Kahramanca İtidal: İmam Hasan’ın Zafer Stratejisi

04 December 2025 48 dk okuma 11 sayfa
Yazı Boyutu:
Sayfa 6 / 11

“Herkes hakkında gerekçe oluşturuldu. Ali’yi ve Ehl-i Beytini seven herkesin adı divanlardan silindi. Maaşları ve ödülleri ödenmedi. Ehl-i Beyt’i (a.s) sevmekle suçlananların işi zorlaştırıldı ve evleri başına yıkıldı.”

7. Şiî şahsiyetlerin öldürülmesi

Muaviye bu yolla da hak cephesini zaafa uğratmak ve nefes almalarına bile izin vermemek istiyordu. Bu nedenle bazen doğrudan darağacına asılmalarına bizzat nezaret ediyordu. Bazı durumlarda da katledilmelerini emrediyordu. Hucr b. Adıyy ve oğulları gibi şahsiyetler Merci Azra’da, Rüşeyd Hecerî, Kumeyl b. Ziyad, Meysem Temmar, Muhammed b. Eksem, Halid b. Mes’ud, Cüveyriyye, Ömer b. Hamık, Kanber, Mezra ve diğerleri bu yolun kurbanları oldular. İmam Ali’nin (a.s) öngörüsü gerçek olmuştu:

“عمت خطتها وخصت بلیتها[25] واصاب البلاء من ابصر فیها واخطا البلاء من عمی عنها”[26]

 “Bu belalar her tarafı kaplayacak. Fakat tutulmalar belli bir sınıfa mahsus olacak. Fitne kör ve karanlıktır. Her tarafa yayılacaktır ve özellikle belli kişileri (Şiîler) yakalayacaktır. Belası gözü gören kişilere ulaşacak, kör olanlara ve önem vermeyenlere yol bulamayacaktır.”

b) Değerlere Karşı Çıkma

Çelişen alametleri Emevî cephesinin değerlere yaklaşımında da bulmak mümkündür. Bu cephe daima İslam’ın saf değerleriyle zıtlık ve savaş halindedir. Bunların arasında şu konulara işaret edilebilir:

1. Bidatlere yönelme

Muaviye’nin hükümeti tepeden tırnağa aykırılıklar ve zulümlerin her türüyle ve bunların çeşitli boyutlarıyla doluydu. Mesela:

1.1. Hilafeti günlerinde kırk gün Cuma namazında Allah Rasülü’ne (s.a.a) salavatı terketti. Sebebi sorulduğunda dedi ki: “Peygamber’in adını dile getirmiyorum ki Ehl-i Beyti gözümüzde büyümesin.”[27]

1.2. Faizli muameleleri caiz kıldı. Ebu Derda karşısına çıktı ve dedi ki: “Allah Rasülü’nden (s.a.a) işittim. İnsanları faizli muamelelerden men etti. İki cinsin ağırlığının birbirine eşit olması hariç.” Muaviye hiç oralı olmadı ve Ebu Derda’ya -Dımeşk kadısıydı- işten el çektirdi. O da Medine’ye gitti.[28]

1.3. Bazı hac ahkamını uygulamada değiştirdi. İhramlıyken koku sürdü.[29]

1.4. Şiarlarla ilgili olarak canı nasıl isterse öyle davranıyordu. Mesela Ramazan ve Kurban’da bayram namazına ezan ve kamet ekledi. Halbuki Peygamber (s.a.a) demişti ki:

 / İki bayram namazında ezan ve kamet yoktur. “ [30]لـیس فـی العیدین الاذان و الاقامه”

1.5. Bayram namazı hutbesini namazdan önce okudu.[31]

1.6. Suyu altın kapta içti ve yemeği o kapta yedi.[32]

1.7. İpek giysi giydi.[33]

2. Haramları açıktan işleme

Ümeyyeoğulları hükümetinin din karşıtı mahiyeti o kadar müptezelceydi ki haramları aleni hale getirdiler. Muaviye, yazdığı bir mektupta Ziyad b. Ubeyd’i (Ebih) babası Ebu Süfyan’a nispet etti:

“من امیرالمؤمنین معاویة بن ابی سفیان الی زیاد بن ابی سفیان”

 Muaviye’nin bu işi İmam Hasan (a.s) ve Hüseyin (a.s), Yunus b. Ubeyd, Abdurrahman b. Hakem, Ebu Üryan, Ebu Bekre ve Hasan Basrî gibi pek çok grubun bu davranışa itiraz etmesine sebep oldu. Hepsi de Allah Rasülü’nün (s.a.a) şöyle buyurduğunu yazdılar:

“الولد للفراش وللعاهرالحجر”

 “Çocuk anneye aittir ve zinacı taşlanmalıdır.” [34]

Öyleyse onu Ziyad b. Sümeyye olarak anmak gerekir, Ziyad b. Ebu Süfyan değil. Çünkü Ebu Meryem Selülî’nin şahitliğiyle Ebu Süfyan, Sümeyye ile gayri meşru ilişkisi olan kişilerdendi. Muaviye’nin nesep bağı kurması Allah Rasülü’nün (s.a.a) bariz emrine aykırıydı.

3. Alevî hükümetin meşruiyetine karşı mücadele

Zikredilen aykırılıklarının tamamının yanında Muaviye’nin asıl hedefi Ali ve çocuklarının hükümetinin meşruiyetini kaybettirmekti. Kendi iktidarını sağlamlaştırabilmek için karşı cepheyi meşruiyet dairesinin dışına çıkarmaya çalışıyordu. Bu iş için şaşırtıcı yöntemler de kullanıyordu. Mesela:

3.1. Üç halifenin hilafetine meşruiyet kazandırma

Muaviye bu hedef için kendisine bağlı şahsiyetler ve din adamlarından yararlandı. Plana göre İmam Ali (a.s) hakkındaki hadisleri önemsizleştirmeye zemin hazırlayacaktı. Bu nedenle memurlarından defalarca şunu istedi:

3.1.1. “Büyük bir dikkatle, Osman’ın taraftarı olan ve onun faziletlerini anlatan râvileri öne çıkartıp tanıtın. Cemiyetlere katılın ve büyük kişiler olarak gösterin. Onların isimlerini, Osman ve babası hakkındaki rivayet ve hadislerle birlikte bana gönderin.”[35]

Bu sayede kısa süre içinde Osman hakkında muhtelif hadisler uydurulmaya başlandı.

3.1.2. “Osman hakkında rivayetler arttığına göre rivayet edenlere ve yazanlara söyleyin, Ebubekir, Ömer ve diğer sahabe hakkında da hadis uydursunlar. Ebu Turab hakkında işittiğiniz her hadisi kenarda bırakmayın. Bilakis sahabeden onu reddeden hadis nakledin bana. Böyle rivayetler gözümüzü aydınlatır, Ebu Turab’la ilgili delil ve hücceti zayıflatır, onların delil olma vasfını iptal eder.”[36]

Bu siyaset o kadar ilerledi ki artık Peygamber’den (s.a.a) hadis nakleden herkes onun hadisine tereddütle bakar hale gelmişti. İmam Bakır (a.s) bir mecliste bu tür hadislere karşı insanları uyarmak için yüzden fazla konu saydı ve dedi ki: “Ahali bu tür hadislerin doğru olduğunu sanıyor.

هـی واالله کـلهـا کـذب و زور”

Bu Yazıyı Paylaş

İlgili Yayınlar