu teyit ederek onları, rakipleri öldürmeden geri dönmeyen askerler olarak tanımlamıştır.[90] Aynı şekilde İmam Hasan’dan (a.s) bir hadis nakledilmiştir:

Arabın ileri gelenleri komutam altındaydı. Eğer onlara savaşma talimatı verseydim benim yanımda savaşırlardı. Barış yapsaydım onlar da barış yapardı.[91]

Hâkim de bu rivayeti Sahihayn’ın şartıyla zikretmiştir.[92] Başka bir rivayete göre de İmam Hasan (a.s) Muaviye ile barış yaptıktan sonra birisi “Yanında 40 bin kişi olduğu halde Muaviye ile barış yaptın” diyerek İmam’ı Muaviye ile barışı yüzünden kınadı.[93] İbn Teymiyye bu konu üzerinde durur ve her ne kadar Muaviye’nin taraftarları ve askerlerinden daha az olsa da Hasan’ın taraftarlarının desteğiyle ona karşı zafer kazanacak güçte olduğunu belirtir.[94]

Elbette ki bazı Sünnî kaynaklara göre Hazret, Muaviye ile savaşta taraftarlarının psikolojik çöküntüsü dile getirmektedir. Dineverî’nin rivayetine göre İmam çoğu kişinin savaşmaya istekli olmadığını ve barışa temayül gösterdiğini farkettiğinde barış yapmaya yöneldi. Zira insanları hoşlarına gitmeyen bir şeye zorlamak istemiyordu.[95] İbnu’l-Arabî, onunla birlikte olan bazı kimselerin kafasının karışık olduğunu İmam Hasan’ın (a.s) barış yapmasının ilk sebebi kabul eder. Ona göre İmam, yaralandıktan sonra onların münafıkça davrandığını ve artık kendi canının bile emniyette olmadığını anladı.[96]

Askerlerdeki moral çöküntü, barışı kabul etmenin sebeplerinden biri olarak Şia kaynaklarında zikrediliyorsa da bu sebep bazı mutedil Ehl-i Sünnet kaynaklarında da geçmektedir. İbn Ebi’l-Hadid’in rivayetine göre, kabilelerin savaştan yorulmuş ve artık kendinde savaşı sürdürecek gücü görmeyen çok sayıda büyüğü ve eşrafı Hazret’e ihanet etti. Muaviye’ye yazdıkları mektupta onunla işbirliği yapmaya hazır olduklarını bildirdiler. Bu durum İmam Hasan’ın (a.s) sözlerine de yansımıştır.[97] Yine bir rivayete göre Ubeydullah b. Abbas’ın Muaviye’ye sığınmasından sonra Irak’ın önde gelen şahsiyetlerinden bir kısmı Muaviye’ye giderek ona biat etti. Bu, İmam Hasan (a.s) Muaviye ile savaş halindeyken ve henüz ikisi arasında barış yapılmamışken yaşandı. Bu durum İmam Hasan’a (a.s) ağır geldi ve bir hutbede onları kınadı.[98] Başka bir rivayette İmam Hasan (a.s) yaralı olarak Medain’e nakledilip Sa’d b. Sakafî’nin evine yerleştirildiğinde Muhtar Sakafî amcasına, bölgenin bir yıllık haracı karşılığında İmam’ı Muaviye’ye vermeyi teklif etti.[99]

Barış yapmanın felsefesi olarak “esir düşmekten kaygı” analizine dair denebilir ki, İmam Hasan (a.s) eğer barış yapmazsa bir kesimin onu Muaviye’ye teslim edeceğinden kaygılıydı. Bu durumda Muaviye onu ya esir alacak ve öldürecekti ya da affedecekti. Ama bu durumda da Allah Rasülü’nün (s.a.a) onları serbest bırakması minneti karşılığında İmam’a minnet etmiş olacaktı. Bu mesele, İmam’ın, Zeyd b. Vehb Cühenî’ye hitaben yaptığı konuşmalarında açıkça görülmektedir.[100] İmam Bâkır (a.s), insanların İmam Hasan’a (a.s) vefasızlığından bahsederken onun kendisi ve Ehl-i Beytinin kanını koruma isteğini Muaviye ile yaptığı mecburi barışın sebebi saymaktadır.[101]

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar