6. Yüzyıla Kadar Şia ve Ehlisünnet’in Tarih ve Hadis Kaynaklarında İmam Hasan’ın Barışın Nedenlerinin Karşılaştırmalı İncelenmesi

04 December 2025 43 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 5 / 11

2. Şiî Rivayetlere Göre İmam Hasan’ın Barış Yapmasının Sebepleri

2.1 Askerlerin Motivasyonsuzluğu ve Çöküntü Hali

Başkaları ise barışın gerekçelerini analiz ederken Muaviye’nin taraftarlarındaki güçlü motivasyon, buna karşılık İmam Hasan’ın (a.s) askerlerindeki isteksizlik ve moral çöküntü halinin İmam’ın taraftarlarının çoğunun savaştan çekilmesine neden olduğunu savunmaktadır.[44] Şia kaynakları, İmam Hasan’ın (a.s) komutanlarından bazısının Muaviye’ye katılması nedeniyle askerlerin psikolojisinin bozulduğuna ve artık direnecek güçleri kalmadığına dikkat çekmektedir. Kinde kabilesinden bir komutanın 500 bin dirhem karşılığında, Murad kabilesinden bir emirin de 500 bin dirhem karşılığında ihanet ettiği tarihî bilgiler arasında yer almaktadır.[45] Şeyh Müfid’in görüşüne göre İmam Hasan’ın (a.s) Sâbât’ta yaralanmasından ve Medain’e nakledilmesinden sonra kabilelerin reisleri tarafından Muaviye’ye ona itaat edeceklerine, hatta İmam’ı ona teslim etmeye hazır olduklarına dair mektup yazması ve Ubeydullah b. Abbas’ın 100 bin dirhem karşılığında ihanet etmesi üzerine İmam Hasan (a.s) halkın onu tahkir edip yalnız bıraktığını anladı. Haricîler kanını mübah görerek mallarını yağmaladı. Bunlar bir yana, küçük bir grubu oluşturan ve Şamlılar karşısında mukavemet edecek gücü bulunmayan has Şiileri dışında çevresinde kimse kalmamıştı.[46] Dolayısıyla “Neden bu azgınla barış yaptın” diyen siteml itirazlara cevaben şöyle buyurdu:

Allah’a yeminle, bana yardım edecek birileri olsaydı hükümet işini ona [Muaviye] bırakmazdım. Ensarım olsaydı Allah benimle onun arasında hükmünü verene dek gece gündüz onunla savaşırdım.[47]

2.2. İnsanların Savaşa Sırt Çevirmesi

Şia’nın görüşüne göre insanların İmam’ı desteklemedeki gevşekliği barış yapılmasının önemli sebeplerinden biridir. İmam Ali’nin (a.s) şehadetinden sonra halk, İmam Hasan’ın (a.s) söylediği herşeyi yapmaya hazır olduğunu ilan etti. Hazret, “Allah’a yeminle, yalan söylüyorsunuz. Nasıl olur da bana vefalı davranacağınızı ilan edebilirsiniz, oysa benden daha iyisine, Emirulmüminin’e (a.s) vefa göstermediniz.” diyerek hepsinden ertesi gün onunla birlikte Medain’e gelmesini istedi. Ertesi gün çok sayıda kişi sözünü tutmayıp vefa göstermedi ve Hazret’le birlikte yola çıkmadı.[48] İmam da onları kınadı.[49]

Nu’man Mağribî, “Esbabu Sulhi’l-Hasen” başlığı altındaki bölümde insanların dünyaya düşkünlükle sırt çevirmesini barışı kabul etmenin nedenlerinden biri saymaktadır.[50] İmam Hasan (a.s) bir hutbede, “Muaviye beni izzet ve insafın olmadığı bir şeye davet etti” diyerek halkın görüşünü anlamaya çalıştı. Hep bir ağızdan feryat ettiler: “البقیـة البقیـة”, yani “biz yaşamak istiyoruz, barışı kabul et”.[51] Barış yapıldıktan sonra İmam, Muaviye’nin hazır bulunduğu sırada insanların sırt çevirdiğini hatırlattı ve yaptıkları işi Harun’u tezyif edip ona düşmanca davranan Musa’nın kavmine benzetti.[52] Yine bir rivayete göre İmam Hasan (a.s), Hucr b. Adiyy’i, halkı cihat için harekete geçirmek üzere valilerine gönderdi. Ama onlar daha başta işi ağırdan aldılar ve ihmal ettiler.[53]

Şeyh Müfid, Hazret’e katılan kimseleri de beş ayrı saikle davranan beş gruba ayırır:

1) Şiîler,

2) Hedefleri yalnızca Muaviye ile savaşmak olan Haricîler,

3) Savaş ganimetleri peşinde koşan tamahkâr fitneci insanlar,

4) İmam Hasan’a (a.s) sağlam inançları olmayan ikiyüzlüler,

5) Kavim asabiyetiyle hareket edip kabile liderlerine tâbi olan ve başka da bir motivasyonu bulunmayanlar.[54]

2.3. Şiîlerin Canını Koruma

Şiî azınlığı koruma, İmam Hasan’ın (a.s) barışı kabul etme nedenlerinden bir diğeridir.[55] Taraftarlarından Ebu Said Akisa’nın itirazına cevap verirken, Muaviye ile yaptığı barışı, Peygamber’in (s.a.a) Mekke müşrikleriyle yaptığı barışa ve hikmeti sonraları ortaya çıkan Hızır’ın işlerine benzetmiştir. İmam şöyle buyurur: “Bu girişimim olmasaydı yeryüzündeki tüm Şiîler ve bize tâbi olanlar öldürülürdü.”[56] Yine Hazret’i “müminleri zillete düşüren” şeklinde niteleyen itiraza cevap verirken kendisi için “müminlere izzet kazandıran” sıfatını kullanmış ve hilafetten vazgeçme sebebini, kendisinin ve Şiîlerin bekası olduğunu belirtmiştir. Kendi yaptığını Hızır tarafından geminin delinmesine benzetmiştir. Böylece geminin sahipleri için bâki kalması gibi, kendisi ve ashabı da bâki kalacaktır.[57]

Aynı şekilde, onu “müminleri zillete düşüren” şeklinde niteleyen Hucr b. Adiyy’e cevabında şöyle buyurur: “مه؛ مـا کنـت مذلهـم بـل أنـا معـز المؤمنیـن، و إنمـا اردت الابقـاء علیهـم / “Yapma! Ben onları zillete düşürmedim. Bilakis müminlere izzet kazandıran kişiyim. Maksadım onların bekasını sağlamaktı.”[58] Daha sonra veciz biçimde ashabına hilafeti aslında bırakmayabileceğini, ama bunu bilerek yapmadığını gösterdi. Dolayısıyla İmam Hasan’ın (a.s) yaptığı şey, Şiîler için güneşin doğuşu ve batışından daha iyi ve daha faydalıydı.[59]

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar