Böyle seçkin kişilerden sâdır olan bu etkili girişim, başarılı hissizleştirme taktiğinden başkasıyla mümkün olamazdı. Bu taktik, başarılı olmasının yanısıra adı geçen isimlerin İmam’ın yanında yer almasını da engelledi. Hatta Ubeydullah b. Abbas gibi inanç, iman, vefa ve güçlü motivasyonu olan birini bile etkiledi. Tarihlere göre İmam Hasan’ın (a.s) Muaviye ile barış yapacağı dedikodusu Ubdeydullah’ın komuta ettiği orduda gerekli etkileri gösterdikten sonra Muaviye bu şartlardan yararlanma fırsatını kaçırmadı ve Ubeydullah’ın ana zayıf noktasını hedef alarak bu büyük komutanın psikolojisinden kalan küçük miktarı da yok etti. Bir mektupta Ubeydullah’a şöyle yazdı: “Hiç kuşku yok Hasan yakında mecburen barış yapacak. Senin için doğru olan ilk adımı atmandır, tâbi olman değil.” (İbn Ebi’l-Hadid, c. 4, s. 20).
Bu taktik, bu büyük komutanın yenilgi ve teslimiyet hissi yaşamasına sebep oldu. Ne kadar büyük bir günah işlediğini bile bile geceleyin aşağılık bir kaçak gibi Muaviye’nin kampına girdi. Bu hal, tarihin en çirkin, aşağılık ve ihanet sahnelerinden biri olarak kaydedildi. Tarihte gördüğümüz kadarıyla hissizleştirme taktiği o kadar etkiliydi ki, savaş meydanından kaçan hainlerin sayısı kısa sürede 8 bin kişiye ulaştı. (Ahmed b. Ya’kub, c. 2: 191), (Ravzatu’l-Şüheda: 115). Hazret’in askerleri, Muaviye’nin psikolojik harekâtının bu taktiğinin etkisi altında utanmazca yağmaya girişti. Hatta İmam’ın giysisini ve seccadesini bile yağmaladılar.
2.6. İtham[10]: Muaviye’nin Üçüncü Halife öldürüldükten sonra kullandığı taktiklerden biri de Osman’ın kanının intikamını almaktı. Muaviye, bu girişimden Haşimoğullarını suçlayarak Hz. Ali’nin (a.s) imameti döneminde İslam toplumunda şiddetli ihtilaf çıkarmayı başardı. İmam Hasan’ın (a.s) hilafet ve imameti döneminde bu hileden hep yararlandı. Buna ilaveten Muaviye Haşimoğullarını defalarca halifelere biatı bozmakla itham etmişti. Bu iki etken İmam’ın ordusunda çözülme meydana gelmesinde temel bir rol oynadı. Muaviye, İmam’a yazdığı mektubunda Ebubekir, Ömer ve Ebu Ubeyde’den bahsedip Ehl-i Beyt’in Ebubekir’e biat etmeye karşı çıktığını İmam’ın önüne koymuştu. (İmam Hameneî, 1363, s. 120).
2.7. Cesaretlendirme[11]: Bu taktikte psikolojik harekât uzmanları muhataplarda heyecan, coşku ve gayret şevki meydana getirerek onları hedeflenen tarafa sevketmek üzere harekete geçirr, duygu ve davranışlarını güçlendirir. (Şirazî, 1383, s. 43). Muaviye’nin o dönemde planlayıp uygulamaya koyduğu psikolojik harekât taktiklerinden biri de cesaretlendirme taktiğiydi. Bu taktik öylesine detaylı ve incelikli planlanıp uygulandı ki velayet ve imametin harimini korumak ve cihat için kampta toplanmış insanlar kısa sürede İmam Hasan’ın en çetin düşmanlarına dönüşebildi.
Tarihçiler bu konuda şöyle yazıyor: “İmam, Medain’in Sâbât mevkiine girdiğinde İmam’a bir darbe vurdular ve orayı İmam için güvensiz yer haline getirdiler. Öyle ki Şiîlerinden ve yakınlarından bir grup onu ortalarına aldı ve kimsenin ona ulaşmasına izin vermedi.” (İmam Hameneî, 1365, s. 320). Başka bir yerde de şöyle geçmektedir: “Etrafında toplanmışlardı ve insanları ondan uzaklaştırıyorlardı.” Çünkü İmam (a.s) kendi komuta karargahında daha kendi canını koruyamıyordu. Sözde cihat ve onu savunmak için Kufe’den ayrılan halk kısa süre sonra onun kanlı düşmanları olarak ortaya çıkmıştı. (A.g.e., s. 321). Hazret’in askerlerinden böyle bir durumun zuhur etmesi, bu çerçevede havas ve avamın aynı şekilde davranması çok önemli cesaretlendirme taktiğinin etkisinden başka şekilde mümkün olamazdı.
2.8. Tahrik[12]: Tahrikten maksat, muhatapların hal ve davranışları üzerinde etkili olan teşebbüsleri gerçekleştirmektir. (Şirazî, 1383, s. 54). Bu yöntemde psikolojik harekât uzmanları bilgilendirici mesaj ve istihbarat aktararak muhatapların duygularını tahrik eder. İmam Hasan’ın (a.s) yaptığı barışın ortaya çıkmasında Muaviye kurnazlığıyla ve Amr b. As, Şu’be gibi danışmanlarıyla bu taktiği karmaşık biçimde kullandı. Taberî Tarihi’nde geçtiğine göre İmam Hasan (a.s) Medain’deyken bir çığırtkan Kays İbn Sa’d’ın öldürüldüğünü bağırdı ve kaçmalarını istedi. İnsanlar bu söz üzerine kaçmaya başladı ve İmam’ı çadırını yağmaladı. Bu taktik o kadar etkiliydi ki halk çok kısa bir zaman içinde İmam’ın varlık âlemindeki yerini hatırlamayıp kendi hareketlerinin çirkinliğini görmeksizin İmam’ın çadırını yağmaladı.