1. Şiîleri himaye
Bu tür karşılıklar konusunda, Muaviye’nin sisteminin baskısı karşısında İmam’ın dostlarına yönelik himayesine değinmek yeterlidir. Yaşanan durumlarda İmam bu şahsiyetlerin yegane sığınağı idi. Büyük bir cesaretle Muaviye’nin ve memurlarının zulmüne karşı dimdik ayakta duruyordu.
İmam’ın dostlarından Said b. Ebi Serh Kufî, Kufe valisinin (Ziyad b. Ebih) hışmına hedef oldu. Ziyad tarafından çağrıldı. O da kaçtı ve Medine’ye giderek İmam’a sığındı. Buna mukabil Kufe’nin hâkimi Said’in ailesini zindana attı, mallarını müsadere etti ve evini yıktı. Bu girişimin haberi Hazret’in kulağına ulaştığında Ziyad’a bir mektup yazdı:
“اما بعد فانک عمدت الی رجل من المسلمین لـه مـا لهـم و علیـه مـا علـیهم فهدمت داره و اخذت ماله و حبست اهله و عیاله فان اتاك کتابی هذا فابن له داره و اردد علیه ماله”
“Müslümanlardan birini gaspetmiş durumdasın. Onun kâr ve zararı Müslümanların kâr ve zararı iken. Evini yıkmışsın. Malını almışsın. Ailesini zindana atmışsın. Mektubum sana ulaşır ulaşmaz evini yeniden yap, malını geri ver…” [48]
Ziyad da buna cevaben şöyle yazdı: “Ziyad b. Ebi Süfyan’dan Hasan b. Fatıma’ya. Mektubun bana ulaştı. Neden adını benim adımdan önce yazdın? Halbuki sen muhtaçsın, bense muktedirim. Sen sıradan insanlardan birisiyken muktedir bir valiye nasıl talimat verebilirsin? Sana sığınan ve senin de hoşnutlukla sığınmasını kabul ettiğin kötü düşünceli birini nasıl himaye edebilirsin? Allah’a yemin olsun ki onu postlar ve etler arasına saklasan bile koruyamayacaksın. Sana ulaşmak istediğimde hiçbir kurala riayet etmeyeceğim. Yemek için en leziz eti senin etin kabul edeceğim. Said’i başka birine ver. Eğer onu bağışlarsam senin aracılığınla olmayacak. Öldürürsem de babana olan muhabbeti yüzünden olacak. Vesselam.”
Bu ifadeler üzerine İmam Mücteba (a.s) Muaviye’ye mektup yazdı ve valisinin mektubunu da kendi mektubuna ekleyip ona gönderdi. Muaviye de çeşitli mülahazalarla Ziyad’a şöyle bir mektup yazdı: “Hasan’a bir mektup yazmışsın. Mektupta babasına sövüyor ve fasık olarak niteliyorsun. Oysa canım elinde olana yeminle, sen kendin fasıklığa daha layıksın… Mektubum eline geçer geçmez Said b. Ebi Serh’in ailesini serbest bırak. Evini inşa et. Mallarını geri ver. Bir daha da ona eziyet etme.”[49]
2. Değerleri savunma
İmam Mücteba (a.s) en değerli ilkelerden velayet ve imameti savunuyordu. Muaviye ise çeşitli yollarla onu ortadan kaldırmanın peşindeydi. Böylece hedefine, yani kendi hanedanının hakimiyetini tesis etmeyi başarabilecekti. İmam bu önemli mesele karşısında birçok tavır geliştirdi. Bazılarına işaret edelim:
2.1. Emîrü’l-mü’minîn’in (a.s) pâk ve mukaddes şahsiyetini beyan
Muaviye, etrafının vesvesesiyle Kufe’de bir meclis oluşturduğu ve Muaviye’nin çevresindekiler İmam Hasan (a.s) ve Emîrülmü’minîn’e (a.s) hakaretler ettiklerinde Hazret, İmam Ali’nin (a.s) ve evlatlarının imamet ve hakimiyetinin meşruiyetini savunurken şöyle dedi: Allah’a yemin olsun ki Peygamber’in Veda Haccında ahaliye hitap ederken söylediklerini bilmiyor ve hatırlamıyorsunuz.
2.2. Liyakatsizler hükümetini kötüleme
İmam’ın bir diğer yöntemi de Muaviye’nin liyakatsizliğini ifşa etmekti. Bu nedenle bir mektupta Muaviye’ye şöyle yazdı: Vallahi eğer Peygamber’in (s.a.a) rıhletinden sonra insanlar babama biat etseydi gök yağmurunu onların üzerine yağdırırdı. Yer onlara bereketini bahşederdi. Sen ey Muaviye, hilafete tamah edemezdin. Fakat hilafet asıl kaynağından saptığında Kureyş bu işte münakaşa etti. Sonunda da tuleka ve evlatları ona tamah edebildi. Halbuki Peygamber (s.a.a) buyurmuştu ki: “Hiçbir ümmet, aralarında daha âlimler olduğu halde hükümet işini liyakatsiz kimselere bırakmadı. İşleri yozlaşıp bozulanlar hariç.”[50]
Aynı şekilde Muaviye’nin kendisine liyakatsiz olduğunu hatırlattı ve şöyle dedi:
“اما الخلیفه فمن سار بسیره رسول الله و عمل بطاعه الله عـز وجـل و لـیس الخلیفه سار بالجور و عطل السنن و اتخذ الدنیا اما و ابـا و عبـاد الله خـولا و ماله دولا و لکن ذلک امر ملک اصاب ملکا فتمنع منه قلیلا و کان قـد انقطـع عنه”
“Halife, Peygamber’in siretine göre yol yürüyen ve Allah’a itaatle amel eden kimsedir. Halife insanlara zorbaca davranan, sünneti iptal eden, dünyayı anne ve babası yapan, Allah’ın kullarını köleleştiren ve mallarını kendi devleti sayan kişi değildir. Çünkü böyle bir kişi saltanata ulaşmış ve kısa süreliğin ondan yararlanan padişahtır. Sonra bunun hazzı kesilip gitmiştir.” [51]
2.3. Pâk olmayanların hükümetinden şikâyet
İmam, defalarca pâk olmayanların hükümetinin meşruiyetini sorguladı ve onların memurlarından şikayetini dile getirdi.
Hazret bir gün Mescid- Haram’da tavaf yapıyordu. Habib b. Mesleme Fehrî’yi[52] gördü. Ona dedi ki: “Ey Habib, seçtiğin yol Allah’ın yolu değil.” Yüzünde alaycı gülümsemeyle cevap verdi: “Babanın yolundan yürürken Allah’a itaat mecrasındaydım yani.”
Hazret şöyle dedi: