“Ey Muaviye, kendi yerine oğlun Yezid’i bırakma ve bu konuda ısrarcı olma konusunda Allah’tan kork. Bil ki, nimetler bahşeden Allah’ın, irili ufaklı bütün amellerin kaydedildiği bir sahifesi vardır. Hiçbir amel ondan gizli kalmayacaktır. Muaviye, bil ki Allah, bir kısmını en küçük bir suizanla öldürdüğün ve başka bir grubu suçlayıp zindana attığın insanlar gibi değildir. Hayalin olan oğlun Yezid şarap içiyor ve köpek oyunuyla meşgul. Muaviye, sadece bu işle kendini sarsacağını, dinini imha edeceğini ve insanları ortadan kaldıracağını görüyorum.”
İmam Hasan’ın Cephesinden Çelişkinin Alametleri
İmam’ın barıştan sonraki dönem boyunca ortaya koyduğu bütün girişimler Muaviye’nin faaliyetlerine karşı koymak içindi. İmam Mücteba’nın (a.s) çabalarının omurgası ki kısma ayrılabilir:
a) Dinî Faaliyetler ve İslam Kültürünü Yayma
İmam Medine’ye geldikten sonra muhaddisler ve âlimler Hazret’in etrafında halka oluşturdu. Bu kişiler ya Peygamber’in (s.a.a) sahabesinden ya da İmam Ali’nin (a.s) kıdemli taraftarlarındandı. Veyahut tâbiin ve diğer gruplardan. Birinci gruptan Ahnef b. Kays, Esbağ b. Nebate, Cabir b. Abdullah Ensarî, Cuayd Hemedanî, Habbe b. Cuveyn Arefî, Habib b. Mezahir, Hucr b. Adıyy, Rüşeyd Hecerî, Rufaa b. Şeddad, Zeyd b. Erkam, Süleyman b. Sard Huzaî, Süleym b. Kays Hilalî, Amir b. Vasile b. Eska’, İbaye b. Amr b. Rehebî, Kays b. İbad, Kumeyl b. Ziyad, Haris b. A’var b. Benan, Müseyyeb b. Necbe Fezarî ve Meysem b. Yahya Temmar sayılabilir. İkinci gruptan da Ebu’l-Esved Düelî, Ebu İshak b. Küleyb Sebiî, Ebu Mihnef, Cabir b. Halid, Carud b. Munzur, Hebbabe bint Ca’fer Valebiyye, Süveyd b. Ğafele, Müslim b. Akil’in adı zikredilebilir.
Bunlar çeşitli şehirlerden biraraya toplanmıştı ve ilmî ve manevî eğitim vasıtasıyla Muaviye’nin hamleleri karşısında sağlam bir sed olarak duruyorlardı.[44]
İmam’ın ilim ve eğitim faaliyetleri öylesine derindi ki Muaviye Medine’den Şam’a gelmiş birine İmam Hasan’ı (a.s) sorduğunda şu cevabı aldı:
“İmam Hasan (a.s) sabah namazını dedesinin mescidinde kılıyor. Güneş doğana dek de oturuyor. Sonra öğleye yakın vakte kadar erkeklere ahkamı açıklamakla ve eğitimle meşgul oluyor. Sonra namaz kılıyor ve aynı şekilde kadınlar öğleden sonra onun hadislerinden ve rivayetlerinden istifade ediyor. Bu onun günlük programı.”[45]
İbn Sabbağ Malikî de şöyle yazar:
“و کان اذا صلی الغداه فی مسجد رسول الله جلس فـی مجلسـه یـذکر الله حتی ترتفع الشمس و یحبس الیه من یجلس من سادات الناس یحـدثهم … و یجتمـع النـاس حولـه فیـتکلم بمـا یشـفی غلیـل السـائلین و یقطـع حجـج المجادلین”
“Sabah namazını Mescid-i Nebi’de kılıyor. Güneş doğana kadar oturuyor ve Allah’ı zikirle meşgul oluyor. Gündüzleri erkekler etrafında halka oluyor. O da onlara ilahî ahkamı ve maarifi anlatıyor. Ahali anlattıklarını dinlemek için etrafında toplanıyor. Anlatılanlar dinleyenlerin kalbine şifa bahşediyor. Maarife susayanları doyuruyor. Beyanı kesin hüccettir. Öyle ki tartışma ve münazaraya yer bırakmıyor.” [46]
Elbette ki Hazret böyle faaliyetler için ilim silahıyla donanmıştı. Üstelik de babası Emîrülmü’minîn (a.s) ve dedesi Allah Rasülü’nden (s.a.a) miras bir ilim. Bu nedenle İmam Sadık (a.s) şöyle der:
“Hz. Hasan (a.s) Muaviye ile barış yaptığında bir gün Nahila’da oturuyorlardı. Muaviye dedi ki: “Hz. Rasül’ün hurmayı ağaçta tahmin ettiği ve doğru çıktığını işittim. Bu konuda bilgin var mı? Şiîler hiçbir şeyin ilminin sizden gizli olmadığını iddia ediyor.” Hazret şöyle buyurdu: “Rasül-i Ekrem (s.a.a) salkımlarının sayısını beyan ederdi. Ben de tanelerinin sayısını sana söyleyebilirim. Dörtbindört tane.” Muaviye hurmanın toplanması talimatını verdi. Dörtbinüç tane oldu. İmam dedi ki: “Bir taneyi gizlediler.” Onu Abdullah b. Âmir’in elinde buldular. Bunun üzerine İmam, Muaviye’ye dedi ki: “Allah’a yemin olsun ki ey Muaviye, kafir olacak ve iman etmeyecek olmasan sana istediğin herşeyi haber verirdim. Peygamber hayattayken bunu yapıyordu ve onu tasdik ediyorlardı. Sen diyorsun ki, bunu dedesinden işitmiş olmalı, çünkü o zaman çocuktu. Allah’a yemin olsun ki Ziyad’ı babana nispet edeceksin, Hucr b. Adıyy’ı öldüreceksin ve Şiîlerin başını sana getirecekler.”[47]
b) İmam Mücteba’nın (A.S) Karşı Girişimleri
İmam’ın, iki cephe arasındaki perdeyi kaldıran işlerinden diğer bir kısmı da İmam’ın Muaviye’nin faaliyetlerine karşı gerçekleştirdiği işlerle ilgilidir. Hazret, onun sapkınlıkları karşısına güçlü ve çetin bir savunmacı olarak çıkıyor ve sessiz kalmıyordu. Tabii ki İmam’ın tek başına varlığı bile pek çok sapkınlıklara engeldi ve ortada görünmesiyle birçok ihlalin etki gücü silinip gidiyordu. Bu nedenle İmam’ın şehadetinden sonra Şiîlere büyük baskılar başladı ve bu iş onları yok olmanın sınırına kadar getirdi. Hulasa İmam’ın bu faaliyetleri tam olarak Muaviye’nin din karşıtı girişimleri karşısında yer alıyordu. Bazıların değinelim.