İmam Hasan’ın Yaptığı Barışın Şekillenmesinde Etkili Psikolojik Operasyon Taktikleri

04 December 2025 47 dk okuma 13 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 10 / 13

“Ben Adıyy, Hatim’in oğlu. Yazıklar olsun, bu çirkin bir davranış. Peygamberinizin evladı ve önderinize neden cevap vermiyorsunuz? Şehrin hatipleri nereye gitti? Rahat zamanda dilleriniz kırbaç gibiydi, ama şimdi iş ciddileşince tilki gibi deliğe kaçtınız.” Kaynaklar, Hazret’in Nahila’da konakladığı on gün boyunca sadece 4 bin kişinin toplandığını ve bunun üzerine Kufe’ye döndüğünü yazıyor. Dönünce bir hutbe okudu. Hutbede, insanların, Şamlıların propagandasının etkisi altında şekillenen davranışına dikkat çekerek şöyle dedi: “Beni aldattılar. Önceki halifeyi aldattıkları gibi.” (El-Harayic ve’l-Cerayih: 228). Propaganda insanları etkilemişti.[9] Öyle ki, o kader belirleyen dönemde Hazret’in yanında olmamalarına ilaveten, İmam Hasan’ın (a.s) hilafetine darbe vurmak için Şamlıları tahrik eden araç oldular hep. Bu taktik (propaganda), İmam’ı elleri bağlı biçimde teslim edebileceklerini veya öldüreceklerini Muaviye’ye yazacak kadar tesirli olmuştu.

2.3. Terör: Psikolojik harekât taktiklerinden biri de terördür. Terör, baskı altına alıp boyun eğdirmek ve teslim olmasını sağlamak için muhatapta korku ve kaygı yaratmaktır. Bu taktik, psikolojik harekâtın en etkili yöntemleri arasında sayılır. İmam Hasan (a.s) bazı kimselerin kendisine suikast düzenleyeceği haberinden emin olduktan sonra sürekli kıyafetinin altına zırh giymeye ve çok ihtiyatlı hareket etmeye başladı. Hatta namazı bile bu halde kılıyordu. Haricîlerden İbn Sinan Esedî isminde terörist ruhlu biri vardı. Namazda ona ok fırlattı. Fakat zırhı olduğu için zarar veremedi. (İlelu’ş-Şerayi’, 84), (İmam Hameneî, 1356, s. 101).

2.4. Rüşvet: Psikolojik harekât uzmanlarının inancına göre rüşvet güçlü bir dinamiktir. Çünkü ödüllendirmeyi içerir. Bu sayede insanlar taraftar veya tarafsız yapılabilir. Muaviye, Amr b. Haris, Eş’as b. Kays, Hicar b. Ebcer ve Şebes b. Rebiî ile gizlice anlaştı ve casusları aracılığıyla bunların her birine şu mesajı gönderdi: “Eğer Hasan’ı öldürürsen ödülün yüzbin dirhem, Şam ordularından birinin komutanlığı ve kızlarımdan biriyle evliliktir.” Muaviye çok kurnaz biri olduğundan şeytanî hedeflerine ulaşmak için hiçbir hareketi gözardı etmezdi. Bu taktikten yararlanırken, İmam’ın taraftarlarını satın almaya ilaveten bir adım daha ileri attı ve Hazret’e gönderdiği mektupta şöyle yazdı: “Nihayet, benden sonra hilafet senindir. Çünkü sen, ona herkesten daha çok layıksın.” (Şerhu Nehci’l-Belağa, c. 10, s. 4).

Bu tuzakla İmam’ı ilahî görevini yerine getirmekten vazgeçireceğini ve bu büyük engeli savaşmaksızın yoldan kaldıracağını hesaba katıyordu. İmam Mücteba’nın (a.s) ordularından biri Şamlılarla savaşmak üzere Kindî kabilesinden birinin komutasında Enbar şehrinde konuşlanmıştı. Muaviye bu birliğin konuşlandığını haber alınca ve bu komutanın kişiliğini öğrendikten sonra ona birini gönderdi. Şöyle yazmıştı: “Bana katıl. Hiç tereddütsüz seni Şam ve Cerayire’nin (Irak) birkaç şehrini yönetmeye tayin edeceğim.” Kindî kabilesinden bu adam, parayı aldı ve taraftarlarından ikiyüz kişiyle birlikte Muaviye’ye katıldı. (Biharu’l-Envar, c. 10, s. 110).

Bu çirkin hareketi bölgeye gönderilen diğer komutanlar da tekrarladı. Muaviye, insanları Şamlıların yanına çekebilmek için onların şahsiyet ve mevkilerine uygun ödemeler yapıyordu. Tarihlerde yazdığına göre Ubeydullah’ı cezbetmek için muhtelif taktiklerden yararlanmıştı. Çünkü onu Hazret’in ordusundan ayırabilirse ordunun çatısı ve teşkilat yapısının çökeceğini biliyordu. Bu nedenle, biraz sonra inceleyeceğimiz uyuşturma taktiğine ilaveten, İbn Abbas’ın oğlunu ayartabilmek için rüşvet taktiğinden de yararlandı ve en çok meblağı ona teklif etti. Yarısını nakden ve hemen, diğer yarısını da Kufe’ye girerken ödemek üzere bir milyon dirhem belirledi. (Müfid, 170). Başka bir yerde şöyle geçer: Muhtar, Sa’d b. Mes’ud’a dedi ki: “Servet ve şeref mi istiyorsun?” “Nasıl?” dedi. Cevap verdi: “Hasan’ın elini ayağını bağlayalım ve Muaviye’ye teslim edelim.” (Tarih- Taberî).

2.5. Hissizleştirme: Muhatapların refleksini dondurup durduran ve duygusal desteği hedef alan taktiktir. İnsanların davranışına hâkim olan duygu ve hissiyatı zaman içinde seyreltir ve ortadan kaldırır. (Şirazî, 1383, s. 41). Muaviye bu taktiği kullanırken engin tecrübeye sahipti. Uzun vadeli bir planlamayla bu taktikten yararlandı ve onun olumlu sonuçlarını İmam Hasan’ın (a.s) ordusunda bizzat müşahede etti. İslam tarihi, çok önceden itibaren tarafsızlığı seçmiş ve İmam Hasan’a (a.s) biat etmeye sırt çevirmiş Abdullah b. Ömer, Sa’d İbn Ebi Vakkas, Usame b. Zeyd, Muhammed b. Mesleme, Kudame b. Maz’un, Abdullah b. Selam, Hassan b. Sabit, Eba Sa’d Hudrî, Zeyd b. Sabit, Nu’man b. Beşir gibi isimleri kaydetmiştir. (İmam Hameneî, 1365, s. 62).

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar