İmam Hasan’ın Yaptığı Barışın Şekillenmesinde Etkili Psikolojik Operasyon Taktikleri

04 December 2025 47 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 9 / 13

“فَسُبحَانَ اللهِ مَا اءَشَد لُزُومَکَ لِلإهوَاءَ المُبتَدَعَةِ وَ الحَیرَةِ المُتبَعَةِ مَعَ تَضیِیعِ الحَقَائِقِ وَ الطرَاحِ الوَثَائِقِ، التِی هِیَ لِلهِ طِلبَة وَ عَلَى عِبَادِهِ حُجة! سبحان الله”

“Fesuphanallah! Nefsinin hevasıyla sonradan uyduğun asılsız şeylere bağlılığa ne kadar da şiddetle sarılmış, şaşkınlığa tabi olmuşsun! Hem de Allah’ın hesabını isteyeceği, kullarına delil kıldığı hakikatleri kaybedip ahitleri terk etmişsin.” (Mektup 37).

1.4. Şeytan sıfatlılık:

“وَ قَد عَرَفتُ اءَن مُعَاوِيَةَ کَتَبَ إِلَیکَ يَستَزِل  لُبکَ وَ يَستَفِل  غَربَکَ، فَاحذَرهُ، فَإِن مَا هُوَالشیطَانُ يَأتِی المَرءَ مِن بَینِ يَدَيهِ وَ مِن خَلفِهِ وَ عَن يَمِینِهِ وَ عَن شِمَالِهِ، لِیَقتَحِمَ غَفلَتَهُ وَ يَستَلِبَ غِرتَه”

“Muaviye’nin; aklını çelmek, seni zelil kılıp hataya düşürmek ve kılıcını köreltmek için sana mektup yazdığını öğrendim. Ondan sakın! O, şeytanın ta kendisidir! İnsana önünden, arkasından, sağından, solundan gelir ve böylece onu gafil avlamak ve olgunlaşmamış aklını çelerek kapmak ister.” (Mektup 44, paragraf 1 ve 2).

Sonuç: Hz. Ali’nin (a.s) sözlerinden ve buna benzer diğer mektuplardan çıkan sonuç şudur ki, Muaviye çok kurnaz, ihtiyatlı, şeytan sıfatlı politikacı, fırsatları avlamada usta, geleceği düşünen biri, hileci ve fitneci, Muğire b. Şu’be, Amr b. As ve Ziyad b. Ubeyd Rumî gibi şeytanları kullanma kabiliyetinde bir kimseydi. İmam Hasan’la savaşı hakkında bizzat kendisi şöyle diyordu: Hasan’la savaşım, hilecilik ve fitne fesat üzerinedir.

c) Ümeyyeoğullarının (Muaviye) Bu Hadisenin Meydana Gelmesinde Kullandığı Psikolojik Harekât Taktikleri:

2.2. Etiketlemek: Bu vakada Şamlılar planlanıp uygulanan diğer taktikler arasında etiketlemek de vardı. Muaviye bu taktikten Ali’nin (a.s) hilafet ve imamet döneminde çeşitli zamanlarda yararlandı. Osman’nın kanının intikamını alma planıyla iki ayrı dönemde de kendisi için iki büyük kazanım elde etmenin zeminini hazırladı. Birinci kazanım, mazlum İkinci Halife’nin kanının intikamını Kufelilerden almak için Şamlıları ordu biçiminde örgütlenmek üzere harekete geçirmesidir. İkinci kazanım, İslam ordusunda tefrika, ihtilaf ve çözülme meydana getirmesidir. Her ikisinde de başarılı olmuştur.

2.2. Propaganda[6]: Şamlıların o dönemdeki şeytanî hedeflerini gerçekleştirmek için kullandığı taktiklerden biri de halkla ilişkiler faaliyetiydi. Bu taktikle ilgili çok sayıda tanım yapılmıştır. Birkaçına değinelim: Nihai maksadı, belli bir siyasî yöne sevketmek üzere insanların inanç, değer, düşünce ve davranışlarını şekillendirmek olan disiplinli ve hedefli çabadır. (Aştiyanî, 1382). Nihai hedefi, önceden belirlenmiş maksatları temin için bireylerin inanç ve davranışlarına nüfuz etmek olan bilinçli ve ölçülüp biçilmiş gayrettir. (Quill, 1972, s. 42). Başka bir yerde de şöyle geçmektedir: Fikir veya davranışları ya da her ikisini etki altına almak üzere düşünce ve inançları yaymaktır. (Martin, 1985, s. 16). Bir yerde de propaganda şöyle tanımlanır: Muhatapların düşünce ve davranışlarını etkilemek ve takip edilen hedeflere yönelik bakışaçısını değiştirmek amacıyla planlanıp uygulamaya konmuş belli bir istikameti olan örgütlü gayret. (Şirazî, 1383, s. 138). Yine bir görüşe göre propaganda, bir grubun inanç, duygu ve görüşlerine ya da davranış tarzına nüfuz etmek için planlanan ve bu yolla ulusal güvenliğin maksatlarına yardımcı olan her türlü halkla ilişkiler çalışmasıdır. (Collins, 1383, s. 487).

Bu tanımlara ve İmam Hasan’ın (a.s) ordusunun o hassas dönemdeki davranış tarzına bakıldığında Şamlıların şeytanî hedeflerinin gerçekleşmesinde bu taktiğin tesiri somut biçimde görülecektir. Kaynaklara göre Kufe’de bir çığırtkan “الصلواة جامعة”[7] diye bağırdı ve insanlar mescidde toplandılar. İmam Hasan (a.s) minbere çıktı. Allah’a hamdü senadan sonra şöyle dedi: “Muaviye, savaşma kararımızı haber alınca bu tarafa doğru yola çıkmış. Siz de Nahila[8] kampına katılın. Allah’ın rahmeti üzerinize olsun (ki herkesin düşüncesi ve reyiyle karar alabilelim).” Tarihçileri yazdığına göre orada bulunan insanların hepsi sustu. Hiç kimse tek kelime etmedi. İmam Hasan’a (a.s) bir kişi bile cevap vermedi. (İmam Hameneî, 1363, s. 140). Bu hareket o kadar çirkin ve kabaydı ki Adıyy b. Hatim, ortadaki vaziyet nedeniyle bedeni sarsılıp sesi titreyerek şöyle dedi:

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar